| Konu: | 9 Nisan Dışişleri eski Bakanı Turan Güneş'in ölümünün 38'inci yıl dönümüne, muhalefet partilerinin coronavirüs salgınının yarattığı sorunların araştırılması amacıyla Meclis araştırması komisyonu kurulması taleplerinin reddedildiğine, Dünya Sağlık Örgütünün pandemiye ilişkin önerdiği tanı kodlarının kullanılmadığıyla ilgili şikâyetler geldiğine, Ekim 2019'da Plan ve Bütçe Komisyonuna gönderilmesi gereken Türkiye Varlık Fonu denetim raporlarının yollanmadığına ve Covid-19 sebebiyle Güvenlik ve İstihbarat Komisyonunun bu seneki toplantılarını yapmayacak olmasının doğru bir yaklaşım olmadığına, sahra hastaneleri yapılmak istenmesine, Dünya Romanlar Günü'nde "Ben çöpten yiyecek toplamaktan geliyorum." diyen Roman kadına Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı İstanbul İl Müdür Yardımcısı Nail Noğay'ın sosyal medya aracılığıyla verdiği cevabın liyakate bakılmaksızın yapılan atamaların sonucu olduğuna ve sistemin sorgulanması gerektiğine ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 3 |
| Birleşim: | 80 |
| Tarih: | 09.04.2020 |
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan, teşekkür ederim.
Bugün 10, 15, 16'ncı Dönem Kocaeli Milletvekilimiz, 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı sırasındaki Dışişleri Bakanımız Turan Güneş'in ölüm yıl dönümü. Kendisini bu vesileyle anıyor, Kıbrıs Barış Harekâtı'ndaki hizmetleri başta olmak üzere ülkemize yaptığı tüm katkılardan dolayı kendisine duyduğumuz minnet duygularını bir kez daha ifade ediyor, çok değerli ailesini de Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak buradan saygıyla selamlıyoruz. Ayrıca Turan Güneş'in ölümünü anarak partimize de bu konudaki iyi dileklerini ileten Sayın Grup Başkan Vekiline de teşekkür ediyoruz.
Sayın Başkan, Meclis birkaç kez, tüm muhalefet partilerinin ayrı ayrı verdiği coronavirüs sorunlarıyla ilgili bir araştırma komisyonu kurulması talebini reddetti. Bu mesele ulusal bir mücadele, hatta evrensel bir mücadele. Bu konuda da tüm siyasi partilerden uzman milletvekillerinin görev yapması son derece önemli. Bugünlerde Dünya Sağlık Örgütünün pandemiye ilişkin önerdiği tanı kodlarının kullanılmadığıyla ilgili tüm illerden, özellikle hekim arkadaşlardan şikâyetler geliyordu. Türk Tabipleri Birliği bunu raporlaştırdı. Bu raporun tüm partiler tarafından bir araya gelinip tartışılması ve böyle bir sorun varsa buna ciddi şekilde müdahale ediliyor olması son derece önemli. PCR testi pozitif çıkmaksızın ya da test yapılıp sonucu gelene kadar vefat edenlerin dahi testin sonucunun ne olduğuna bakılmaksızın bulaşıcı hastalık diye defne yollandığını biliyoruz ve bu konuda şöyle bir gerçek var, hekim arkadaşlar diyor ki: "Örneğin, kızamık tanısı için kapıdan girince gözünün altındaki haresinden biz kızamığı tanırız, o çok spesifik döküntüden."
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Devam edin lütfen.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Ama Covid-19 öyle bir hâle geldi ki neredeyse hiç duymadığınız bir öksürük biçimi, eşlik eden yüksek ateş ve bilgisayarlı tomografideki spesifik görüntü teste gerek dahi olmadan tanı koymayı gerektirirken, testlerin de yüzde 70 oranında sonuç verdiği, birçok kez Sağlık Bakanının dediği gibi negatif, pozitif, negatif sonuçlar verdiği göz önüne alındığında burada sorunlar var. Şimdi, bu konuda polemik falan yapmadan şunu söyleyelim: İstanbul'da, vakaların çıktığı günden 31 Marta kadar 300 tane Covid-19 olmayan bulaşıcı hastalık tanısıyla defnedilmiş kişi var, 300. Normal Covid'in sayısının çok daha üzerinde. Şimdi, bu şu demek: İstanbul'da bir veba salgını var, bir tifo salgını var da biz mi bilmiyoruz? Varsa onunla da mücadele edelim. Yoksa buradaki rakamlar ile ilan edilen rakamlar arasındaki farklılık endişeleri haklı çıkarıyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Devam edelim.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - İzmir'de bulaşıcı hastalık tanısıyla o günden 31 Marta kadar gömülen 60 vaka var oysa geçen sene mart ayında böyle bir vaka yok. Geçen sene mart ayında İstanbul'da 2 ya da 3 bulaşıcı hastalık defni varken Covid olmayan 300 küsur bulaşıcı hastalık defni var. Bunlar çok önemli iddialar, çok önemli kanıtlar. Şu Covid komisyonu kurulmalı, bu meseleyi Meclis ciddiyetle ele almalıdır, yoksa vatandaşın itirazları, şüpheleri gitgide yükselmektedir.
Sayın Başkan, Varlık Fonu, Ekim 2019'da Plan ve Bütçe Komisyonuna yollaması gereken denetleme raporunu yollamadı; başvurduk, ciddi bir cevap da alamadık. Sayın Sadi Bilgiç, yönettiği oturumda, eski bir Plan Bütçe Başkanı olarak da hak verdi, hâlen daha bugüne kadar yok.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayalım.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Ama şimdi, önümüzdeki hafta görüşülmesi beklenen bir torba yasanın içinde bu sefer de Varlık Fonu'na birçok muafiyet getirildiği görülüyor ve denetim raporunun gelmemesi de şüpheleri artırıyor.
Bunun yanında, bir de bakıyorsunuz, Güvenlik ve İstihbarat Komisyonu Covid yüzünden bu seneki toplantısını yapmayacakmış. Zaten büyük bir gizlilikle, yapısı gereği doğal bir izolasyonla toplanan Meclisin üye sayısı en az Komisyonunun toplantıya çağırılmamasına tatmin edici bir yanıt bekliyoruz. Ne demek, Güvenlik ve İstihbarat Komisyonu varıp da böyle bir gerekçeyle -hem de uluslararası anlaşmayı 270 kişi burada oyluyoruz, sonra Güvenlik ve İstihbarat Komisyonu, Meclisin en küçük komisyonu doğal izolasyonla çalışıyor, tam bir gizlilikle ama- bu sene gelmeyecekmiş, hesap vermeyecekmiş? