| Konu: | İstanbul Milletvekili Mehmet Muş'un yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 3 |
| Birleşim: | 97 |
| Tarih: | 10.06.2020 |
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan, tabii bir bütün hâlinde bu konuşmayı uzaya yollasanız, on sekiz yıldır dünyayla irtibatı olmayan bir astronot dinlese bir bütün hâlinde hakikaten kabul edilebilir bir konuşma. Ama bir gerçek var ki 31 Mart tarihinde bir seçim yapıldı. 31 Mart tarihinden önce AK PARTİ'nin bakanları Ankara'nın bütün ilçelerini gezdiler, seçerseniz de görevden alacağız iması yaptılar. Sayın Soylu'nun bu sözlerini en son Genel Başkanları ima etti seçilse de gereği yapılacak diye. Yani önceden seçmeni tehdit eden bir yönlendirme.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyursunlar.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Seçmenden büyük bir demokrasi tokadı ve İstanbul'un şaşkınlığı! Kendi söylediği sözün zihninde yankılanmasına tahammül edemeyen AK PARTİ zihniyeti, AK PARTİ'yi yöneten akıl İstanbul'u kaybeden Türkiye'yi kaybeder, İstanbul'u verirsek Türkiye'yi veririz ve o meşhur YSK darbesi ve "Millete gittik millete, halka gittik."
MEHMET MUŞ (İstanbul) - Demokrasi yok, oraya gel.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Kendileri 13.600 farkı... "Hayır, böyle bir şey yok." diyerek eldeki yargı gücüyle, yargıya baskıyla gittiler... Millet ne yaptı biliyor musunuz? Millet bunlara "Kardeşim, sana verilen oy millî irade, başkasına verilince kirli irade; "oylar murdar oldu" dediğinizde, sana oy verdiğimizde millî irade baş tacı, Ekrem İmamoğlu'na verilince alaşağı yaparsan..." dedi ve unutulmayacak bir ders daha verdi, 806 bin fark.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MEHMET MUŞ (İstanbul) - Demokrasi yok onu anlat. Anlat, anlat...
BAŞKAN - Buyurunuz efendim.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Yapılmış, kazanılmış bir seçimi iptal ettirmeyi göze alacak kadar demokrasiden kopukluk ve milletin buna verdiği tarihî bir ders. Bunu kendine "Benim yönettiğim ülkede muhalefet seçim kazanabiliyor." demek, bu cümleyi kurmaya ihtiyaç duyabilmek bile, o ülkede demokrasinin doğrudan tartışma hâlinde olduğunu, çıktığı sıklet terazisinde on sekiz yıl önceye karşı 100 kat eksik bastığını gösteriyor. Yoksa sizin buna niye ihtiyacınız var? "Seçimler yapılıyorsa, İstanbul'u, Ankara'yı ana muhalefet partisi kazanıyorsa demokrasi vardır." Kardeşim, demokrasi zaten bunun için vardır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun efendim.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sen bu sonuca YSK'yle darbe yapıyorsan, sonra da milletten tokadı yiyince aklın başına ancak bir zerre geliyorsa ama hâlâ bu ülkede ana muhalefetin ve Meclisin 3'üncü çok sandalyesi olan partinin seçilmiş belediye başkanlarına kayyum atıyorsan, millet "Çek elini buradan." diyor da sen çekmiyorsan size şu üçlemeyi mecburiyetten hatırlatıyorum. Bir Siirt üçlemesi var, Siirt'te okunan bir şiir: "Camiler kubbemiz, minareler süngümüz." deyince, dediler ki: "Halkı kin ve düşmanlığa sevkten ceza, hapis, siyasetten men." Siirt'te başlayan bir hikâye. Sonra, CHP dedi ki: "Bir parti seçiliyorsa, Meclise geliyorsa ama Genel Başkanı Başbakan olamıyorsa Anayasa'yı değiştirmeye biz varız." Sonra, iki, Siirt'teki bütün milletvekilleri karşılıklı istifa ettirildi.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Toparlayalım.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Bitiriyorum efendim.
Yapılan seçimle Recep Tayyip Erdoğan Siirt Milletvekili olarak geldi, yemin etti, Başbakan oldu; Siirt üç...
MEHMET MUŞ (İstanbul) - Biliyoruz onları ya, biliyoruz, sen demokrasiyi anlat.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Meydanında şiir okuyup mağdur olduğunuz, ardından milletvekili seçip Genel Başkanınızı buraya taşıyan o Siirtliler, 31 Martta bir belediye başkanı seçtiler, siz oyla alamadığınız Siirt'e kayyum atamaya tenezzül ettiniz. On sekiz yılda demokrasinin sıklet terazisinde 100 kat daha hafif bastığınızın ispatıdır Siirt üçlemesi. (CHP sıralarından alkışlar)