| Konu: | Genel Kurulun 95'inci Birleşiminde yaşanılan fiziki şiddetin içinde yer almaktan üzüntü duyduğuna, kurumsal ilişkilerde empati yeteneğinin geliştirilmesinin önemli olduğuna, 15 Temmuz şehit yakınları ve gaziler için toplanan paranın amacı doğrultusunda kullanılması gerektiğine, Yassıada yargılamalarını geçersiz kılan bir kanun teklifi yerine tüm siyasi idamları geçersiz kılacak bir kararın daha anlamlı olacağına ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 3 |
| Birleşim: | 97 |
| Tarih: | 10.06.2020 |
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan, teşekkür ederim.
Kapanmış bir konuyu açmak adına değil ama herhâlde bir saate yakın üzerinde konuşulan bir konuda olayın taraflarından biri olarak birkaç cümle sarf etmem de beklenir.
Şimdi, öncelikle, dün yaşanan olayların belli bir yerinden sonraki kısmında yani işin içine şiddet karıştıktan sonraki kısmının içinde yer almaktan büyük bir üzüntü duyuyorum. Bana yapılanı elbette tasvip etmiyorum. Bana o girişimde bulunan arkadaşın daha sonra başına gelenler veya bugün içinde bulunduğu durum benim de yüreğimi eziyor. Bu iş, gerçekten Mecliste bir tek olmaması gereken bence de bu var. Tüm partilerin Grup Başkan Vekillerinden önemli şeyler duyduk.
Tabii bu arada Sayın Sezgin Tanrıkulu'na yapılan ve hiçbirimizin kabullenmediği, sizin de kabullenmediğiniz bir girişimin Milliyetçi Hareket Partisi tarafından kurumsal olarak sahiplenilmemiş olmasını ve kendisine bir telefon açılarak durumdan duyulan üzüntünün iletilmiş olmasını da çok önemsiyoruz; gerisinin çok fazla önemi yok ama bu önemlidir Türkiye için.
Sizin ziyaretiniz çok kıymetlidir; şereflendirdiniz, duygularınızı paylaştınız, o açıdan teşekkür ediyoruz. Dün o olaylar yaşanırken zaten en büyük özrü... Kim, neyi ne kadar söyleyebiliyor, ne yapıyor çok önemli değil -gözümde gözlüğüm de yoktu- en büyük özür, o olayı gerçekleştiren arkadaşa "Bu, bizim töremizde yok." diye yapılan eleştiridir; benim için en büyük özürdür o.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyursunlar efendim.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Her siyasi partiden, Başkanlık Divanından arayan soran, odaya uğrayan, telefon eden herkese teşekkür ediyoruz.
Meselenin, en sert şekilde müzakerelerin bile hiç bir zaman kaba kuvvete dönüşmemesine ilişkin burada oluşan ortak kanaat ve tekrarlanan kıymetli ifadelerin bir vücut bulmasını önemsiyoruz. Çünkü bu Meclis, on yedi ay hiçbir tartışmanın kavgaya dönüşmediği bir dönem de geçirmişti. Dünkü tatsızlığın böyle bir sürecin kapısını aralaması umudu yüreğimdeki ağrıyı hafifleteceği gibi bambaşka bir sevince de dönüştürür, keşke böyle bir kazanımımız olsa!
