| Konu: | Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 3 |
| Birleşim: | 84 |
| Tarih: | 13.04.2020 |
MURAT BAKAN (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Ataşehir Meclis üyemiz Uğurcan Demir kardeşimizi coronavirüs sebebiyle kaybettik, 27 yaşında ve genç bir arkadaşımızdı. Ona Allah'tan rahmet, sevenlerine ve Cumhuriyet Halk Partisi gençlik kollarına da baş sağlığı diliyorum.
Değerli arkadaşlar, zor günlerden geçiyoruz, hem ülkemiz hem dünya zor günlerden geçiyor. Belki Hollywood senaryolarında, felaket filmi senaryolarında görebileceğimiz bir şey gerçek oldu: Bir virüs dünyaya yayıldı ve 2 milyon insan şu an bu virüsten dolayı enfekte, 100 binin üzerinde insan hayatını kaybetti. Elbette, en önemlisi sağlık ama önümüzdeki süreçte sağlık kadar önemli, sosyal ve ekonomik sonuçları olacak tartışmasız.İnançların, etnik kimliklerin, siyasi düşüncelerin, sosyal durumun herhangi bir öneminin olmadığı, herkesin virüse yakalanma riskinin olduğu bir gerçek ancak bu salgından en çok etkilenecek olan da ne yazık ki yoksullar ve etkilenmeye devam edecekler.
Değerli arkadaşlar, insanlığın önünde bir sınav var. Ya bu coronavirüs daha adil, daha yaşanabilir, daha demokratik, daha özgür bir dünyaya vesile olacak, bunu hep birlikte yapacağız ya da tam tersi ırkçılığın, bağnazlığın arttığı, otoriter rejimlerin güçlendiği, zulmü, baskıyı, sömürüyü artırdığı bir dünyaya vesile olacak. Bu, bizim elimizde, hiçbir şey kendiliğinden olmuyor, bunu biz tercih edeceğiz.
Arkadaşlar, ya insanlık, yaşayacak başka bir gezegenimizin olmadığının, tüm "cosmos"da belki de bu mavi gezegen dışında üzerinde yaşam olan başka bir gezegen olmadığının farkına varacak; toprağı, havayı, suyu koruyacak ya da aynı hızla dünyayı, atmosferi, toprağı, suyu kirletmeye devam edeceğiz. Her şey bizim elimizde.
Değerli arkadaşlar, bakın, burada olağanüstü koşullar da kaç gündür çalışıyoruz. Ben bu Mecliste beş yıldır milletvekiliyim. Darbe yaşadık, darbe gecesi burası, Meclisimiz bombalandı. Anayasa değişikliği görüşmelerini yaptık, burada çok çetin görüşmeler geçti. İç Tüzük'ü değiştirdik. Birçok yerel seçim, genel seçim, Cumhurbaşkanlığı seçimi yaşadık ama böyle bir şey hiç yaşamadık. Değerli arkadaşlar, dünya en son yüz yıl önce bunun benzerini yaşadı. Olağanüstü koşullarda, burada ağzımıza maskemizi takmışız, sokağa çıkma yasağının olduğu günde de çalışıyoruz, olmadığı günde de çalışıyoruz. Bugün sabah, burada Genel Kurul dört buçukta bitti; biz tekrar geldik, ikide çalışmaya başladık.
Dolayısıyla biz bu çalışmayı sadece 300 bin tutuklu ve hükümlünün olduğu cezaevlerindeki sayıyı azaltmak için yapıyorsak yanlış yapıyoruz ama eğer bu çalışmayı adaleti tesis etmek için yapıyorsak doğru yapıyoruz değerli arkadaşlar. Burada hepimizin tarihsel sorumluluğu var; ülkenin geleceğini birlikte şekillendiriyoruz, bir bakıma tarih yazıyoruz. Bu Mecliste daha önce yapılan infaz düzenlemeleri, bu Mecliste daha önce çıkan af yasaları tekrar tekrar burada konuşuluyor. Rahşan affından bahsediyoruz, başka şeylerden bahsediyoruz, yarın bizim burada yaptığımız düzenlemelerden de bizden sonraki Parlamento üyeleri bahsedecek, bunların hepsi tutanaklara geçecek; tarihi biz birlikte yazıyoruz. Dolayısıyla yaptığımız düzenlemeyle ya gerçekten iyi bir şey yaparız, tarih adına doğru adımlar atarız ya da tarih karşısında tarihsel sorumluluğumuzu yerine getirmemiş oluruz.
Arkadaşlar, bu yasa, adil bir yasa değil. Barış Pehlivan'ı, Barış Terkoğulu'nu, Osman Kavala'yı, düşüncesinden ötürü cezaevinde olan insanları tahliye etmeyen bir infaz yasası adil olamaz, adaletli olamaz. Gerçek suçluları cezaevinden çıkaran ancak siyasal suçluları cezaevinde tutan bir düzenleme adil olamaz, adaletli olamaz. Yargının bu kadar siyasallaştığı bir dönemde, bir cemaatin yerini başka cemaatlerin doldurduğu, sulh ceza hâkimlerinin kendilerine muhalif herkesi istisnasız tutukladığı; bilhassa söz, yazı, yürüyüş, örgütlenme özgürlüğü gibi ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilecek suçların infaz indiriminden yararlanmadığı bir düzenleme adil olamaz, adaletli olamaz.
Değerli arkadaşlar, Türk milleti adına hüküm kuran mahkeme Osman Kavala'yı beraat ettirdi. Beraat kararının arkasından, Cumhurbaşkanı çıktı "Onu da bir manevrayla beraat ettirmeye kalktılar." dedi ve bunun üzerine yeniden tutuklandı. Değerli arkadaşlar, hâkimin vicdani kanaatinin değil, Cumhurbaşkanın vicdani kanaatinin geçerli olduğu bir yargılama sistemi var şu an Türkiye'de. Adalete güven duygusu yüzde 20'ye düşmüş, AK PARTİ'ye oy veren seçmenin yarısı adalete güvenmiyor. Bu durumda, öncelikle, yargıyı bu kadar siyasallaştıran sizlerin, sonrasındaysa hepimizin ortak sorumluluğu, adalete güveni yeniden tesis etmek.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın sözlerinizi lütfen.
MURAT BAKAN (Devamla) - İçinde bulunduğumuz koşullar hepimize bir fırsat veriyor arkadaşlar. Düzenleme her ne kadar infazda indirim olarak Meclise gelmiş olsa da cezaevinde yatanların büyük bölümünün çıkacak olması bu yasanın örtülü bir af olduğunu gösteriyor. Dolayısıyla bir mutabakat gereklilik değil, zorunluluktur. On sekiz saatlik komisyon çalışmasında her ne kadar muhalefetin taleplerinin bir virgülü bile değişmemiş olsa da yasa öyle de geçmiş olsa burada adil düzenlemeyi birlikte geçirebiliriz.
Emile Zola, Dreyfus davasıyla ilgili diyor ki: "Bir kişiye yapılmış haksızlık, bütün insanlığa karşı yapılmış haksızlık sayılır." Bu sözü hatırlatıyorum çünkü on binlerce insana burada haksızlık ediyoruz değerli arkadaşlar. Gelin, bu düzenlemeyi Meclis çoğunluğunuza dayalı olarak değil, bu ülkede yaşayan tüm yurttaşların adalet duygusunu tatmin edecek şekilde yeniden düzenleyelim, bu zor günlerde hepimizin ortak geleceği için adaleti sağlayalım.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)