GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: İstanbul Milletvekili Mehmet Muş'un yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:3
Birleşim:97
Tarih:10.06.2020

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan, teşekkür ederim.

Şimdi, aslında öyle bir tutarsızlık ve öyle bir çelişkiyle karşı karşıyayız ki... Biraz önce, hem de Grup Başkan Vekili sıfatı taşındığı hâlde, bir siyasi partiyle polemiği sürdürürken diyor ki: "Bu Meclisin en faşist siyasi partisi sizsiniz." Sanki bu Mecliste faşist, orta faşist, daha faşist siyasi partiler varmış gibi. Maksat ne? Maksat, karşısındakine karşı çarpıcı bir sözle polemik noktasında dikkati çekmek, herhâlde odur, herhâlde hepimize "faşist" diyecek hâli yok ama ben yine de tutanağa şerh düştüm.

MEHMET MUŞ (İstanbul) - Sana ne! Sen "Faşist değilim." de.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Değerli Milletvekilimiz Uğur Bayraktutan iyi bir hukukçu.

MEHMET MUŞ (İstanbul) - Tabii, gördüm hukukçuluğunu.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Partimizin de çok önemli görevlerinde bulunuyor hukukçu kimliğiyle ve "Polise karşı, şehit cenazelerinde en güzel sözleri söyleyip de polisin görev yaptığı sırada onların bu fedakârlığını görmezden gelmeyi kabul etmiyoruz." derken anlamı kuvvetlendiren çarpıcı, dikkat çekici bir eleştiride bulunuyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İSMAİL KAYA (Osmaniye) - Öyle bir şey demedi ki.

BAŞKAN - Buyurun efendim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Şimdi, o polis ki... AK PARTİ'li siyasetçiler, vadediyorsunuz, sonra da Allah nasip ediyor, bu vaatleri yerine getirmek için buradasınız. Şimdi siz, siyasi hayatı imkân verenler, 7 Haziranda polise 3600 ek gösterge sözü vermediniz mi? 1 Kasımda vermediniz mi? 24 Haziran seçiminde Cumhurbaşkanınız -partinizin Genel Başkanı- o gün çıkıp da son mitinginde, o polisleri de şahit tutarak 3600 ek gösterge sözü vermedi mi? Maç olur, polis çalışır; darbe olur, önce çatışır, sonra gece gündüz çalışır; miting olur, öncesinde çalışır, sonrasında çalışır.

İSMAİL KAYA (Osmaniye) - Şov yapma, şov yapıyorsun.

SELAMİ ALTINOK (Erzurum) - Senden daha iyi biliyoruz biz, sıkma canını.

İSMAİL KAYA (Osmaniye) - Onu en iyi bilen biziz zaten.

SELAMİ ALTINOK (Erzurum) - Nasıl çalıştıklarını ben biliyorum.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Pandemi olur, ateş ölçer, kimlik bakar, ona bakar, çalışır. "Evde kal", polis çalışır. 3600 ek göstergeye söz verirsiniz, bu sözü tutmazsınız, şimdi de hazırlıklar tamamlanınca...

İSMAİL KAYA (Osmaniye) - Onu da yaparız.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - İlk söz verdiğiniz polislerden emekli olalı yedi sene, sekiz sene, on sene olanlar var yahu! Birazcık korkun. Bazı kusurlar... İyi yaptığınızı düşündüğünüz bir şeyle övünmek varken eksiklikte de birazcık yerinin be kardeşim ya!

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Pardon Başkanım...

BAŞKAN - Buyurun efendim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - "Onu da yaparız, bunu da yaparız." Yapın, ondan sonra söyleyin. Bütün muhalefet partileri 50 kere hatırlattı. Artık burada da alttan mı alacağız ya? Allah aşkına birazcık insaf!

Ha, düşman ceza hukuku, hakkında dünya kadar kitaplar yazılan, doktora tezleri olan, dünya siyasi tarihinin de yargı tarihinin de bir gerçeği.

Arkadaşlar, bakın, sizin karşı tarafa nasıl hissettirdiğiniz değil, karşı tarafın sizin karşınızda, kudretiniz karşısında kendisini nasıl hissettiği önemli ve şunu söylüyoruz size: Aynen Hitler'in toplama kampındakilere, Sovyetler Berlin'e girince kapıları açıp "Aynı gemide..." demesinde o Yahudiler ne hissediyorsa, Türkiye'deki muhalifler, başınız sıkışınca "Aynı gemideyiz." dediğinizde aynı şeyi hissediyorlar. Çünkü güç elinizdeyse, sıkıntı yoksa, elinizdeki kamu gücüyle karşınızdaki sizden olmayan herkesi un ufak etmeye çalışıyorsunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun efendim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Orantısızca, acımadan, vicdanlarınızın sesini hiç dinlemeden yapıyorsunuz bunu ve insanlar bize karşı bir düşman ceza hukuku uygulanıyor diye düşünüyor. Şöyle ki: Mahkemeler beraat veriyor, oradaydım "Beraat ettiniz." dediler, alkışlarla sevinerek çıktılar, başka bir dosyadan tutuklama, o dosya tekrar çöktü, şimdi üçüncü dosyadan tutuklama çünkü Sayın Erdoğan diyor ki "Birisini beraat ettirmeye kalktı." Türk milleti adına yemin altında karar okuyor adam. O ettirir, sen ettiremezsin ama Türk hukuk sisteminde olmayan bir şey var: Millet jürisinin sözcüsü sanıyor kendisini. Birisini zihninde, vicdanında mahkûm ettiyse, hiçbir mahkeme, hiçbir hâkim onu beraat ettirmeye gücü yetmiyor. Gerekirse açılması gereken kapıları açmayıp salınması gerekenleri salmayıp bir başka talimatla yeni tutuklamalar yaptırıyorsunuz. Bu düşman ceza hukuku değil de nedir? Bu gece yatmadan Allah aşkına iki dakika şu konuyu düşünün, başka bir şey istemiyorum. (CHP sıralarından alkışlar)