GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Çarşı ve Mahalle Bekçileri Kanunu Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:94
Tarih:03.06.2020

ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Evet, Sayın Grup Başkan Vekili "hukuk devleti" dedi. Anayasa'mıza göre de 2'nci madde Türkiye Cumhuriyeti'nin bir hukuk devleti olduğunu açıkça belirtiyor. Ne kadar farkındayız bilmiyorum ama bir hukuk devletinde vatandaşlar, bireyler nasıl hukukla sınırlandırılıyorsa devleti yönetenlerin de iktidarın da polisin de valinin de bekçinin de bir hukukla sınırlandırılması gerekmektedir, hukuk devleti budur zaten ancak böyle bir anlayışla hukuk devletine ulaşabiliriz. Bir ülke düşünün, vatandaşlarının temel hak ve özgürlüklerini sürekli sınırlarken bekçiden Cumhurbaşkanına kadar kendisi sınırsız yetkiler alıyor. Bekçiler yasası geldi, gencecik çocuklara eğitim vermeden ya da yirmi günlük bir eğitimle diyelim, silah takıp beline sokağa yolluyorsunuz. Sonra, en küçük tartışmada bu silahı kullanıyor, gencecik insanları öldürüyor ya da dövüyor ya da sakatlıyor. Peki, bunu denetleyebilecek bağımsız bir yargı var mı ülkede? Hayır, Anayasa Mahkemesinin üyelerinden, Yargıtaydan, istinaftan ilk derece mahkemelerine kadar saray atıyor. Böyle bir hukuk devleti olur mu? Bunun adı bir demokrasi, hukuk devleti değil faşist bir yönetimdir.

Değerli milletvekilleri, bakın, bu yasa Anayasa'nın 2'nci, 123'üncü, 128'inci maddelerine açıkça aykırıdır. Polislere verilen yetkilerin aynısını bekçilere veriyorsunuz. Şimdi, bakıyorum polislere; lise, lisans, yüksek lisans eğitimi almış polisler altı ay ile iki yıl arasında bir eğitim alıyor. Peki, bekçiler? Kırk gün. İnsan hakları, hukuk eğitimi bir elin parmaklarını geçmiyor saat olarak ama polisle aynı yetkileri alıyor.

"Hukuk devleti" diyor Sayın Grup Başkan Vekili. Bakın, HMK, Hukuk Muhakemeleri Kanunu görüşülüyor şu anda Komisyonda, milletvekili arkadaşlarımız orada; haftaya da önümüze gelecek. Orada bir madde geliyor, hukuk hâkimlerine, duruşma sırasında duruşmayı seyreden avukatları duruşmadan çıkarma yetkisi veriyorsunuz. Savunma hakkı, aleniyet ilkesi... Bakın, adaletten, yargıdan bahsediyorum ama kırk gün eğitim alan bekçiye adli görevler yüklüyorsunuz, üst arama yetkisi veriyorsunuz; böyle bir hukuk devleti olabilir mi?

Eleştirdiğimiz zaman, sürekli olarak "terör" deniyor, "güvenlik" deniyor. Bakın 2002'ye, Türkiye'de 2002 yılında göreve geldiğinizde kaç polis vardı? 130 bin. Şimdi kaç polis var? 330 bin; 2,5 katından fazla. Peki, 2002'de kaç şehit vermişiz? İktidara geldiğinizde, 7 evladımız, polisimiz şehit olmuş. On sekiz yılda kaç şehit vermişiz? 3 bini geçmiş. Burada güvenlik sorunu mu var, bir yönetim sorunu mu var? Bakın, bu ülkede iktidara geldiğinizde 1999, 2000, 2001, 2002'de 70 evladımız şehit olmuş, şimdi, 4 binlerde. Bunun sorumlusu kim? Bekçiler mi?

MUHAMMED FATİH TOPRAK (Adıyaman) - Siz.

ALİ MAHİR BAŞARIR (Devamla) - Biz değil mi(!)

O gün bu ülkeyi yöneten bir Başbakan vardı. Halkın, vatandaşının güvenliğini düşünüyordu, Bülent Ecevit vardı ama bugün halkın güvenliğinden daha çok sarayın güvenliğini düşünen bir Recep Tayyip Erdoğan var. Bence temel sorun bu.

Asker... 2002'de 500 bin askerimiz var. Şimdi, 750 bin askerimiz var. Niye güvenliği sağlayamıyorsunuz? Niye bu insanlar ölüyor? Temel sorun AKP'de, bu yönetimde. Terörü bu şekilde çözemiyorsunuz. Terörü yaratan parti, ülkeyi kan gölüne döndüren parti çıkmış partileri, halkı terörle tehdit ediyor. "Biz gidersek ülke kan gölüne döner." diyor. Hayır, siz giderseniz...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın sözlerinizi.

ALİ MAHİR BAŞARIR (Devamla) - Hani, Cumhurbaşkanı saraydan o düdük seslerini özlemliyor ya, o sokakta cıvıl cıvıl insanlar olur, huzurlu insanlar olur, o düdük sesleri olur, huzursuzluğu yaratan AKP'nin bu zihniyeti. Hukuka güvenin, Anayasa'ya güvenin. Bu Anayasa'yı siz yaptınız ama her gelen yasa bu Anayasa'ya aykırı, ceza kanunlarına aykırı, idare hukukuna aykırı. Olmaz, olmaz!

Bir kez daha söylüyorum, özellikle 3 maddede büyük sıkıntı var. Bekçilerle ilgili hiçbir sorumuz yok ama o çocuklara da yazık ediyorsunuz. Hak etmedikleri bir yetkiyi veriyorsunuz. Yarın bir suça karıştıklarında siz "Pardon." dersiniz ama onlar cezaevine girer. Siz her şeyden kendinizi sıyırırsınız, böyle bir özelliğiniz var. Teflon tava gibi bu AKP iktidarı ama o çocuklara, ölen vatandaşa yazık olur.

Teşekkür ediyorum.