| Konu: | Düzce Milletvekili Fahri Çakır'ın görüşülmekte olan 215 sıra sayılı Kanun Teklifi'nin birinci bölümü üzerinde şahsı adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 3 |
| Birleşim: | 98 |
| Tarih: | 11.06.2020 |
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan, dinlerken hatibi daha ağır bir şey duyduğumuzu düşündük ve tepki gösterdik. Sonra siyasette olmayan bir şey söyledi. Buradan açık söyleyeyim: Bu Meclisin tüm üyelerine, bir yağmur gördüğümde elimde şemsiye varsa şemsiye tutmaktan kaçmam. Onun dışındaki mülahazasına şöyle bir yanıt vermek gerekir: "Bu partinin başına son on sekiz yılda neler geldi? Başka bir ülkeye gelse ne olurdu?" diyor. Tahmin ediyorum... Yani aslında fena bir argüman değil -oradan başkalarına sataşıp bunları söylemeden- işte, darbe girişimini söylersin, onu söylersin, bunu söylersin falan... Orada da o darbeyi yapanların o sıklete nasıl kavuştukları sorgulanır; bu bir siyasi tartışmadır gider. Ama "Neler başımıza geldi neler." diyorsunuz, sonra da işte, açlık konuşuyorsunuz, sefalet konuşuyorsunuz falan filan. Bu benim aklıma şöyle veciz bir fıkra getirir; fıkradır herhâlde. Bir yaşlı amca -yaşını söylemeyeyim, o yaşta olanlar moral bozukluğuna kapılmasın, hasta olanı vardır- ölüm döşeğindedir; hanımını -eşini- yanına ister, elini tutar, eşinin gözlerine bakar, duygusal bir veda konuşmasına başlar. "Hatırlıyor musun, 30 yaşında büyük bir trafik kazası geçirdim? Yoğun bakımda yattım, elim elindeydi. 40 yaşında elektrik çarptı, yandım, hastanede, elim elindeydi. 50 yaşında şu felaket geldi, elim elindeydi. 60 yaşında kalp krizi geçirdim, baypas oldum, ölüyordum, gözümü açtım, elim elindeydi ve hâlen..." deyip birden aklına gelir. "Git be başımdan, musibet seni, bütün uğursuzluk sende." der.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurunuz efendim.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Şimdi, Adalet ve Kalkınma Partisi siyaseten -hepinize Allah uzun ömür versin- ecel yaklaştığında başınıza gelen bütün olumsuzlukları düşünüyorsunuz, düşünüyorsunuz, düşünüyorsunuz da... Dönüp işi muhabbete değil, el ele tutuştuğunuza, en yakınınızdakine sorun "Bu kadar musibet nereden geldi?" diye. (CHP sıralarından alkışlar)