GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Bazı Kanunlarda ve 399 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:101
Tarih:17.06.2020

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Teklifin 2'nci maddesi üzeri grubumuz adına söz almış bulunuyorum. 14 Haziran 2020'de meydana gelen, yaklaşık yerin 8 kilometre derinliğinde ve büyüklüğü 5,7 olan depremde maalesef 1 vatandaşımız hayatını kaybetmiştir, 30 vatandaşımız enkazın altından kurtarılmış, onlarca hayvan telef olmuş ve onlarca ev de maalesef yıkılmıştır. Değerli milletvekilleri, 2'nci maddeyle elbette önemli bir konu, vatandaşımızın yanında olacağımız bir konu gündeme getirilmektedir. Burada, Tunceli, Adıyaman, Van, Elâzığ, Malatya, Diyarbakır ve Manisa'da yaşanan mağduriyetlerin giderilmesi için ek önlemler alınması öngörülmektedir. Tabii ki, depremlerden zarar gören vatandaşlarımıza yönelik yapılacak her türlü desteği doğru ve olumlu bulduğumuzu buradan ifade etmek isterim ancak bu vesileyle önemli bir konuyu dile getirmeyi de bir görev kabul ederim. Ülkemizde hâlâ yara sarma politikasıyla afet yönetim sistemi yürütülmektedir ne yazık ki. Buna bir an önce son vermek gerekmektedir. Deprem sonrasını içeren yara sarma harcamaları çok yüksek değerlere mal olmasına rağmen -can kayıpları dışında- zarar azaltmayla, yapılacak 1 birim harcamanın afet zararında en az 5 birim azalma anlamına geldiği gerçekliği ısrarla göz ardı edilmeye devam edilmektedir iktidarınız tarafından.

Değerli milletvekilleri, başta deprem olmak üzere, heyelan, sel, su taşkını ve benzeri gibi pek çok doğa olayı insan eliyle ne yazık ki afete dönüşmektedir. Nasıl afete dönüşmektedir? Çünkü bu doğa olayları yeterli önlem almadığımız için, bilimsel verileri baz almadığımız için, bilimsel verilerden ve multidisiplinerden yararlanmadığımız için maalesef afete dönüşmektedir.

Evet, değerli milletvekilleri, her afette ve her depremde sürekli olarak böyle istisnalar yaratıp yeni ilaveler mi yapacağız? Burada yapmamız gereken, köklü yapısal değişikliklere gitmektir. Değerli milletvekilleri, meydana gelen mağduriyetlerin giderilmesi gerekmektedir elbette ama palyatif çözümler üretmek yerine asgari zararın yaşanacağı kanunlar bir an önce hayata geçirilmelidir. Bu konuda Çevre Bakanlığı, üniversiteler, odalar, ilgili kurumlar bir araya gelerek, bundan sonra, ortak aklın baz alındığı çözümler mutlaka üretilmelidir. Depremlerin neden olduğu hasarlardan sorumlu başlıca faktörler, bizce, sağlıksız, yasa dışı yapılaşmaya dayalı, hızlı ve düşük nitelikli kentleşme, bilimsel normlara dayanmayan arazi kullanımı ve yer seçimi kararları, denetimsizlik ve tüm bu olumsuzları giderecek yasal düzenlemelerin yapılmamasıdır.

Değerli milletvekilleri, ne yazık ki Türkiye'de 20 milyona dayanan yapı stokunun yüzde 75'i ruhsatsız ve kaçak olarak yer almakta, yüzde 60'tan fazlası 20 yaş üzeri konutlardan oluşuyor, yüzde 50'ye yakını da ya oturulamaz durumda ya da yıkılması gerekiyor, güçlendirilmesi gerekiyor. Türkiye, acilen, deprem öncesi, deprem sırası ve sonrasında yapılacak çalışmalara ilişkin kamu ve toplum yararını önceleyecek deprem stratejisi, bir ulusal deprem stratejisi, Türkiye deprem master planı ve afet yönetimi stratejik planını hayata geçirmelidir. İmar, yapı, dönüşüm alanları, yapı denetimi ve afet yasaları tüm birimlerin katılımıyla, tüm mühendislik birimlerinin katılımıyla yapılmalı "imar affı" ve "kentsel dönüşüm" adı altında rantsal dönüşüme derhâl son verilmelidir.

1999 depremi üzerinden yirmi bir yıl geçmiş olmasına rağmen, on sekiz yıllık AKP iktidarında ne yazık ki hâlâ köklü bir değişiklik olmamıştır. 2020 Ocak ayından bugüne kadar 50'yi aşan ölümlü deprem vakası yaşanmıştır. Doğu Anadolu fay kuşağı 580 kilometre uzunluğunda olup burası sismik fırtınalar olabilecek bir alandır arkadaşlar, Kuzey Anadolu fay kuşağı da. Artık, zannediyorum, bu haritayı ezberlemeyenimiz kalmadı. Yüzde 92'si deprem kuşağında olan ülkemizde bir an önce fay yasası çıkarılmalı, bu fay zonu üzerinde tıpkı sit alanlarında olduğu gibi yapılaşma yasağı getirilmelidir. Bu bilimsel veriler ışığında, bu yapılaşma alanlarında, zonların dışında yapılaşmaya izin verirken de zemin etütlerinden başlayarak yapıların denetlenmesi, yapının denetimi, yapı kalitesi ve işçiliğe uzanan bir dizi yasal tedbirlerin de alınması gerekmektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Toparlayın Sayın Milletvekili.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Devamla) - Hemen bitiriyorum.

Artık şu görüntüler, taşların üst üste dizildiği, hiçbir yapısal denetimin olmadığı şu görüntüler 20'nci yüzyılda Türkiye'ye yakışmıyor arkadaşlar. Kuzey Anadolu fay kuşağı ve Doğu Anadolu fay kuşağı hareket hâlindedir. Olası bir depremde on binlerce vatandaşımızı kaybedeceğimizi bilmemize rağmen ne yazık ki hâlâ sanal gündemlerle uğraşıyoruz. Bir an önce bu fay yasası ve afet yasasının çıkarılarak önlemlerin alınması gerekiyor. Bugün başlansa İstanbul'daki depremle ilgili en az otuz beş yıl çalışmamız gerekiyor. Bu kentsel dönüşümlerin rantsal dönüşümden bir an önce kurtarılması gerekiyor. Sahici, rantabl ve günü kurtaran çalışmalardan uzak bir çalışmanın yapılması gerekmektedir.

Ülke kaynaklarının halkımızın afetlere karşı sağlıklı ve güvenli yaşaması için ayrılması gerektiğini ifade ediyorum, halkımıza tekrar başsağlığı ve geçmiş olsun dileklerimi iletiyor, hepinize saygılar sunuyorum (CHP ve HDP sıralarından alkışlar)