| Konu: | Adil, tarafsız ve bağımsız bir yargıdan zerre miskal kadar korkuları olmadığına, Cumhurbaşkanlığı sisteminde yargının etkisiz ve yetkisiz bir kurum hâline geldiğine ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 3 |
| Birleşim: | 95 |
| Tarih: | 04.06.2020 |
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Teşekkürler Sayın Başkan.
Ben Anayasa Komisyonu üyesi olarak -üç dönemdir- söz almıştım. Kürsüdeki hatipler kamuoyuna ve Meclise yanlış bilgiler verdiği için söz aldım. Nedir bu yanlış bilgi? Bir kere, tekrar seçilen milletvekilleriyle ilgili yani 2016'da çıkarılan Anayasa değişikliğiyle birlikte ayrı bir usul var ama 2016'da hiç vekil olmayıp yeni, sıfırdan, hani ilk kez vekil seçilenlerle ilgili durum ayrı. Önce diğerinden başlayayım: Sayın Şentop Anayasa Komisyonu Başkanıyken ben de üyeydim. Şu sizin oturduğunuz yerden de defalarca söyledi, gayet iyi hatırlıyorum. O tarihte, 2016'da bir kereliğine mahsus milletvekilliği dokunulmazlığı kaldırıldı ve bunun aksi zaten Anayasa 83/4'e göre mümkün değil, bir kere kaldırıldı. Yeniden milletvekili seçildiğinde o yargılama durur, tekrar onu Meclisin kaldırması gerekiyor. Bu, hani tartışmaya bile gerek olmayacak bir mesele.
Şimdi, Enis Berberoğlu'nun, Sayın Vekilin durumu o; yani bu kabul edilemez. Bir kere tekrar seçildi ve bu yargılamanın durması gerekiyordu, diğer ayrıntıları geçiyorum. Bizim Sayın Musa Farisoğulları ve Leyla Güven ise ilk defa seçildiler 27'nci dönemde ve onlar hakkındaki davanın katiyen durması gerekiyordu zaten, yargılamaya devam edilmemesi gerekiyordu. Buna rağmen yerel mahkemeler yargılamaya devam ettiler, mahkûmiyet kararı verdiler ve ikisinin davasının da KCK ana dava olduğunu önemle ama önemle belirtmek istiyorum. Kürsüden söyledim, mahkeme heyeti, savcı tutuklu, şu anda Anayasa Mahkemesinin önünde ve her an Anayasa Mahkemesi bir ihlal kararı verebilir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Bu durumda tablo şudur: Yargılamayı yürüten mahkeme, bunu göz önünde bulundurmadan onayan Yargıtay ve bugün okunmasının tümü Anayasa'nın çiğnenmesidir. Yani hani daha sert bir kavram kullanmak istemiyorum, Anayasa yoktur şu anda. Bu Mecliste biz Anayasa'ya göre oturuyoruz, anayasal haklardan dolayı seçilmişiz ama bu kararın okunması ve milletvekilliğinin düşürülmesi asla ve asla Anayasa'yla izah edilmesin. Siyasi olarak izah edilsin, desin ki... Sordum kürsüden, kim talimat verdi? Niye bugün, niye iki yıl önce değil? Bugünün ne özelliği var? Bu kararlar zaten orada, Meclis Başkanlığında bekliyordu. Bunların cevabını tahmin ediyoruz ama bunun açıkça herkes tarafından bilinmesini istiyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Son olarak şunu söyleyeyim, sanırım -gürültüden çok duymadım ama- sayın iktidar grubundan "Yargıdan niye korkuyorsunuz?" gibi bir şey geldi. Sayın Başkan, burada oturan bütün milletvekili arkadaşlarımla birlikte söylüyorum -benim de bir davam var, yargılanıyorum- bizim adil bir yargıdan, tarafsız ve bağımsız bir yargıdan zerreyimiskal kadar korkumuz olmaz. (HDP sıralarından alkışlar) Şu anki yargılamadan da korkmuyoruz çünkü ortada bir yargılama faaliyeti yok. Yani Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Demirtaş ve Kavala'yla ilgili tahliye kararı verdi; burada hukuk dışı, asla hukukla izah edilemeyecek manevralarla, oyunlarla hâlâ cezaevinde tutuluyorlar. Şu anda Türkiye'de yargı, yürütmenin -yürütmenin de değil- Cumhurbaşkanlığı sisteminde etkisiz, yetkisiz bir kurum hâline geldi.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın sözlerinizi. Son cümlelerinizi alayım.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Ben 200 kişilik bir sınıfta okudum hukuk fakültesinde; şu anda çoğu hâkim, savcı ve görüşüyorum hâlâ. Şunu söyleyeyim, en az yani sayı vermeyeyim onlarca hâkim, savcı şu cümleyi bana kurmuştur arkadaşım olarak: "Ya, biz nasıl bu kararı vermeyelim? Bizim çocuğumuz var; bizim evimiz, barkımız, gelirimiz... Biz tutuklanacağız talimat gereğini yerine getirmezsek." Bu nedenle yargıyı çok rahat suçlayamıyorum da çünkü canım acıyor, vicdanım kanıyor. Yargı rahat bırakılsın. Yoksa biz yargılamadan falan niye korkalım? Bütün arkadaşlarımız konuşmaları sebebiyle cezaevindedir. Tek bir suçumuz var, o da AKP'ye etkili muhalefet etmektir, AKP'nin gerçek dışı beyanlarını deşifre etmektir, AKP'nin maskesini düşürmektir, AKP'nin işkencelerini teşhir etmektir, AKP'nin eşitsizliğini haykırmaktır, AKP'nin Kürt halkına yönelik uygulamalarını anlatmaktır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Son cümlelerinizi alalım, lütfen.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Yoksa bize şöyle şeyler söylemesinler: "Korkuyorsunuz." falan... Böyle bir korku yok. Ayrıca, biz arkadaşlarımızla birlikte... Bu ülkenin Cumhurbaşkanı adayı Sayın Demirtaş, bu ülkenin ilk kadın liderlerinden Aysel Tuğluk, Gültan Kışanak ve Figen Yüksekdağ şu anda cezaevinde, sadece siyaset yaptıkları için ve bu utanç iktidar partisine yeter aslında. Kendi muhaliflerini tutuklayan, cezalandıran ve cezaevine atan, onlarla mücadele edemeyen bir iktidar olarak tarihe geçmiştir. (HDP sıralarından alkışlar)