| Konu: | Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 3 |
| Birleşim: | 82 |
| Tarih: | 11.04.2020 |
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; evet, infaz teklifi üzerinde görüşmelerimiz sürüyor. İktidar partisinin, hafta sonu, bilerek ve isteyerek kamuoyundan kaçırmaya çalıştığını da bu vesileyle ifade etmiş olayım. Ama biz buradayız dedik, istediğiniz kadar çalışmaya hazırız, sabaha kadar da hafta sonu da; yeter ki olumlu bir adım atılabilsin, yeter ki içerideki yüz binlerce tutuklu ve hükümlü için adalete uygun, eşitliğe uygun, infazda eşit ve adaletli bir yaklaşıma uygun bir düzenleme olsun.
Evet, baştan beri bazı manipülasyonlar var, algı yönetimi var; bunun için aslında söz aldım. İktidar partisi, özellikle ve bilerek ve isteyerek tabii ki bu infaz paketinde, teklifinde sanki çıkması öngörülenlerin çıkmasını biz engelliyormuşuz gibi, kendilerince bir propaganda yapıyorlar Habertürk'ten diğer bütün televizyonlarda. Biz, infaz paketi tartışılırken de bugün de yarın da aynı şeyi söylüyoruz. Biz, özellikle corona salgınının hepimizi tehdit ettiği bugünlerde hiç kimsenin cezaevinde virüsle baş başa kalmasını savunmadık, savunmuyoruz.
Bizi izleyen tutuklu ve hükümlü yakınları varsa onlara özellikle şunu söylüyoruz: Bizim iktidar partisine verdiğimiz öneri paketimizde de corona dönemine dair özel bir düzenleme vardı; bu dönem cezaevleri boşaltılsın. Tek bir istisna koymuştuk; kadına ve çocuğa yönelik cinsel suçlar ve saldırı suçlarında gerekli tedbirlerin alınmasını önermiştik. Onun haricinde herkesin mutlak surette cezaevinin dışına çıkmasını savunduk, serbest bırakılsın. Ne demek bu? Bu şu demek: Biz ölüm cezasına karşıyız, biz idam cezasına karşıyız. Biz suç ve ceza politikasında... Zaten cezasını almış, evine göndersen üç ay, corona bittikten sonra tekrar hükmünü çekebilir. Ama orada, corona salgınının hepimizin hayatını tehdit ettiği bir dönemde, içeride mahpuslar kalsın demek, ölüme terk ediyoruz demektir. Yani, bunun başka bir açıklaması yok. Biz bu konuda bütün suçlar açısından tek bir istisna koyduk; çocuğa ve kadına yönelik saldırı ve cinsel suçlar. Bunu tekrar, tekrar, defaatle söylüyoruz.
Biraz önce, Komisyon Başkan Vekili Sayın Yılmaz Tunç bir cümle söyledi, doğrusu, acaba bir umut ışığı mı diye dikkatle dinledim. Dedi ki: "Bu corona salgını döneminde biz insanları virüsten korumak istiyoruz, ölmelerini engellemek istiyoruz." Bunu, cinsel suçlarla ilgili bir tartışmada söyledi. Bunu istiyorsanız eğer, 90 bin insanı çıkarıp 200 insanı ölüme terk etmek asla kabul edilebilir değildir, bunu kabul edemeyiz. Sizin terör dediğiniz, sizin başka suçlarla ifade ettiğiniz herkes, her şeyi bir tarafa bırakalım, insan. Temel insan haklarından herkes eşit bir şekilde yararlanır. Burada suçları, düşünce suçlarını, siyasetçileri, akademisyenleri, gazetecileri çokça söyledik, bunu hiç açmıyorum ama temel ilke, temel ilkemiz bu salgın döneminde insanların, mahpusların can güvenliğini korumaktır. "Tehdit var", dedik inanmadınız ve maalesef korktuğumuz oldu. Bir ay önce, Adalet Bakanlığı ilk tedbir olarak bir ay görüş yasağı koydu, sonra peyderpey başka önlemler aldı. Ne oldu? İlkin 23 Martta Arif Yıldırım ilk vaka oldu ve hastaneye yatırıldı. Nalan Özaydın, bizim Mazıdağı Belediye Eş Başkanımız Covid-19 teşhisiyle tahliye oldu ve mahkeme kararında var yani bunu ben demiyorum, mahkeme kararı söylüyor. Mehmet Yeter, Bafra Cezaevinde vefat etti, cumhuriyet savcısı "Morga götürmeyin, ailesine ulaşamadık." dedi ve Covid-19'dan öldü. Ertesi gün, iktidar herhâlde müdahale etti, başsavcı demiş ki "Covid-19'dan ölmedi, ailesine ulaştık." Şimdi, bu çelişkileri kamuoyunun takdirine bırakıyorum. En son, Şakran Açık Cezaevinde, İsmet Nice isimli mahpus hatta adli bir mahpus Covid-19, pnömoni teşhisiyle maalesef yaşamını yitirdi. Şu anda tane 2 cenaze var arkadaşlar, en basitinden 2 tane cenaze var ve bu, cezaevlerinde hangi oranda yayıldı, bilmiyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın sözlerinizi lütfen.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Toparlıyorum Sayın Başkan.
Ama hepimiz insanız. Burada bile, şu anda sokağa çıkma yasağı var, dünya alarm hâlinde. Dünya Sağlık Örgütü her gün yeni bildiriler yayınlıyor, bütün ülkelerde cezaevleri boşaltılıyor, İran bile siyasi mahpusları bıraktı, İspanya bıraktı; Birleşmiş Milletler, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi, Dünya Sağlık Örgütü, sayısız kurum "Cezaevlerini boşaltın." çağrısı yaptı. Gün kin, öfke günü değil; gün, düşmanlık günü değil; gün, siyasi hesap yapma günü değil. O tutuklu ve hükümlülerin can güvenliği devletin sorumluluğundadır, iktidarın sorumluluğundadır. Bugün, siyasi mahpuslar değil sadece, Mehmet Yeter ve İsmet Nice'de olduğu gibi, bunun sorumlusu bu iktidar olacaktır, bunu bu şekilde uzatanlar olacaktır. Biz bu süreci uzatmak değil, herkesi kapsayacak bir infaz paketi istiyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Son cümle, son cümle...
BAŞKAN - Tamamlayın sözlerinizi.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Amacımız infaz adaletidir, altını çizerek söylüyorum. Biz burada bulunmaktan da sizleri burada tutmaktan da bu kadar uzatılmasından da asla haz almıyoruz. En az sizin kadar zor koşullarda mücadele ediyoruz ve gerçekten, doğru bir noktaya gelmenizi umut ediyoruz. Toplumun buna ihtiyacı var; burada kavgaya, çatışmaya, tutukluları ayırmaya değil, herkese temel insan hakları gözüyle bakmaya ihtiyacı var. Bütün milletvekillerinin vicdan, adalet ve özellikle hukuk mantığına bunu bırakmak istiyorum diyorum.
Teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)