GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: 8 Temmuz 2020 tarihli Sakarya ili Hendek ilçesindeki havai fişek fabrikasında meydana gelen patlamanın araştırılması amacıyla verdikleri Meclis araştırması önergesinin reddedildiğine, 3 askerin şehit olduğu Adapazarı ilçesi Taşkısığı Mahallesi'nde yeni bir patlamanın yaşandığına ve 9 Temmuz Metin Altıok'u ölümünün 27'nci yıl dönümünde rahmetle andıklarına, Meclis Başkanlığı görevine yeniden seçilen Tekirdağ Milletvekili Mustafa Şentop'a başarılar dilediklerine ve seçilmesinin ardından yaptığı teşekkür konuşmasına, 9 Temmuz CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun öncülüğünde gerçekleştirilen Adalet Yürüyüşü'nün 3'üncü yıl dönümüne, AK PARTİ Genel Başkan Vekili Numan Kurtulmuş'un İstanbul Sözleşmesi'ne ve AK PARTİ Grup Başkan Vekili Bülent Turan'ın "çoklu baro" terimine ilişkin açıklamalarına, temsilin önemli olduğu çoklu baro teklifinin Adalet Komisyonundaki görüşmelerine katılmak isteyen baro başkanlarının Meclise alınmadığına, Ankara ili Kuğulu Park'ta baro başkanlarının yanında olm
Yasama Yılı:3
Birleşim:110
Tarih:09.07.2020

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Geçtiğimiz hafta Sakarya Hendek'te çok ciddi bir facia yaşadık, 7 yurttaşımızın yaşamını yitirmesi yüreğimize ateş düşürmüştü. Dün bu konudaki grup önerimiz reddedildi; benzer facialar yaşanmasın diye destek istemiştik, önermiştik. İktidar partisi bu konuyu araştırmaya, üzerinde araştırma komisyonu kurulmasına değer görmedi, o yönde oy kullandı ve facianın devamında, bugün akıl almaz bir olay yaşandı.

Bu tuhaf ölümler ülkesinde, boşuna ölümler ülkesinde, yok yere yitip gidenler ülkesinde bu sefer de orada patlamamış olan mühimmat veya orada patlamamış olan havai fişeklerin imha için taşınması sırasında 3 askerimiz şehit oldu, 6 personel yaralandı. Oradaki çığlık duyulmayacak gibi değil. Böyle bir tedbirsizlik nasıl olabilir? Patlamamış olan havai fişekler taşınırken hem de özel bir şirketin nasıl... Bu konuda gerekli tedbirlerin alınması lazım, kamu güvenliğinin sağlanması lazım ama bu özel şirketin yarattığı bu tehdidi ortadan kaldırırken Mehmekçik'i kullanmak, belediyenin kamu araçlarını kullanmak, belediyede çalışan işçileri kullanmak ve onların... Uzuvları kopan personel var, 3 asker şehit; bunlar sonuçta Mehmetçik. Buna artık hakikaten biraz vicdan, biraz insaf, biraz kalbi bir pencereden de bakmak lazım.

İlk günlerde soruşturmaya istikamet verme endişesini taşıdığımız Cumhurbaşkanı tarafından açılan o geçmiş olsun telefonu ki işçinin ailesine aç, varsa sendikasına aç, kaymakama aç, valiye aç ama bir numaralı şüpheliye açma şu telefonu.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Veya bir telefon açılacaksa, burada nasıl daha fazla güvenlik önlemi alınacak; bu iş tekerrür etmesin, sayı artmasın. Bunun için bakmak lazım. Hakikaten çok rica ediyoruz, bu meseleyi artık bu tuhaf ölümler ülkesi, boşuna ölümler ülkesinde yaşamak istemiyoruz. Herkes sorumluluğunun farkına varsın.

Bugün 9 Temmuz, Madımak katliamında ağır yaralanan şiirimizin en önemli isimlerinden Metin Altıok tedavi gördüğü hastanede bugün yaşamını yitirmişti. Madımak katliamında yaşamını yitiren tüm aydınlarımızı, yurttaşlarımızı ve şair Metin Altıok'u bir kez daha rahmetle, minnetle, özlemle anıyoruz, katilleri bir kez daha lanetliyoruz. Madımak'a "katliam"dan yeniden "Madımak olayları" denecek cüreti gösterenleri bir kez daha kınıyoruz ve 25 ve 26'ncı Dönem Milletvekilimiz olan Zeynep Altıok'un bugün yeniden yüreğinde harlayan acıya ortak olduğumuzu ifade etmek istiyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan, dün Sayın Mustafa Şentop Meclisimizin takdiriyle 3'üncü turda yeniden seçildi; kendisine başarılar diliyoruz.

