| Konu: | Vefat eden HDP Grup Başkan Vekili İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç'un kayınpederine Allah'tan rahmet dilediklerine, çoklu baro sistemine, Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer'in basın sektörü çalışanlarının yıpranma payı almasına ilişkin kanun teklifinin Meclis gündemine alınması gerektiğine, toplu iş sözleşmesi yapılabilmesi için gerekli olan işkolu barajına ve süre uzatımına, Türkiye Büyük Millet Meclisinde yardımcı hizmetler sınıfında görevli personelin mağduriyetlerinin giderilmesi gerektiğine, İstanbul Milletvekili İbrahim Özden Kaboğlu'nun Genel Kurulun 97'nci Birleşiminde Sultanahmet'in müze olarak korumaya alınması gerektiğine yönelik sözlerinin maksadını aştığına, TBMM Başkanı Mustafa Şentop'un imzasını taşıyan Yassıada yargılamalarının geçersiz sayılmasını içeren yasa teklifinin siyasi parti gruplarının görüşü alınmadan Meclis Başkanlığına sunulduğuna, Başkanlık Divanının Meclise giren yayınlar konusunda hassasiyet göstermesi gerektiğine ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 3 |
| Birleşim: | 98 |
| Tarih: | 11.06.2020 |
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Öncelikle, Halkların Demokratik Partisinin Sayın Grup Başkan Vekili Saruhan Oluç'un kayınpederinin vefatını büyük bir üzüntüyle öğrendik. Kendisine ilettiğimiz başsağlığı dileğimizi bir kez de burada görev yaptığı Parlamentoda tekrarlıyoruz, Allah rahmet eylesin, grubumuz adına kendisine başsağlığı dileklerimizi ifade ediyoruz.
Sayın Başkan, 11 Haziran 1970, elli yıl önce bugün sendikal özgürlüklere müdahale eden, onları kısıtlayan Sendikalar Kanunu yasalaşmıştı. O tarihte bu, DİSK'in hızla güçlenmesine karşı yapılan bir engelleme olarak algılandı ve 15-16 Haziran 1970'teki büyük eylemlerin, bu konudaki direnişin ve itirazın da sebebi olmuştu. Bunu hatırlatmaktaki maksadımız, barolar, tabip odaları, Türkiye mühendis ve mimar odalarının seçim kanunlarına yönelik bir buçuk aydır "nispi temsil" diye başlayan, daha sonra "çoklu baro" olan, Recep Tayyip Erdoğan'ın çoklu baroya önce aklının yatmadığı, nispi temsil istediği, sonra nispi temsilden vazgeçip çoklu baro meselesine döndükleri lüzumsuz, gereksiz bir tartışmanın içindeyiz ve bu tip müdahalelerin elli yıl sonra bile hatırlanıp o dönem bunun peşinde olanları utandırdığının altını çizmek lazım. Kamu kurumu niteliğindeki meslek örgütlerinin, örneğin, baro başkanının ağzından çıkan bir söz, yazdığı bir yazının altına attığı imzanın mürekkebin damlası elli yılık, yüz yıllık, bazı mesleklerde bin yıllık deneyimin imbiğinden süzülüp gelir oraya.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyursunlar efendim.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - "Çoklu baro" deyip "Meslek örgütlerinde rekabet olsun." dediğinizde öyle bir yanlış işin içine girersiniz ki... Onların rekabet değil, dayanışma içinde olmaları gerekir. Rekabet, mesleğe de çok şey kaybettirir, ülkeye de kaybettirir. Bugün öyle bir şey yaparsınız ki "Barolar, siyasetin etkisi altında." falan gibi laflar, o işi yaptığınızda bir bakarsınız; ak avukatlar barosu, milliyetçi avukatlar barosu, iyi avukatlar barosu, işte sosyal demokrat avukatlar barosu, demokrat avukatlar barosu... Sonra siyaset, avukatların bir kısmını muhatap almaya, öbür kısmını ötekileştirmeye; logoların içinde rabialar, siyasi simgeler, zafer işaretleri, güneşler, altı oklar başlar ki siz de şaşırırsınız nasıl oldu da biz siyasetin bir parçası hâline getirdik bu işi diye. O yüzden bu yanlışlar, elli yıl önce yapılıyordu. Elli yıl sonra bu yanlışları tekrar etmemek lazım.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Bu Meclisin görevleri var önünde. Çok önemli görevleri var, mesela 25 Aralık 2009'da Anayasa Mahkemesi, fiilî hizmet zammından sadece sarı basın kartı olanların yararlanmasından dolayı bunu iptal edip dokuz aylık süre verdi Meclise. O süre doluyor. Sarı basın kartı, artık Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığında; yanlış bir iş. Bu konuda Eskişehir Milletvekilimiz Utku Çakırözer'in kanun teklifi var, komisyonda bekliyor. Hızlı bir şekilde bu işin ele alınması, bizleri takip eden Parlamento muhabirleri, sahada görev yapanlar, yerel basın emekçileri, hepsi bunları beklerken bunu artık gündemimize almamız gerekiyor, bunu hatırlatmam lazım.