Sayın Başkan, meselenin diğer kısmıyla ilgili yani dün İç Tüzük'ün verdiği bir hak kullanılırken tarafımızdan yapılan engelleme, uzatma ve kabinlere girip de...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyursunlar efendim.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Bir arkadaşımızın milletvekili iken ertesi gün hapse konulması ve bir diğer siyasi partiden 2 arkadaşımızın da aynı hukuksuzlukla, kanun tanımazlıkla karşılaşması bizim içimizi yakıyordu. Biz oraya girdik "Arkadaşımızı düşünüyoruz." dedik, çok kişinin de canını sıktık; bunun farkındayız ama şunu söyleyelim: Bir empati kurmak gerekirse dün, o üç saatlik sürede sıkılan hiçbir can, örneğin, Adana Yüreğir'de kamera görüntüleriyle hiçbir suçunun olmadığının ispatlandığı gencecik bir çocuğun bayram dâhil on gününü karantina dolayısıyla cezaevinde bir hücrede geçirirken sıkılan canı kadar sıkılmamıştır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyursunlar.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Dün sıkılan hiçbir can, İzmir'de bir provokasyonu paylaştı diye -provokasyonu yapanlar yakalanmıyorken- çocuğundan, ailesinden ayrılan, yaşlı anne babasından ayrılan ve bayramı Aliağa Kadın Cezaevinde geçiren bir can kadar sıkılmamıştır ve hiçbirinizin canı bir milletvekili arkadaşınız, hem de Meclis Başkanı "O kanaatte değilim, ben bunu okutmam. Mahkemenin yargılamayı sürdürmesi doğru değil." diye Komisyonda da aynısını söylemişken bir şekilde tutum değiştirip okuttuğunda arkadaşınız yanı başınızdan alınıp da Maltepe Cezaevine konduğunda bizim canımızın sıkıldığı kadar sıkılmamıştır. Bizim dün yapmaya çalıştığımız mesele, bu can sıkılmasına hiç olmazsa bir küçük zerrecik kadar sizi ortaklaştırabilmekti ve bu konuşmayı yapacaktım sonrasında.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyursunlar efendim.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - O yüzden kişisel ilişkilerde, beşerî ilişkilerde o daha kolay ama kurumsal ilişkilerde de bir empati yeteneğini geliştirmek lazım. Öyle ki güç elinizde olduğunda sizin yaptıklarınızın geçmişte birilerinin elinde güç varken size yapılanlarla mukayesesi noktasında baktığınızda güç aldığınız, temel aldığınız, kaynak aldığınız bazı mağduriyetlerin beterleri bazı kişilere yaşatılırken belki de farkında olmadan bir siyasi unutkanlık, siyasi Alzheimer hâlinin bu ülkeye çok şey kaybettirdiğini de görmek lazım.
Çok fazla başka konulara değinmek durumunda değilim ama inanılmaz telefon var. Lütfen, bir çığlık yanıt bekliyor. Dün 15 Temmuz gazileri bir toplantı yaptılar.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurunuz efendim.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Hepimizi arıyorlar, onları dinleyin; onlar size ulaşmaya çalışıyorlar, mutlaka da ulaşıyorlar; onların sesi olun ve şöyle düşünün: 15 Temmuzda o insanlar şehit olduklarında onların aileleriyle ve gazilerle dayanışma isteyen herkes, yardım hesaplarına o parayı onlara varacak diye gönderdi. Bunu Sayın Hocam, bir dakikalık konuşmalarından çok zaman feyzaldığımız Sayın Müftüm de herhâlde takdir eder ki o insanlar o bağışı yaparken o insanlara ulaşsın diye verdiyse... "Biz bir vakıf kuracağız." "Kurduk." uğraş uğraş üç yılda zor kurdurduk. Para nerede? Para yok. Para nerede? Bankada. Nemalandı, 309 milyonken 308 milyon oldu; en kötü yatırım aracıyla 496 milyon TL'si olmalıydı bu insanların ve bu, o insanlara verilmeliyken "Biz vakfa koyacağız. Heykel yapacağız." bilmem ne, o insanların içini serinletmiyor. Bunlar 1'di, 3'tü, 5'ti; dün kaç kişi oldular, gördünüz. Bir dinleyin, onlarla bir empati kurun.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun efendim.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Bir de son sözüm yine Sayın Şentop'a; hep yaptıklarını eleştiriyoruz, bu sefer yapmakta olduğu bir şeye destek vereceğiz, diyeceğiz ki: Yassıada yargılamalarını geçersiz kılan bir kanun teklifi hazırlığı varmış; doğrudur, hiçbir itirazımız olmaz ve destekleriz. Sayın Şentop'un bunu tüm partilerle istişare ederek, bizim açımızdan ilk adını anmamız gereken Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'ın ama her siyasi partinin siyasi idamlarla sözde itibarsızlaştırıp ortadan kaldırdıkları ya da uyguladıkları ya da uygulamadıkları siyasi idam kararlarının tamamının hükümsüz kılınacağı bir çaba çok daha anlamlı olur.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyursunlar efendim.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Tek başına Yassıada'ya da "Evet." diyeceğiz ama çok daha anlamlısı, bu Parlamentonun siyasi idamları geçersiz kılacak bir çabası olur. O zaman da otuz dokuz yıl önce bugün 12 Eylül cuntasının idam ettiği Veysel Güney'in de içinde bulunduğu -bugün idam edildiği için söylüyoruz- tüm siyasi idamları, tüm siyasi partilerle görüşerek geçersiz kılacak bir karar çok daha anlamlı olur. Bu da Sayın Şentop'a, canımızı çok sıkan, canımızı çok üzen, bizi kahreden, kendisiyle çelişen Şentop'a herhâlde bir nazar boncuğu gibi bir tane de desteğimiz olsun.
Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)