GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Dilekçe hakkının anayasal ve dünya parlamentolarında özel şekilde gözetilen bir hak olduğuna, avukatların Meclise gelerek Dilekçe Komisyonuna çoklu baro düzenlemesine karşı dilekçe verme haklarının engellendiğine ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:3
Birleşim:111
Tarih:10.07.2020

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkanım, biraz önce Dilekçe Komisyonunun da bir talebini yerine getirdik, önemsediğimiz bir Komisyondur. Malum, parlamentolarda -mesela bizimkine bakarsak- 2 tane anayasal komisyon var: Plan ve Bütçe Komisyonu ve Dilekçe Komisyonu. Sebebi şudur: Parlamentonun yasama yetkisini almadan önce aldığı yetki bütçe yetkisidir. Daha sonra da parlamentolar nezdinde halkın parlamentoyu bir çözüm mercisi olarak görmesi ve bunun bir hakka, kazanıma ve parlamentolar açısından ödeve dönüşmesi de dilekçe hakkıyla olmuştur. Böyle olunca dilekçe hakkı, anayasal bir haktır ve bütün dünya parlamentolarında özel şekilde gözetilen bir haktır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkanım, belki de çok faydalı olamayacak ama...

(Uğultular)

BAŞKAN - Değerli milletvekilleri; Grup Başkan Vekilini duyamıyoruz.

Konuşmak isteyen arkadaşları kulise davet ediyorum; ayrıca, buradan ayrılmamaya da davet ediyorum çünkü toplantı yeter sayısı, karar yeter sayısı istenecektir. Her seferinde bizi güç durumda bırakmaya milletvekillerimizin hakkı yok. Niye on beş dakika ara vereyim, niye on dakika ara vereyim?

Evet, buyurun Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkanım, dilekçe hakkı gibi Anayasa'mızda komisyonu tarif edilen, bütün dünya demokrasilerinde kollanan, korunan, önemsenen bir hak var. Bugün, avukatlar, mesleki birlikteliklerine kastettiğini düşündükleri ve kendi iradelerinin Barolar Birliğine yansıması noktasında ortaya çıkan temsilde adalet ilkesini zedeleyen çoklu baro uygulamasına karşı Meclisin Dilekçe Komisyonuna ulaşmayı ve dilekçelerini sunmayı talep ettiler. Biz, bize başvurduklarında Dilekçe Komisyonundaki üyemizi görevlendirdik. Komisyonun Sayın Başkanı Satır'la görüştüler. Sayın Satır, bir yöntem olarak elektronik başvurunun olabileceğini, Meclise girişin kendi yetkisinde olmadığını, giriş yasağı olduğunu söyledi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Daha sonra, İdare Amirliğiyle görüştük. Meclis İdare Amirliği, gelecek dilekçelerin alınabileceğini söyledi. Ne zaman ki Meclis İdare Amirliği buna izin verdi... Şöyle düşünün Sayın Başkanım: Önceden beri avukatlar Kuğulu Park'talar, etrafları kuşatılmış durumda ve dilekçe vermek üzere yola çıkıyorlar, Meclis "Sokmayacağız." deyince yolda yürüyebiliyorlar. Biz Meclis İdare Amirliğiyle görüştük "Gelirlerse dilekçeyi alırız." dediler; o zaman önlerine TOMA koydular, bu sefer yürütmüyorlar. Şimdi, bir hukuk devletinde böyle bir şey olmaz. Neden yürünmez? Normalde, Anayasa'ya göre, şiddet çağırmadan, elinde silah olmadan, önceden izin almadan yürüme hakkı var insanların. Kaldı ki buradaki yürüme hakkı protesto maksatlı yürüme hakkı yani sokakta yürüme, kaldırımda yürüme; Meclise yürüyerek gitme hakkını kısıtlamak hangi aklın ürünü?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, toparlayın Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Meclis "Sokmam." deyince yürütüyorlar, "Buyur gel." deyince önüne TOMA koyuyorlar ve öyle bir noktadayız ki... Dilekçe hakkı, anayasal bir hak; yürüyüş hakkı, anayasal bir hak. İnsanların zaten seyahatine, yer değiştirmesine engel olmak olmaz. Sorulduğunda da "Corona tedbiri." diyorlar.

Süleyman Soylu, eğer bir anayasal hakkı kullandırmıyorsan, yetki aşımı yapıyorsan, kanunsuz emir veriyorsan mert ol kardeşim, "Ben bunu böyle yaptım." de!

Neyin arkasına saklanıyor? Gözün görmediği, Allah'ın cezası coronavirüsün arkasına saklanıyor. Böyle bir şey olmaz! Coronavirüs varmış, yürütmez; Meclis sokmazken yürütüyor, Meclis "Buyursunlar." deyince TOMA koyuyor ve dilekçe vermelerine engel oluyorlar. Artık insaf, vicdan, akıl... Sokakta yürüyüp Meclise ulaşmaya kim nasıl engel olur? Tek tek...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Böyle bir şey olmaz. Bahanesi virüs olunca...

Sayın Başkan, siz hassasiyetle üstünde duruyorsunuz: Türkiye Cumhuriyeti devleti vardır, güçlüdür. Bu devlet, bir hukuk devletidir.

BAŞKAN - Doğrudur.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Hukuk devletinde İçişleri Bakanı, coronavirüsü bahane edip avukatın dilekçe vermeye gitmesini engeller mi ya? Biraz insaf, biraz vicdan! Siz, bu tarihlerde bu hukuksuzluğa sessiz kalan milletvekilleri olarak mı tarihe geçmek istiyorsunuz? Her biriniz vicdanları olan insanlarsınız; düşünün, geçmişte sizi en rahatsız eden olayı düşünün, dilekçe vermek isteyince bu yapıldıysa ya da yapılmayıp da ya yapılırsa vicdanınız elverir mi? Yapmayın bunu, Türkiye'ye bu kara lekeyi yaşatmayın ve tarihin önünde sorumlu olmayın.

Bir hadsiz Süleyman, virüsün arkasına saklanıp Anayasa çiğneyemez! (CHP sıralarından alkışlar)