| Konu: | Van ili Çatak ilçesinde PKK'lı teröristlerce şehit edilen Murat Yağdıran ile Emrah Baran'a, şehit Öğretmen Aybüke Yalçın'a, Eren Bülbül'e ve tüm şehitlere Allah'tan rahmet dilediğine, 7 Haziran 25, 26 ve 27'nci Dönem Denizli Milletvekili Kazım Arslan'ın ölümünün 1'inci yıl dönümüne, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun coronavirüs salgını sürecinde kadına karşı şiddet vakalarının ve kadın cinayetlerinin azaldığı yönündeki açıklamasına, Oda TV Ankara Haber Müdürü Müyesser Yıldız'ın ve Tele1 Ankara Temsilcisi İsmail Dükel'in gözaltına alınmasına, Parlamentoda 4 Haziran 2020 Perşembe günü Enis Berberoğlu, Leyla Güven ve Musa Farisoğulları'nın milletvekilliklerinin düşürülmesine ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 3 |
| Birleşim: | 96 |
| Tarih: | 09.06.2020 |
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Dün akşam Van'ın Çatak ilçesinde, PKK tarafından, yol çalışması yapan bir firmanın servis aracına yönelik düzenlenen saldırıyı Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak lanetliyoruz. Saldırıda yaşamını yitiren şehit emekçiler Murat Yağdıran ve Emrah Baran'a Allah'tan rahmet, ailelerine başsağlığı diliyoruz. Saldırıda yaralanan 8 işçimize de acil şifalar diliyoruz.
Her terör saldırısı yüreğimizi biraz daha yakıyor. Bu saldırıların bir daha tekrarlanmaması noktasında Parlamentoya düşen tüm sorumlulukların yerine getirilmesi için Cumhuriyet Halk Partisi olarak hazır olduğumuzu ifade etmek istiyoruz.
Tabii, Çatak'taki olayı hatırlayınca, üç yıl önce yine benzer bir saldırıda hayatını kaybeden Aybüke Yalçın Öğretmenimizi, Eren'imizi ve nice teröre karşı verdiğimiz şehitleri bir kez daha yâd etmeden ve kendilerine rahmet dilemeden geçemeyeceğim.
Sayın Başkan, 25, 26 ve 27'nci Dönemde milletvekilliğimizi yapan Kazım Arslan'ın ölüm yıl dönümü, 7 Haziran. Geçen sene kendisini kaybettik, yokluğunu hissediyoruz, yeri dolmuyor. Ölüm yıl dönümünde partimize ve ailesine, tüm gruplardan milletvekillerimizin ilettiği iyi dilekler için de hem aile adına hem grubumuz adına da bir kez daha teşekkür ediyoruz.
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu geçtiğimiz günlerde bir rakam açıkladı ve coronavirüste kadına karşı şiddet vakalarının yüzde 12 azaldığını, kadın cinayetlerinin ise yüzde 38 oranında düştüğünü açıkladı.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurunuz efendim.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Bu açıklamadan itibaren maalesef her gün bir kadın cinayeti haberiyle uyanıyoruz ya da irkiliyoruz. Son sekiz günde 8 kadın cinayeti yaşandı. Bu konuda Parlamentonun atması gereken ciddi adımlar olduğunu hepimiz biliyoruz; mevzuat değişikliklerinden tutun... Toplumsal açıdan bir anlayış değişikliğini yerleştirmek için hepimize düşen farkındalık eylemleri var. Bu adımların hep birlikte atılması lazım. Tabii, böyle sorunlar yükselince -bir bakanın eskiden verdiği rakam bir yana dursun- gözler çoğunlukta bulunan -daha doğrusu, bir siyasi partinin desteğiyle Mecliste çoğunluğu sağlayabilen- birinci grubun ne dediğine bakıyor. Ömer Çelik'ten bir açıklama beklendi. Açıklama: "Bu konuda çok hassasız, gerekli müdahaleleri yapıyoruz."
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurunuz efendim.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Ülkeyi yöneten parti gerekli müdahaleleri yapıyor da sekiz günde 8 kadın cinayeti işleniyorsa veya son on sekiz yıldır yapılan izahı mümkün olmayan ya da çok mümkün olan uygulamalarla, bu rakamları tartışmak yerine bu görmezden geliniyorsa bu konuda ciddi bir sorumluluğu da Sayın Ömer Çelik kendi partisi üzerine yüklüyor demektir.
