GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Rekabetin Korunması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:98
Tarih:11.06.2020

İSMAİL ATAKAN ÜNVER (Karaman) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Rekabetin Korunması Hakkında Kanun üzerinde görüşüyoruz. Ben size siyasi rekabetin korunmasından ve siyasi rekabeti bozan işlerden bahsedeceğim.

Geçen hafta, millî egemenliğin vücut bulduğu bu ulu çatı altında milletin iradesine yargı aracı kılınarak darbe yapıldı. Yapılan bu darbeyi, 1'inci parti milletvekilleri, hukuki olduğu gerekçesiyle savundular. Madem bu karar Anayasa'ya, İç Tüzük'e ve hukuka uygun, İstanbul Milletvekilimiz Enis Berberoğlu için söylüyorum, Meclis Başkanlığı bu kararı okutmak için niye iki yıl bekledi? Madem bu uygulamanın hukuki olduğunu savunuyorsunuz, iki yıl bu kararı bekletenlere söyleyecek bir sözünüz yok mu? Madem "İşlem hukukidir." diyorsunuz, bu yüce çatı altında neden iki yıldır hukuksuzluk yaptınız? Hukuk, birilerinin inisiyatifiyle var olmaz, yok da olmaz; bu karar niye şimdi okundu? Meclis Başkanı "Yargı paketlerinden ve infaz hükümlerinden yararlanıp yararlanmayacağını görmek için beklettik." diyor. Bunu bekleyen, Anayasa Mahkemesinin kararını niye beklemez? Niye beklemez? Talimat alırsa beklemez.

Hukuk vicdandır; hâkim, kararını Türk milleti adına ve vicdani kanaatine göre verir. Enis Berberoğlu'nun yargılanmasından başlayarak milletvekilliğinin düşürülmesine kadar geçen süreçte katkısı olanların ve arkasında duranların hiçbirisinde vicdan yok, vicdan.

Bakınız, bazıları bu kararların ne kadar hukuki, yapılanların ne kadar doğru olduğunu hararetle savunuyor, anlatmaya çalışıyor. Bu konuda anlatılan masalların benzerlerini biz kumpas davalarında, 12 Eylül 2010 referandumunda çok dinledik. Hukukçu diye ekranlara çıkarılıp FETÖ'nün önüne koyduğu şeyleri canhıraş savunanlardan çok dinledik. O gün konuşanların bazıları bugün de konuşuyor ve biliyoruz ki o gün konuştuklarının hepsi yalandı, yanlıştı ve yine biliyoruz ki bugün anlattıklarının da tamamı yanlış. Bunun böyle olduğu, bir gün mutlaka ortaya çıkacak. Bu yapılanları savunanlar, o gün geldiğinde vicdanlarıyla baş başa kalacaklar; acaba kendi vicdanlarına hesap verebilecekler mi?

Size muhalefet edenlerin yıllar önceki "tweet"lerini, sözlerini ortaya döküp çeşitli yaftalar yapıştıracaksınız, güdümlü yargıya mahkûm ettireceksiniz ama sizlerin FETÖ'yle ilgili "tweet"leriniz, sözleriniz, işleriniz hakkında hiçbir şey söylenemeyecek! Niye? Çünkü 17-25 Aralık milat. Niye milat, Ergenekon davası değil, kumpas davaları değil? Yargıda milat olur mu?

Hadi orada milat koydunuz, size başka bir şeyden bahsedeyim: Daha bir yıl öncesinde kırmızı bültenle aranan Osman Öcalan'ı TRT'ye çıkaran kim? İmralı'ya adam gönderip getirdiği mektubu, yerel seçimleri manipüle etmek için Anadolu Ajansı aracılığıyla servis ettiren kim? Sizsiniz. Peki, bunun miladı ne? Sizin dışınızdaki herkes FETÖ'cü, hain, terörist! Siz herkesi terörle ilişkilendirerek ne yapmak istiyorsunuz? Terörü sürsen yapışmayacak olanlara "terörist, hain, casus" diyerek kime göz kırpıyorsunuz?

Hukukta tarihsel bir prensip var, mücrim çoğaldıkça yani cürüm, suç işleyen çoğaldıkça suç ortadan kalkar. Siz herkese "terörist, hain" diyerek gerçekten terörist olanları, hain olanları temize mi çıkarmaya çalışıyorsunuz? Gerçekten siz ne yapmak istiyorsunuz?

Sizin için ne adalet ne hukuk ne de demokrasinin bir değeri var. Demokrasi, sizin için bir amaç değil, bir araç hatta demokrasi sizin için işinize gelmediğinde ineceğiniz bir tramvay. Bu noktada şunu söylemek isterim: Siz yıllardır meşruiyetini sandıktan alan bir siyasi hareket olduğunuzu iddia ettiniz, savunageldiniz. Bugün geldiğimiz noktada sizin sandığa, demokrasiye, seçime, adalete, hukuka inancınızın olmadığını görüyoruz. Daha bir sene önce İstanbul'da seçimi türlü türlü gerekçe ve kumpaslarla iptal ettirmediniz mi? Ettirdiniz. O dönem söylediklerinizin hiçbirinin doğru olmadığını İstanbul'da yaşayan yurttaşlarımız verdiği oylarla ortaya çıkardıkları 806 bin oy farkıyla yüzünüze vurmadı mı? Vurdu. Siyasetçiler olarak sandık sonucu beklemediğimiz gibi çıksa da hukuka uygun bir seçim yapılıyorsa sonuca saygı göstermek mecburiyetindeyiz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyursunlar.

İSMAİL ATAKAN ÜNVER (Devamla) - Aksi, kendini inkâr etmek olur ama siz öyle yapmıyorsunuz, yapmadınız; 7 Haziran 2015'te yapmadınız, 16 Nisan 2017'de yapmadınız, 31 Mart 2018'de yapmadınız. Milletimiz, 31 Martta ve iptal edilen İstanbul seçimlerinde size tarihî bir ders verdi, hâlâ bunun hazımsızlığını yaşıyorsunuz. Bu ülkede sadece siz yaşamıyorsunuz. Ülkenin en az yarısı, sizin politikalarınızı, sizin söylediklerinizi benimsemiyor, sizin gibi düşünmüyor; bunu kabul etmek zorundasınız. Sizin derdiniz, ülkeyi kimin iyi yöneteceğinin mücadelesini vermek değil. O yüzden, yaptığınız her şey, millet iradesini manipüle etmeye yönelik; ne yaparız ne ederiz millet iradesini gerçekle değil, algıyla, kurguyla, düzmeceyle, kumpasla nasıl yönlendiririz derdindesiniz. Sizin tek derdiniz, düşmanlar yaratıp su alan gemiyi batmaktan kurtarmak ama ne yaparsanız yapın gemi su almaya devam ediyor ve edecek. Kaptan, geminin su almasını önleyemeyecek.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)