GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: 222 sıra sayılı Kanun Teklifi'nin görüşmelerine başlanmasının İç Tüzük hükümlerine uygun olup olmadığı hakkında usul görüşmesi münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:109
Tarih:08.07.2020

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kamuoyunda çok tartışılan bir kanun, akıl almıyor, tutulacak tarafı yok ama bunu uzun uzun arkadaşlarımız anlatacak, birazdan Anayasa'ya aykırılık iddiamız da tartışılacak.

Paçasından Anayasa'ya aykırılık akan ve iki buçuk aydır konuşulduğu hâlde, sunulduktan sonra apar topar, kırk sekiz saat bile beklenmeden... Yani "Ne öneriyorsunuz? Buna bakalım, çalışalım ve gelelim, Komisyonda katkı verelim." yaklaşımımıza bile iki buçuk ay boyunca yok "nispi temsil" dediniz, "delege sayısı" dediniz, başka bir şey dediniz, sonra bu dediklerinizin pek çoğundan vazgeçip baroları bölen, Anayasa'yı çiğneyen ve esasen de delege sayılarına müdahale eden bir teklif getirdiniz. Kendinize öz güveniniz olsa kırk sekiz saat beklersiniz. Ama neden? "Bir an önce geçireceğiz. Cuma akşamı gidiyoruz, cumartesi sabahına kalamayız." Sonuçta hep birlikte pazartesi sabahına kaldık. Oysaki on iki saatlik -söylediğimiz tolerans da değil- İç Tüzük hakkını kullandırsaydınız bunlar yaşanmayacaktı. Bugün de yine aynı yanlışta ısrar durumu var.

Bakın, Komisyon toplantısı hiç yapılmamıştır, hiç. Neden? Bir toplantı nasıl yapılır? "Toplantı" dediğin şeyin üç tane kurucu unsuru var: "Ne zaman? Nerede? Kimlerle?" sorularına cevap vereceksiniz. Ne zaman? "Kırk sekiz saat sonra." diyor. Yapmış mısınız? Yok. Zaman yönünden sakat. Nerede? "En uygun salonda." COVID var, ilköğretim öğrencileri için bile metrekare hesabına vurduğunuzda 40 metrekarelik sınıfta 10 öğrenci; siz, 160-170 metrekarelik bir alana dünyanın insanını dolduruyorsunuz, COVID şartları o salonda olduğu için de sivil toplumun, meslek örgütlerinin katkılarına veya gazetecilerin çalışma isteklerine olumsuz cevap veriyorsunuz. Mekân yönünden de sorunludur. Üç: Kimlerle? Vallahi, Anayasa da söylüyor, İç Tüzük de söylüyor, bu kanun kimleri ilgilendiriyorsa onlarla.

Arkadaşlar, bir görüşme yaptık. Neyi değiştiriyoruz? Baroları. Kiminle konuşacağız? Barolarla. Nerede baro başkanları? Kapının önünde, duvarın dibinde dizilmişler. "Komisyona çağırın." Efendim, önce, 7'sinin resmî başvurusunu Komisyon Başkanlığı resen reddetmiş. Daha sonra kamuoyu... Ne zaman biz açıkladık ki siz av alanlarının belirlenmesi için Tarım Komisyonuna Avcılar Kulübü Başkanını bir gün önce getirmişsiniz de bir gün sonra baro başkanlarını dışarıya dizmişsiniz Menemen bardağı gibi, içeri sokmuyorsunuz, o zaman kamuoyundaki tepkilerden utanıp, çekinip lütfetti beyefendiler "Peki, 3'ü içeri girsin..."

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Sayın Başkanım...

BAŞKAN - Toparlayın.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Bir kere, 80 baro var, 80 baronun hiçbiri sizi kapıda bırakmamış bugüne kadar ama siz onları kapıda bıraktınız. (CHP sıralarından alkışlar) Önerdik, dedik ki: "Lütfen baro başkanlarımızı bir salona alalım, hem de işin yapısı gereği tarafsız bir salona alalım, o tarafsız salon Genel Sekreterlik Toplantı Salonu..." Bütün Komisyon başını salladı, destek verdi ama bu da hayata geçemedi. 77'si salonda, 3'ü içeride olacaktı. Olumlu bakıldı, dönüldü dolaşıldı, reddedildi, olmadı. Sonuç: Sayın Başkan, Komisyonunda zaman bakımından, mekân bakımından ve katılımcılar bakımından sakatlanmış bir toplantı yaptık. Bunun, doğrusu, bu üç kurucu unsurun sakatlıklarının ortadan kaldırılacağı yeni bir Komisyon toplantısının uygun bir mekânda, tüm katılımcılarla, baro başkanlarının da katkısıyla yapılması gerekmektedir; aksi takdirde, yaptığımız iş anayasal açıdan yok hükmündedir.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)