GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Avukatlık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:111
Tarih:10.07.2020

GÜLİZAR BİÇER KARACA (Denizli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Yaklaşık sekiz günden bu yana barolara ilişkin düzenlemeyle ilgili sayısız konuşma yapıldı. Bu yürürlük maddesinde ben sormak istiyorum: Bu kanun değişikliğine neden ihtiyaç duydunuz? Demokrasilerde kanunlar toplumun ihtiyaçları, toplumun genelinin ihtiyaçları ya da taleplerine göre şekillenir ama otoriterleşen rejimlerde rövanşist anlayışla kanunlar yapılır.

Şimdi, ben sizlere bu kanunu neden değiştirme gereği duyduğunuza ilişkin birkaç soru sormak istiyorum. Türkiye, Hukukun Üstünlüğü Endeksi'nde 126 ülke arasında 109'uncu sırada. Bu kanunu değiştirdiğiniz zaman 1'incilik kürsüsüne mi çıkaracaksınız Türkiye'yi? Hayır. Hâkim ve savcıları atamada liyakat ve bağımsızlık sıralamasında Türkiye sonuncu sırada; acaba altın, gümüş ya da bronz madalya mı takılacak bu kanun geçtiğinde? Elbette ki hayır. Vatandaşların yargıya ve mahkemelere güven endeksinde, 167 ülke içerisinde 2009'da 31'inci sırada iken, 2019'da, maalesef, 103'üncü sıralamaya gerilemişiz yani, Ürdün'den bile 46 sıra geriye düşmüşüz. Şimdi, soruyorum: Bu kanun çıktığında şampiyon mu olacak Türkiye hukukun üstünlüğünde, yargı bağımsızlığında ya da vatandaşın yargıya güveninde? Ya da bu kanun değişikliğiyle ayda 583 lira gelirle geçinmek zorunda kalan, aç yatan vatandaşlarımızın, 11 milyon yurttaşımızın gelirinde bir artış mı olacak?

Geçtiğimiz hafta kasaba giden, 1 kilo kıymanın fiyatını soran ve fiyatı duyduğunda eziklikle, mahcubiyetle elindeki parayı sımsıkı sıktıktan sonra açıp "5 liralık kıyma ver." diyen teyzenin bu mahcubiyetini ve bu mahcubiyetten öfkesini mi ortadan kaldıracak? Elbette ki hayır. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli milletvekilleri, bu kanunla, sizler, otoriterleşen iktidarınızı güçlendirmek, gitmekte olan koltuğunuza tekrar tutunabilmek amacını taşıyorsunuz. Şimdi, günlerdir İstanbul Barosu, Ankara Barosu, İzmir Barosundan bahsediyorsunuz ve İstanbul Barosuna ilişkin sayısal veriler veriyorsunuz. Şimdi, bu İstanbul Barosu neler yapmış, birkaç başka sayısal veriyi sizlerle paylaşacağım: 2019 yılında İstanbul Barosuna hak ihlali yaşayan 12.402 kadın başvurmuş ve bu kadınların tamamına ücretsiz avukat atanmış. 2020 yılının daha ilk altı ayında 3.823 kadına çıkmış. Şule Çet dosyasını hatırlarsınız değil mi? Delil yetersizliğinden takipsizlik kararı verilen ve sanığı serbest bırakılan davada, İstanbul Barosu ve kadın derneklerinin mücadelesiyle yeniden dava açtırılmış ve Şule Çet'in ölümüne neden olanlar cezalandırılmış ve tutuklanmıştır.

İzmir Barosu, Menderes'te okul müdürlüğü yapan, kırk yıldır aynı okulda görev yapan vatandaşın, zatın çocuklara cinsel istismar davasına müdahil olmuş ve en ağır zararı, en ağır cezayı almasını sağlamışlar. Serviste unutulan Alperen Sakin çocuğumuzun, on beş günlükken cinsel istismara, adı dahi konulmadan cinsel istismara uğrayan bebek Tatar'ın davasında İzmir Barosu müdahil olmuş ve sanıklarına en ağır cezanın alınmasını sağlamış. İzmir Dikili'de kocası tarafından baltayla öldürülen Işık İkizoğlu'nun, İzmir'de boşandığı kocası tarafından öldürülen Serpil Erfındık'ın, İzmir Tire'de 4 yaşındaki çocuğunun gözleri önünde bıçakla öldürülen Müzeyyen'in davalarında İzmir Barosu aktif olarak rol almış ve müdahil olmuş.

Ankara Barosu, başta Atatürk Orman Çiftliği talanına "Dur!" demek için, sayısız doğa katliamlarında sizlerin önüne en büyük engelleri çıkarıp hukuki mücadele vermiş.

Daha geçtiğimiz günlerde, damat İstanbul için, rant projeniz için Ankara, Bursa, Antalya, Balıkesir, Aydın, Gaziantep, Şanlıurfa, Yalova, Artvin, Mersin, İzmir gibi birçok baro dava açmış yani sizlerin Türkiye Cumhuriyeti'ni dönüştürmek istediğiniz anlayışın karşısında dimdik, onurluca, o cübbe altında avukatlarımız ve o barolarımız durmuş. İşte, bu nedenle rövanş almak istiyorsunuz. (CHP sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, toparlayın.

GÜLİZAR BİÇER KARACA (Devamla) - Değerli milletvekilleri, barolar Cerattepe'dir, barolar Kaz Dağları'dır, barolar Eskişehir Alpu'dur, barolar Karaman'da tacize uğrayan çocuklarımızdır, barolar Aladağ'da yanan canlarımızdır, barolar aynı zamanda "Vurmayın, ölüyorum." diyen ve hunharca öldürülen Ali İsmail Korkmaz'ın adalet mücadelesidir. (CHP sıralarından alkışlar) Barolar "Çocuğumu keşke dövmeselerdi, Aliş'imin çok canı yanmış keşke kurşunla vursalardı." diyen annesi Emel Hanım'ın mücadele yoldaşıdır.

Evet, biraz sonra bu kanun teklifinin oylamasında eller havaya kalkacak ama şunu açıkça ifade etmek isterim ki bugün, burada Avukatlık Kanunu'na, baroların bölünmesine, bu ülkenin bölünmesine "Evet" oyu verenler, 2013'de aynı menzile yürüdüğünüz FETÖ terör örgütünün hayalini gerçekleştirenler olarak sizleri tarihe yazacak. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET ŞÜKRÜ ERDİNÇ (Adana) - Hadi canım sen de! Kaç defa anlattık, kaç defa!

GÜLİZAR BİÇER KARACA (Devamla) - Bizleri de hak ihlaline uğramış, tek sığınacak limanı barolar, cübbeli avukatlar olarak görmüş tarihe onurlu insanlar olarak geçecektir.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum.(CHP sıralarından alkışlar)