| Konu: | Markar Eseyan, Garo Paylan, Tuma Çelik ve Selin Sayek Böke'nin şahsında Hristiyan aleminin ve ülkede yaşayan Hristiyan yurttaşların Paskalya Bayramı'nı kutladıklarına, 18 Martta ataması yapılan öğretmenlerin yaşadıkları mağduriyetin giderilmesi için göreve başlatılmaları gerektiğine, esnafın coronavirüs salgını nedeniyle Halkbank tarafından verilecek kredilerde yaşadığı sıkıntılara, iller arası seyahatlere yasak getirilmesinin ziraat mühendisleri için yol açtığı sorunlara, sağlıkta şiddetin önlenmesi kanun teklifiyle ilgili Sağlık Komisyonunun da katkısının alınması gerektiğine, sokağa çıkma yasağının zamanlamasının yanlış olduğunu kabul eden İçişleri Bakanı Süleyman Soylu hakkında gensoru verilemediğine ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 3 |
| Birleşim: | 83 |
| Tarih: | 12.04.2020 |
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan, Parlamentomuzun değerli mensupları Markar Eseyan, Garo Paylan, Tuma Çelik ve Selin Sayek Böke'nin şahsında bütün Hristiyan âleminin ve ülkemizde yaşayan Hristiyan yurttaşlarımızın Paskalya Bayramı'nı Cumhuriyet Halk Partisi olarak kutluyoruz.
31 ilde sokağa çıkma yasağının olduğu bir günde, Paskalya Bayramı'nda, bir pazar günü Meclisin bu şekilde çalışması, bu 4 arkadaşımızın şahsında, Hristiyan âlemine karşı, inançlara ve özel günlere karşı Meclisin bir özensizlik gösterdiği izlenimini yaratmaktadır, bunu da not etmek istiyoruz.
Sayın Başkan, Millî Eğitim Bakanlığı tarafından 18 Martta ataması gerçekleştirilen 20 bin sözleşmeli öğretmen var. Dört gözle atanmayı bekliyorlardı, uzun süredir işsizlerdi, kimisi mesleğiyle hiç bağdaşmayan geçici ve güvencesiz işlerde, kimisi mesleğiyle bağdaşan geçici süreli işlerde çalışıyorlardı. Atanan 20 bin şanslı öğretmen çok sevindi ve hızla yapmaları gerektiği gibi mevcut işlerinden ayrıldılar, istenen evrakları hazırladılar ama hâlen atanmadılar; atanmadıkları için de bu dönemde hepsi birden işsiz, ücretsiz ve maaşsız durumdalar. Atanacak, atamalarına karar verilen bu öğretmenlerin bir an önce işlemlerinin tamamlanmasını ve kendilerinin hak ettikleri -çoktandır hak edip de atanmadıkları için alamadıkları- maaşlarına ve sosyal güvencelerine bir an önce kavuşmasını ümit ediyoruz, çağrımız bu yönde.
Çok sayıda başvuru alıyoruz, bunu bence iktidar partisi milletvekilleri çok daha fazla da alıyor olabilirler.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Devam edin lütfen.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Coronavirüs salgınıyla mücadele kapsamında, esnafımıza Halkbankası aracılığıyla kredi verileceği duyurulmuştu.
En büyük sıkıntı, başvuruların otomatik bir cevapla "Limit aşıldı.", "Limit aşımı." gibi cevaplarla reddedildiği, başvuruların akıbetinin dahi sorgulanması için şubelere, bankaya ulaşılamadığı, ayrıca, ilk başlarda başvuru alınırken de esnaf kefaletten kredi almamış olmak, geçmiş sicili temiz olmak, bir tane çok sağlam kefil getirmek gibi şartlar olduğu için -zaten bunlar olsa banka kendiliğinden 100 bin liraya kadar kredi veriyor ama- burada ciddi aksama vardı.
Bunlar müjdelenirken Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu gülücükler dağıtıyordu, "Keyfi yerinde". diye sorulmuş, tasdik etmişti, şimdi onun da keyfi kaçmış. Anlaşılıyor ki ticaret odası üyelerinin de kamu bankalarından vadedilen kredileri çekmekte ciddi sıkıntıları var.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sözlerinizi tamamlayın lütfen.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Bu konuda özellikle kamu bankalarındaki bu aksaklığın küçük esnaf boyutuyla çok aciliyeti vardır; bu konuya eğilinmesi gerekiyor.
Yine, ziraat mühendislerinden çok sayıda başvuru alıyoruz. Tarımsal üretimde yer alan çiftçi ve ziraat mühendisleri, hem bu iki günlük sokağa çıkma yasağında ki gelecekte tam karantinada da böyle olursa diye endişe ediyorlar hem de eğer yasaklı gruplardalarsa araziye ve iş yerlerine gidiş gelişte zorlukları var.