Meclisin önemli görevleri var. Geçen sene bir de içinde bulunulan bir süreç var.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Şimdi, geçen sene bütün grupların ikna olduğu 6356'da Toplu İş Sözleşmesi meselesinde yüzde 1'lik baraj var. Yanlış olduğunu herkes kabul ediyor ve bir yıllık süre tanındı. "Bu yüzde 1'lik barajı geçecek güce gelebilsin çünkü örneğin, bir büyük alışveriş marketinde bir sendika örgütlü ama tüm alanın yüzde 1'i değil ama oradaki işçilerin toplu iş sözleşmesi yapma hakkı elinden gidiyor 4.500 işçinin falan." Hak verdik "Doğrudur." dedik, bir yıl süre uzatımı yaptık. O bir yılın altı ayı pandemiyle geçti Sayın Başkan. Her şeye süre tanınıyor, bu süre uzatması son derece önemli. Bunu başta Adalet ve Kalkınma Partisi olmak üzere tüm grupların dikkatine sunmak isterim.
Bir başka konu: Türkiye Büyük Millet Meclisinde yardımcı hizmetler sınıfında görevli 100'e yakın çalışma arkadaşımızın ek göstergeden faydalanamadıkları ortada. Emekli olduklarında maaşları düşeceğinden dolayı da endişelerini paylaşıyorlar hepimizle. Daha önce de bunu söylemişlerdi.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sizin de dikkate alarak, bu arkadaşlarımızın bu konudaki taleplerinin Başkanlık Divanında ele alınması, bizimle birlikte çalışan değerli emekçilerimizin sorunlarını çözecektir. Size emanet ediyoruz Sayın Başkan.
O konuya değinmek istemem ama basın toplantısında sordular, burada da bir arkadaş... Sayın Kaboğlu dün konuşurken dedi, ardından da söyledik sırf Ayasofya'nın değil, örneğin Dolmabahçe'nin, Sultanahmet'in de müze olarak korumaya alınması lazım diye. Maksadını aştığı anlaşılıyor ki soru soruluyor, troller yazıyor. Ya "Cami olmaktan çıkaralım." diyen yok, "Gözümüz gibi koruyalım." diyen var. Maksadını aşıyorsa, aştığı kısmını geri alıyoruz, rahatlasın arkadaşlar. Böyle bir şey olur mu? Sultanahmet'in cami olmaktan çıkarılıp müze yapılması, maksadını aştıysa, aştığı kısmını geri alıyoruz. Çok net söylüyoruz, sırf rahatlasınlar diye. (CHP sıralarından alkışlar)
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Müsaadenizle bir iki husus daha var.
Sayın Başkanım, dün gözünüze baka baka Mustafa Şentop'a bir tane nazar boncuğu taktım. Anayasa'yı koruma kabiliyetini göstermeyen, çiğnetmeme kabiliyetini göstermeyen, İç Tüzük'ü çiğnetmeme kabiliyetini göstermeyen Şentop, nazar boncuğunu da bir gün taşıyamadı arkadaş! Dedim ki "Yassıada işi doğru, tek getirirseniz de destek imzamızı atacağız ama bütün grupların siyasi idam mağduriyetleri var, getirin, bütün siyasi idamları boşa çıkaracak düzenleme daha da güzel olur. Tüm gruplarla görüşeceğim demişsiniz. Nazar boncuğu olsun, hep eleştiriyorum, bu da ona nazar boncuğu olsun." Onu da düşürmüş. Sayın Başkan, kanun teklifini vermiş bütün gruplarla görüşmeden. Bir, Meclis Başkanı imzası, eyvallah, arkadan, Süreyya Sadi Bilgiç. Dedim ki herhâlde bütün grupların Meclis Başkan Vekilleri.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyursunlar efendim.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - O da olur ama İYİ PARTİ'yi ne yapacağız diyordum. Bir baktım altına, sadece AK PARTİ ve MHP'nin grup başkan vekillerinin imzalarını almış. Ya Yassıada'da bile, Yassıada'nın yasını paylaşma ayıbını ortadan kaldırmada bile ortaklaşamayan bir Meclis Başkanı. Kim? Sanki Cumhur İttifakı'nın Meclis Başkanı. Sen tarafsızsın, görevin bu. Herkes "Destek atarız." demiş, şunu getirip sormuyor.
Hadi bizden utanmadın, hadi HDP'yi saymadın, hadi İYİ PARTİ'den çekinmedin. Kardeşim, burada Demokrat Parti'nin Genel Başkanı, milletvekili ya; ona sor. (CHP sıralarından alkışlar) Adamların başbakanı asılmış, yıllar sonra kır atıyla gelmiş, Meclise girmiş, İYİ PARTİ'den aday gösterilerek seçim barajına takılmadan buraya taşınmış Sayın Gültekin'e bile sormamış.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun efendim.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Cumhur İttifakı'yla imzaları atmış. Sonra diyor ki: "Ben tarafsızım." Ya sen nasıl... Daha taraf olacak ne yapacaksın? Yani hakikaten şunu geri çekip bu utancı Meclis tutanaklarından çeksin bari. Getirsin, herkes imzalar.
Yassıada'yı açmaya gidiyorlar. Hadi bizi çağırmadınız. Arkadaş, Hüsamettin Cindoruk, eski Meclis Başkanı, Yassıada'nın en genç avukatı ya. Hüsamettin Cindoruk'un koluna girsen bir şey kaybetmez, çok şey kazanırsın ama bu tarihî fırsatları çarçur ediyor: "Siyasi istismar yapacağım, rantı kimseyle bölüşemem." Millet görüyor. Cindoruk'un dışlandığı Yassıada'dan size ekmek çıkmaz. Sayın Gültekin'in dışlandığı Yassıada kanunundan ekmek çıkmaz. Bu siyasi istismarları bırakın.
Bir de Sayın Başkan, bugün bir ayıp yapıldı. Meclise bir tane dergi sokamazsınız: "Siyasi amblem var, o olmaz, o yasak."
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun efendim.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Abartılı hassasiyet vardı. Çuval çuval bir dergi sokmuşlar. Reklamı olmasın diye göstermeyeceğim, yoksa hepimiz getirip de -bir de yöneten siz olmasanız, bundan sorumlu birisi olsa- gider orada o Şentop'un önüne atardık hepsini ama bir dergi, güya FETÖ'nün nasıl başterörist olduğunu söylüyor; eyvallah ama içerikte ne Bülent Ecevit'i bırakmışlar ne başka taraftan Süleyman Demirel'i. Ağza alınmaz... Eski cumhurbaşkanlarına "mason" diyen bir utanmazlık. Bu milletin kalbinde taht kurmuş, hayatını kaybetmiş işte ne bileyim Zeki Alasya'ya laf söylemeler... Utanç verici, iğrenç bir yayın. Nasıl olduysa olmuş bu Meclise girmiş, vekil odalarına dışarıdan dağıtıyor çakalın biri. Sonra başvurunca aman Genel Sekreter özür diliyor "Yanlış oldu." İdare Amiri, şöyle bir şey söylemiş Grup Başkan Vekilimize: "İmzayı attım ama ben içeriğe hâkim değildim, beni de eleştirebilirsiniz." demiş.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun Efendim.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - O, kendini eleştirdi diye, ben eleştirmeyeceğim Sayın Haberal'ı ama bu işlere dikkat edilsin. Bu rezilliklere sırf böyle bir siyasi istismar için... Bir de yapanın kim olduğu belli değil, alsan baksan zaten buradan okuduğunda kimseye bir fayda yok yani. Türkiye Cumhuriyeti'ni rezil etmekten başka bir şey yok ama bu tip yanlış işlerin yapılmaması konusunda da Başkanlık Divanını bir hassasiyete... Bu konuyu kendi Meclis Başkan Vekilimizle beraber size ve diğer partilerin Meclis Başkan Vekillerine emanet ediyoruz.
Teşekkür ediyorum Sayın Başkan. (CHP sıralarından alkışlar)