İki yıl boyunca kendisini çok ciddi şekilde eleştirdik çünkü Anayasa'yı taşıyamadığını, İç Tüzük'ü koruyamadığını, tarafsızlık çizgileri içinde kalamadığını, kantarın topuzunu ortada tutamadığını ve o topuzu çok kaçırdığını, zaman zaman Cumhur İttifakı'nın başkanıymışçasına, Cumhur İttifakı'nın bileşenleriyle imzalar atan ve "Biz de katkı sağlarız." dediğimiz yasalardan bile bizi uzak tutan tutumunu eleştirdik. Dünkü teşekkür konuşmasındaki taahhütlerini önemsiyoruz. Diyor ki: "Bundan sonraki üç yılda Anayasa'ya, İç Tüzük'e uygun ve eşit davranacağımdan kimsenin şüphesi olmasın." Ümit ederiz ki yaptığımız eleştirilerden, kendi yaptığı vicdan muhasebesinden ve bir hukukçu olarak hukuka karşı, Anayasa'ya karşı koruyucu değil de ihlal edici tavrından duyduğu üzüntü, yaptığı öz eleştiridir onları kaleme aldıran. Şeklî değil, hissî bir yaklaşımsa biz bunu takip edeceğiz, tarafsız kalırsa bunu öveceğiz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Biz, 23'üncü Dönemde, AK PARTİ'de "Köksal Toptan" ismi geçtiğinde, "Aday gösterirseniz oy veririz." dedik. İlk turda 400'ün üzerinde oyla seçildi. Dün 400'ü neden aradık biliyor musunuz arkadaşlar? Nitelikli çoğunluk en geniş toplumsal uzlaşı, en geniş grupların uzlaşısını arar ama böyle bir adayınız olamadı, böyle bir aday gösteremediniz.

İngiltere'de, dar bölge seçim sisteminde şöyle bir gerçek var: İngiltere Parlamentosunun Başkanı "speaker" olarak adlandırılan kişi öyle bir Başkanlık gösteriyor ki, dar bölgede karşısına büyük partiler örneğin, Muhafazakâr Partidense Liberal Demokratlar ve İşçi Partisi aday göstermiyor, "O kadar adildin ki o bölgeden sen gel, benim de adayımsın sen." diyor. Böyle Meclis başkanları olursa hukukun üstünlüğü oluyor, Meclise saygı artırıyor. Böyle Meclis başkanlarını özlüyor, o Meclis Başkanlarına jest yapacağımız günlerin sözünü veriyoruz ama adalet istiyoruz Sayın Başkan.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkanım, 9 Temmuz, aynı zamanda bizim siyasi tarihimizin bir onur günüdür. 432 kilometre "hak" "hukuk" "adalet" diye yürüyen Sayın Genel Başkanımız, o miting meydanına yürüyüp son kilometreyi Maltepe'de milyonların karşısında tüylerin diken diken olduğu o büyük coşku, gözyaşları ve alkışlar içinde tamamlayıp 9 Temmuzda "hak" "hukuk" "adalet" diye dünya siyasi tarihinin en uzun mesafeli ve günlü barışçıl protesto eylemini gerçekleştirmişti. Hepimiz birer adalet yürüyüşçüsü olarak Genel Başkanımızı ve o gün de yolumuza yol veren, omzumuza omuz veren, bizimle birlikte yürüyen ve gönülleri bizimle birlikte olan herkesi bu yıl dönümünde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak bir kez daha selamlıyoruz.

Sayın Başkanım, çok konu var ama kısa kısa değineceğim. İstanbul Sözleşmesi'yle ilgili Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkan Vekili Numan Kurtulmuş tarafından "bundan geri adım atılacağı" ifadelerini son derece riskli ve tehlikeli buluyoruz. Türkiye için bir onur meselesidir; AK PARTİ iktidar döneminin en çok övünebilecekleri icraatıdır. Coğrafi ev sahipliğini Türkiye tarafından ilk imzayı koyma noktasına taşımışlardır. O gün, sözleşmedeki ifadelerden rahatsız olmayanlar, onu Türkiye için bir gurur vesilesi olarak anlatan bir eril dilin bugün...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - ...Adalet ve Kalkınma Partisinde duyarlı kadın söylemlerini bastırdığı, önüne geçtiği şüphesinden rahatsızlık duyuyoruz. Eğer, İstanbul Sözleşmesi konuşulacaksa bunu Türkiye'nin kadınlarının ve AK PARTİ'nin kadın siyasetçilerinin konuşması gerekir. İstanbul Sözleşmesi'nin yüklediği hakları ve ödevleri tam olarak yerine getirecek bir Meclis faaliyeti yürütmemişken, Anayasa madde 90 "Eğer yasalarla çelişirse uluslararası sözleşmeler geçerli." derken, dünyada 54 ülke imza koymuşken, bu konuda ilk imzayı atan ve Meclisten bunu oybirliğiyle geçirmiş bir ülkeyken İstanbul Sözleşmesi'ne sahip çıkmak başta şu andaki tüm aktif kadın siyasetçilerin, hepimizin ve tüm Türkiye'deki kadın hareketinin son derece önemli bir görevidir. Bu konuda Numan Kurtulmuş'un açmaya çalıştığı gediğe karşı kadınların yanında duruyoruz; hangi siyasi görüşten olursa olsun kadınların yanında duruyoruz. (CHP sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN -Teşekkür ederim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Efendim, son bir başlığım var.

