GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: AK PARTİ Grubu önerisi münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:105
Tarih:30.06.2020

CHP GRUBU ADINA ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; iktidar partisi "Meclis önümüzdeki günlerde nasıl çalışsın?" diye bir grup önerisi getirdi. Aslında, genel bir mutabakat var: Bu şartlar altında çalıştıkça sağlığımızı kaybediyoruz. Çeşitli partilerdeki milletvekillerimiz Covid'e yakalandı, çok sayıda Meclis çalışanının Covid rahatsızlığı var ama her şeye rağmen çalışalım deniyor. Aslında, elde üzerinde mutabakat sağlanabilecek pek çok konu var ve aslında Meclisin bunları halledip hepimizin sağlığı için bir süreliğine ara vermesi -belki bir hafta- mümkün ama buna imkân yok. Çünkü bir kesin karar var: Baroların seçim sistemi değiştirilecek. Buna karar verildi ve bununla ilgili de...

Bugün savunma mesleği için kara bir gün ama Meclis için, Meclis tarihi için hakikaten utanç verici bir noktaya geldiğimiz bir gündeyiz. Verilen teklifi inceleme imkânınız oldu mu bilmiyorum, teklif tam olarak şu noktada: İstanbul'da 46 bin avukat var, Tunceli'de 42, Ardahan'da 48 avukat var. Avukatların sayısına göre temsilci yani delege geliyor Barolar Birliği yönetimi seçilirken o kuralı değiştiriyorsunuz. Böylece ne oluyor biliyor musunuz? 46 bin üyeli İstanbul sizin teklifinize göre 13 delegeyle, 42 üyeli Tunceli, 48 üyeli Ardahan 4 delegeyle temsil ediliyor. Yani, Ardahan'daki 10 avukat 1 delege yollarken İstanbul'daki 3 bin avukat 1 delege yolluyor. Yani Ardahan'daki avukatın oyu, İstanbul'dakinin 300 katı değerli hâle gelmiş oluyor. Şimdi, temsilde adaleti konuşacağız ya... Örneğin, bakın yaptığınız iş şu: Sayın Cumhurbaşkanı Barolar Birliği meselesine şöyle bakıyor: "Memleketim Rize'de 181 avukatın olduğu bir baro var, o 4 delege yollasın; İzmir'de 9.612 avukat var, onlar da 5 delege yollasın." Yani Rizeli avukatın oyu İzmirli avukatın 60 katı değerli olsun, önergeniz bu. Sebep ne? Sebep şu: Geçmişte, bir Anayasa Mahkemesi açılışında onur kırıcı tavırlarınıza muhatap olan, sonra -nasıl olduysa oldu- makulleşen ve sizin için makbulleşen Barolar Birliği Başkanının artık bir seçim kazanması mümkün değil. Ne yapacaksınız? Seçim sistemini değiştirip -ama akla hayale gelmez yöntemlerle- kendisinin yeniden seçilmesini olanaklı kılacak bir delege yapısı hazırlamaya çalışıyorsunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyursunlar.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Bunu hem de Anayasa üzerine ant içilen, Anayasa'nın temsilde adalet noktasında Anayasa Mahkemesi kararlarının... Elimde 3 tane karar var, bunun yirmide 1'i kadar kötü uygulamaları "Temsilde adalete uymaz." diye iptal etmiş, İstanbul Tabip Odasında, Veteriner Hekimleri Odasında ama durum şu: Bakın, arkadaşlar, bu kafa sizi nereye götürür biliyor musunuz? O, zamanında -söyleyeni bağlar- çok ayıpladığımız, "Efendim, dağdaki çobanın oyuyla benim oyum bir mi olacak?" diyen bir kafa var ya, sizin bu kafanız şuraya geliyor: Efendim, ben İzmir'den oy alamıyorum, Rize'den alıyorum. O zaman İzmirliler 200 bin kişiye 1 milletvekili seçsinler, Rizeliler 40 bin kişiye 1 milletvekili seçsinler, 20 bin kişiye 1 milletvekili seçsinler.

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) - Rize'den yüzde 77 oy alıyoruz. (CHP sıralarından "Dinle! Dinle!" sesleri)

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Bu ne kadar adilse, bu ne kadar mertçeyse, bu ne kadar elde bulundurulan yasama imkânını demokrasiyi ortadan kaldırma noktasında kullanmaksa barolar için yaptığınız iş de odur, barolarla ilgili yaptığınız iş de odur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyursunlar.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Toparlıyorum efendim.

Barolar Birliği ve barolar Anayasa'nın 135'inci maddesinden kuvvet alırlar, güç alırlar. O madde der ki: "Bunlar, kamu kurumu niteliğinde meslek örgütleridir, kamu tüzel kişilikleridir." Siz, nasıl Marmaris'e ikinci bir kaymakam atayamazsanız, nasıl İstanbul'a ikinci bir defterdar atayamazsanız, nasıl bakanın, nasıl bakanlıkların ikinci bir tanesi olmazsa kamu kurumu niteliğinde olduğu ve bu, Anayasa'da yazdığı için baroların da ikincisini, üçüncüsünü yapamazsınız. Yaparsanız ne olur? Yaparsanız şu olur: Ak avukatlar barosu, sosyal demokrat avukatlar barosu, milliyetçi avukatlar barosu; baro logolarında Rabialar, kurtlar, kuşlar, altı oklar ve tamamen birbirinden ayrışmış, birbirine düşmüş, kutuplaşmış bir meslek örgütü.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Bitireyim, kapatıyorum

BAŞKAN - Tamamlayalım.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Bunu yapmanın size bir faydası olmadığı gibi, savunma mesleğine bir faydası olmadığı gibi, Türkiye'nin dışarıdan görünüşüne... Ya bunun bir İngilizcesi var mı, Almancası, Fransızcası var mı? Yurt dışından Türkiye'ye bakan adam bakacak, zaten ülkeyi kim yönetiyor? Recep Tayyip Erdoğan. Ekonominin başında kim var? Damadı. Zaten görüntü bir Orta Doğu görüntüsü. Bunun üstüne, efendim, Türkiye'de 40 tane üyesi olan baro 4 delege yolluyor, 9 bin tane üyesi olan baro 5 delege yolluyor; Sırf Recep Tayyip Erdoğan'a yakınlık ya da onun duyduğu husumet üzerinden kurulmuş bir denklem. Bu ayıbı teşhir etmeye, buna direnmeye, Türkiye'ye bu ayıbı yaşatmamanız için gerekli tüm mücadeleyi vermeye biz hazırız. Hodri meydan! (CHP sıralarından alkışlar)