Oda TV'nin Ankara Haber Müdürü Müyesser Yıldız ve Tele1'in Ankara Temsilcisi İsmail Dükel dün sabah saatlerinde "askerî casusluk" iddiasıyla gözaltına alındılar Sayın Başkan. Ankara'da siyasetle uğraşan herkes bilir ki Müyesser Yıldız ve İsmail Dükel gazetecidir. Gazetecilik faaliyeti yaparlar, başka bir şeyle ilgilenmezler; aldıkları bilgileri doğrulattıkları ve aldıkları bilgilerden emin oldukları zaman da yaptıkları haberle gündeme otururlar, hep böyle oldu. Şimdi, bu 2 kişi, gizlilik taşıyan savaş planlarını ele geçirdikleri iddiasıyla sorgulanıyor; gözaltındalar.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyursunlar efendim.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Bu belgelerin bir astsubay tarafından kendilerine ulaştırıldığı ancak bu bilgileri almalarına rağmen yazmadıklarından, haber etmediklerinden ötürü "Demek ki, bu bilgiyi aldı, gazetede kullanmadı, yurt dışında bir yere mi yollayacaktı?" diye iddia var. Sayın Başkan, insan şaşırıyor, ne söyleyeceğini bilemiyor. Bu haberleri alıp da, yazanları casusluktan içeriye atıyorsunuz. Bu haberleri yazdığı zaman ''Efendim, devletin gizli bilgilerini yayınladı." diyorsunuz. Böyle bir bilgi var da gazeteci ulaşmış; yazarsa suç, yazmazsa da casusluğa delil. Böyle bir vicdan, böyle bir akıl olur mu?
Adı ne? "Askerî casusluk." Sayın Başkan, iktidar partisine hatırlatmak isterim ki; askeri casusluk meselesi çıktığında bundan 7 yıl önce ben bu kürsüden dedim ki: "Bu insanların kişisel onurlarına fuhuş, mesleki onurlarına casus lekesi sürüyorlar. Bu kumpas."
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyursunlar.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Ben gittim gördüm, bir eczacı şizofreniye çare bulacak formül bulmuş, FETÖ "Ver bunu bizim ilaç şirketine." demiş, vermemiş, askerî casusluktan içeride. Oradan sonra gördük ki F-16'nın 3 büyük filo komutanı içeride, millî torpido projesini yürüten içeride, millî gemi projesinin mimarı içeride. Ne kadar Atatürkçü, ne kadar vicdanı vatanı için çarpan adam varsa içeride.
Ben burada bunu söylerken bugün daha AK PARTİ'de aktif siyasette bulunanlar hatta birlikte bu Parlamentoda görev yaptığımız bazı arkadaşlar "Ateş olmayan yerden duman çıkmaz; Allah'ın bildiğini mi kuldan saklayacaksın, casus o casus..." Sonra, yıllar sonra millî orduya kumpas kurmuşlar.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyursunlar.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Şimdi bir kırık plağı, bir pis plağı, bir eski plağı tutup tekrar aynı pikapta döndürmeye çalışanlara "Yine mahcup olursunuz." diyoruz.
Açın bakın, askerî casuslukta Özgür Özel neler söyledi, CHP sözcüleri neler söyledi, siz ne laflar attınız, bugün ne noktadasınız? Benzer bir kumpası... Efendim, sıkıştık, ilerleyemiyoruz! Oyumuz çokken ne konuşuluyordu? Ergenekon. Hadi bakalım, Ergenekon'un ikinci versiyonu... Ne konuşuluyordu? Askerî casusluk. Hadi, onu da getirin. Kutuplaştıralım ki arkamızı kalabalıklaştıralım! Eskiden öyleydi. Açsın, yoksulsun, fakirsin, güvencesizsin ama tehlike büyük, darbe gelecek, arkama geçmelisin! Yok kardeşim, milletin karnı aç, esnafın derdi büyük. "Efendim, tehlike çok büyük. Ezanımıza müzik çaldılar minaremizden."
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Toparlayalım efendim.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Çalanı bulmayıp istismar üzerinden CHP'yle ilişkilendirmeye kalkarlar. Milletin karnı aç, esnaf yoksul, çiftçi perişan, borçlu. Tek çareyi kutuplaştırmada bulanlara bir kez daha söylüyoruz ki ne eski, kırık, pis plakları çalmakla ne de bu toplumun aklıyla alay etmekle kendinize güç devşiremezsiniz.