BAŞKAN - Buyurun.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkanım, bir çoklu baro kanunu var. Sayın Bülent Turan, toplumdaki tepkiden ve yerleşen algıdan rahatsız olmak üzere "Ne demek çoklu baro, bunu da kim çıkarmış 'çoklu baro' diye bir şey yok. Baroların yönetimi üzerine tartışıyoruz; isteyen ayrılır, isteyen ayrılmaz." diyor. "Çoklu baro" ifadesini 29 Haziran günü Sayın Erdoğan, kabine toplantısının ardından düzenlediği basın toplantısında "prompter"dan okumak marifetiyle "Çoklu baro yönetimi üzerinde duruyoruz, bu konuyla ilgili kanun teklifini yarın sabah veriyorlar." demiş ve düzenlemeyi bu şekilde kamuoyuna duyurmuştur. "Çoklu baro" terimine itiraz eden Bülent Turan, vekaletini yürüttüğü Genel Başkanının ifadelerine itiraz ediyordur, bunun altını çizelim.

Ayrıca, Sayın Başkanım, baro başkanlarının -80'inin karşı çıktığı, 78'inin imza koyduğu- pek çoğunun Meclisin kapısının önünde, duvarın dibinde kaldıkları hazin görüntülerini hepimiz üzüntüyle gördük, izledik. O günlerde Komisyonda temsilleri önemliydi, defalarca söyledik. Bir gün önce, avcıların temsilcileri vardı, hayvanseverler vardı, TEMA temsilcileri vardı...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Toparlayalım Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - ...bir gün sonra baro başkanları Meclisin duvarındaydı. İçeri davetleri için yürüttüğümüz bütün diplomasiler ustalıkla ve elinin tersiyle itildi; denildi ki "3'ü girsin, konuşsun, çıksın." Baro başkanları dedi ki: "Hiç değilse içeriden takip edelim, bu Meclis bizi kapısından soksun." O gün Komisyonda temsil önemliydi, sadece Türkiye Barolar Birliği vardı. Türkiye Barolar Birliğinden beklenen temsiliyet son derece saygı duyduğumuz bir genç kadın arkadaşımızla, düşük temsiliyet noktasında, bir teknisyen temsiliyet noktasında temsil edildi. Tümü üzerinde söz almadılar; bu, şu demektir hepimiz biliriz: Tümü üstünde sözün yoksa tümüne karşı değilsin. 1'inci madde de konuştular; bu, şu demektir: "Çoklu baroya karşıyız, temsilde adaletsizlik yaratan maddelere sözümüz yok." Dün, Türkiye Barolar Birliğinin nihayet, Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu adıyla gruplara e-mail olarak yolladıkları, yazdıkları metindeki billurlaşma bir ölçüde telafi edici nitelikte olmakla birlikte samimiyeti sorgulanır düzeydedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Basbayağı uzun oldu. Buyurun.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Ama pek çoğumuz böyle kullandı; bugün gündem çok yoğun Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Buyurun.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Özür dileyerek ve kısa sürede toparlayacağım.

Baro başkanları bugün Kuğulu Park'tayken Kuğulu Park'ta olması gerekenlerin birazdan görüşülecek İYİ PARTİ grup önerisini dinlemek üzere Meclisimizi şereflendirmiş olmaları manidardır; HDP grup önerisindeki mevsimlik tarım işçilerini dinlemek yerine biraz diplomasi aramaları gerekmektedir. Önümüzdeki bir saat sonraki görüşmelerde demir yolu hatlarındaki yapısal sorunların görüşüleceği Cumhuriyet Halk Partisinin grup önerisine gösterilen teveccühün parçalanmakta olan, yok edilmekte olan birliğin korunması için gösterilmesi, bir duruş olacaksa Kuğulu Park'ta durulması, sarayın karşısında dik durulması gerekmektedir. (CHP sıralarından alkışlar) Burada, Meclise gelen herkes baş tacıdır, millî iradeye duyulan saygı baş tacıdır ama vakit, şov vakti; vakit, "Duruş göstereceğim." diye grup önerisi izleme vakti değil; vakit, mesleğe, barolara, güç aldığınız örgütünüze sahip çıkma vaktidir.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkan. (CHP sıralarından alkışlar)