GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Afyonkarahisar Milletvekili Ali Özkaya'nın görüşülmekte olan 207 sıra sayılı Kanun Teklifi'nin 48'inci maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:3
Birleşim:83
Tarih:12.04.2020

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Evet, terör tanımını tartışmaya devam edeceğimizi söylemiştik. Mademki çalışmaya devam ediyoruz bir katkı yapalım hatibin konuşmasına.

"Terör" genel olarak kabul gördüğü üzere... Aslında "Neye göre, kime göre terör?" sorusunu sorarak başlamak lazım. Örneğin, tüm dünya HTŞ'yi terör örgütü olarak kabul ediyor ama AKP iktidarı onları direnişçi olarak görüyor ve bunu ilan ediyor. MİT tırlarında bebek bezi olduğunu bir tek iktidar partisi söylüyor. Yine, mesela, dünyanın hiçbir ülkesi SDG'yi terör örgütü olarak görmüyor ama Türkiye öyle görüyor. AKP iktidarı, Fetullah Gülen cemaatiyle uzun süre iktidarını paylaştı ve birlikte bu ülkeyi yönetti, devletin kapılarını sonuna kadar açtı, ne istediyse cemaate verdi ama şimdi "terör örgütü". Yani, Sayın Cumhurbaşkanı, zamanında bir terör örgütü liderine: "Gel de bitsin bu hasret." diyebiliyordu, bunu hepimiz biliyoruz. Cemaate yardım yataklık ya da örgüt üyeliği ikiye ayrılıyor. Türk ceza hukukunda da dünya ceza yargılamasında da böyle bir niteleme yoktur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın sözlerinizi.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Örgütle bağını 17-25 Aralık 2013'ten sonra kesenler masum ama devam edenler terörist. Bu ülkede "FETÖ" denilen yapının çıkardığı kanunlar var, yaptığı hâkim, savcı atamaları var. Şu an içeride olan vekiller ve siyasetçilerin birçoğunu içeride tutuklu olan cemaat savcıları hazırladı. Örneğin, Demirtaş'ın, Baluken'in, Kışanak'ın, Selma Irmak'ın iddianamesini şu anda "terörist" denilen savcılar hazırladı ve hâkimler de karar verdi.

Gerçekten AKP iktidarı bu ülkenin başına gelmiş en büyük trajedidir. Kimin terörist olup olmadığına elinde güç olan iktidar karar veriyor, güçlü olan "terörist" kavramını belirliyor. Her iktidarın "terörist"i başka, bunu söylemeye devam edeceğiz. Güce değil, yasalara güvenmek gerekiyor, demokratik bir Anayasa'nın olması gerekiyor.

Demin sayın hatibin ilk cümlesinin altına bu vesileyle imza atıyorum: "Yaşam hakkı en temel haktır ve yaşam hakkının olduğu yerde diğer bütün haklar ayrıntı olarak kalır." o bölümüne katılıyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Bitiriyorum.

Biz, bir haftadır -bugün 6'ncı gün, 7'nci güne geçtik- ısrarla, istikrarlı bir şekilde diyoruz ki, içeride tutulan herkesin yaşam hakkı tehlikede; ayrımsız söylüyoruz. Öyle vicdansız bir kanun teklifiyle karşı karşıyayız ki, hasta ve yaşlıları "terör" olup olmamaya göre ayırıyorsunuz. Şu anda Türkiye'de 457 hasta hükümlü ve tutuklu var ve bu 457 hasta tutuklu ve hükümlü ölecekler ya, daha nasıl ifade edeyim -çok özür diliyorum yakınlarından- her an ölebilirler ve onlara "Cezaevinde ölün." diyoruz. Biz de diyoruz ki: "O maddeyi değiştirin, gidip evlerinde ölsünler." Bundan daha insancıl bir talep olabilir mi? O 84 yaşındaki, 80 yaşındaki insanlar yirmi beş yıldır hapiste ve bu suç ayrımı sebebiyle cezaevinde öldürülüyorlar. Bu sese kulak verin diyorum.

Teşekkür ediyorum.