Sayın Başkanım, son olarak... 4 Haziran 2020 Perşembe günü Sayın Enis Berberoğlu'nun, Sayın Leyla Güven'in ve Sayın Musa Farisoğulları'nın bu Parlamentoda milletvekillikleri düşürüldü. Düşürülürken bunun Anayasa'ya aykırı olduğunu hepimiz biliyorduk, en çok da Meclis Başkanı biliyordu. Meclis Başkanına hepimizin bulunduğu Komisyonda... Bugün çıkıyor AK PARTİ'nin bazı Grup Başkan Vekilleri "Efendim, Enis Berberoğlu niye içeride? Geçen dönem dokunulmazlığı kalktı diye içeride. HDP'liler dokunmazlıkları kaldırıldığı için içeride." diyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun efendim.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - 2 HDP'li milletvekilinin kendileri o dönem milletvekili değil. Enis Berberoğlu'nun dokunulmazlığı kalkmış, yeniden seçilerek Anayasa'nın ilgili maddesi gereği, 83'üncü maddesinin dördüncü fıkrası gereği yeniden dokunulmazlık kazanmış. Ama o geçici madde görüşülürken Komisyon Başkanı kim? Bugünkü Meclis Başkanı Şentop. Kendisine tutanak altında soruluyor: "Peki, gelecekte bu kişiler tekrar seçilirse?" Şentop'un cevabı: "Tekrar seçildiklerinde tekrar dokunulmazlığa sahip olurlar ve Anayasa gereği yeniden dokunulmazlıkları kaldırılmadan yargılama süremez." Bu dönemin başında, Enis Berberoğlu yeniden seçildi, mahkeme yargılamaya ara vermedi. Şentop'a mikrofon uzatıldı. Şentop, TBMM Başkanı sıfatıyla ve "bir anayasacı olarak" diyerek başladı: "Tekrar bir seçim olması hâlinde seçilenlerin dokunulmazlıklarını yeniden kazanacaklarını ifade etmek istiyorum." Peki, öyle bir karar... Seni dinlemeyerek, beni dinlemeyerek, Anayasa'yı dinlemeyerek bir yerden aldığı talimatla yürüttüğü mahkeme, kararı yollamış.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayalım.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) -Bitireceğim Sayın Başkanım.
Sen "Anayasa bunu gerektiriyor." diyorsan bu kararı nasıl okursun? "Okumama şansım yok." örneği yok. Tarihten ders al. 1990, Yassıada'daki yargılamaların acar avukatı Hüsamettin Cindoruk. Geçen hafta davet etmediniz siyasi şov yapacağız diye orada. Çıkmış DGM başsavcılığı 22 milletvekilinin fezlekesini yolluyor kendisine, Parlamentoya. "Devlet Güvenlik Mahkemesi gibi bir mahkemenin aldığı kararla bu parlamentonun saygınlığına gölge düşüremem." diyor, dönem sonuna bırakıyor. Yine daha yakından bir isim, Sayın Cemil Çiçek. Bilir misiniz Cemil Çiçek'i? Cemil Çiçek Meclis Başkanıyken, Van Milletvekili Kemal Aktaş ve Milliyetçi Hareket Partisinden İstanbul Milletvekili Engin Alan -kumpas davasının mağdurudur- kumpas davası sonuçlanıyor geliyor...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
MEHMET MUŞ (İstanbul) - Sayın Başkan, yani hakikaten konuşma yapacaksa hatip çıksın konuşsun kürsüye ya. On dakika konuşma mı olur ya! İç Tüzük'te yeri varsa söyleyin. Böyle şey olur mu, usul hâline geldi bu ya!
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Allah Allah! Ona siz mi karar vereceksiniz?
Sayın Başkanım, Sayın Cemil Çiçek, Van Milletvekili Kemal Aktaş ile İstanbul Milletvekili Sayın Engin Alan'ın gelmiş kararlarını okutmayarak dönem sonuna bırakıyor. Bu iyi örnekler ortadayken, kendi beyanı ortadayken, Komisyon Başkanıyken madde görüşülürken "Yeniden dokunulmazlık kazanır." demişken, dönem başında bu soruları böyle yanıtlamışken, beyefendi çıkıp da geçen hafta bu dokunulmazlıkları okutuyorsa bu, kendisinin işgal ettiği makama, ettiği yemine, Anayasa'nın kendisinden beklediği sadakate ve tarafsızlığa uygun davranmadığının ispatıdır. Bunun peşini bırakmayız! Bunu onun yanına bırakmayız! Bunu sizin yanınıza bırakmayız!
Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)