Ayrıca, üretim danışmanlığı ve girdi temininde çalışan ziraat mühendislerinin iller arası seyahatlerinde bu yasaklama zorluklar getiriyor. Canlıların korunması noktasında, insanlar ve hayvanlar dışında bitkileri düşünmezsek bedelini yine dönüp dolaşıp hep birlikte ödeyeceğiz. Kıtlık ve açlığın kaçınılmaz olabileceği bir sürecin yaklaştığına işaret eden ziraat mühendisleri, bu sorunun çözülmesi gerektiğini ifade ediyorlar.
Sayın Başkan, uzun süredir, bir buçuk yıldır Sağlıkta Şiddet Kanunu Teklifimiz ilgili komisyonda beklerken bir yandan da...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sözlerinizi tamamlayın lütfen.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - ...yarın Adalet Komisyonunda Sağlıkta Şiddet Kanunu Teklifi görüşülecek, bu kanun da burada görüşülecek. Bu kanun Adalet Komisyonsuz gitmez, bir kez bunu söyleyelim. İkincisi, sağlıkta şiddette öncelikle Sağlık Komisyonu tali komisyon olarak atanmıştı, oraya yollanmıştı evrak. Sağlık Komisyonunun katkısının alınması lazım.
Bakın, Türkiye'de ilk corona vaka tespitinden yirmi gün önce Sağlık Komisyonunu toplantıya çağırdık. Sayın Komisyon Başkanının cevabı şu oldu: "İnşallah, Sayın Cumhurbaşkanımızın dediği gibi yeterince dut pekmezi tüketilirse corona Türkiye'ye uğramayacak." Yirmi gün sonra ilk vaka, şimdi 1.100 tane kaybımız var. Bu konuda, bu kadar ciddi bir konuda o gün toplantı talebini reddetmişti, şimdi de Komisyonu çağırmıyor. Sağlıkta şiddeti, her partiden sağlıkçılar ve partilerinin o konuda yetkin görüp görevlendirdiği milletvekilleri konuşmayacak da kim konuşacak? Akıl alır gibi değil. Bu konuda, lütfen, birileri artık inisiyatif alsın, birileri bu görülmeyeni görsün.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sözlerinizi lütfen tamamlayın.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan, son konumuz da iki günlük sokağa çıkma yasağı, dün bahsettiğimiz gibi doğru bir karar ama iki günün bir sonuç vermesi mümkün değil. Yine de güzel havada teması kesmek için doğru bir karar ama çok acemice, çok kötü, çok hazırlıksız, çok "Ben bildim, oldu." şeklinde uygulandığı için perişan olduk, dünyaya da rezil olduk. Dün de dediğim gibi, kırk sekiz saatten korktuğumuz bulaşı kırk sekiz dakikada yaptık. Maskesiz yığınlar koşturdu, o koşanlara da hiç kusur bulmuyoruz; evde iki günlük stoku yoksa o insanları anlamak gerekiyor, boşu boşuna kimse hayatını tehlikeye atıp da kendini sokağa, markete atmaz. Ya evde süt alacağı bir çocuğu ya yaşlısı, bir şeyi vardır; ondan dolayı gider. Tabii, Süleyman Soylu'nun bu konudaki kötü yönetimi, özellikle Adalet ve Kalkınma Partisinin -kuş olarak pelikan türünü sevenlerin önderlik ettiği- kendi içlerinde de ciddi bir eleştiri bombardımanına tabi tutuldu. Bir yandan da herkes biliyor ki Bilim Kurulu bunu ne zamandır söylüyor ama "şahsı bilir kurulu"na kabul ettiremiyorlar. Yani meselenin kendisinde bir ortak akıl yerine tek adam yönetiminin odakta olduğu belli.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Özel, açacağım da toparlayın lütfen, sekiz dakika oldu.
Buyurun.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Tamam, son bu Sayın Başkan.
Bugün gazeteleri açtığımızda gördük ki Süleyman Soylu, kendisini sarayın tepesine siyasi paratoner olarak atamış; bütün tepkileri toplayacak, oradan topraklayacak, saray eleştiriden kurtulacak, Süleyman'ın da canını nasılsa saray kurtaracak çünkü Süleyman Soylu'ya gensoru veremiyoruz. Bu iş, böyle bir durum olunca gensoru olmaz mı? Çıkıp kendi anlatsın, sonra da güvenoyunu tazelesin ama "Şahsı bilir." "Şahsı bilir." sisteminde o şahsını koruyor "Bütün sorumluluk bende." "Ben saçmaladım." "Hakaretleri dahi kabul ediyorum." "Çok haklılar." Aman, tek adam rejimine kimse bir şey demesin. Meselenin kendisi tek adam rejimidir. Bunu tarih önünde not ediyoruz. Süleyman Soylu'ya da hak ettiği gensoruyu milletimizin vicdanında veriyoruz. (CHP sıralarından alkışlar)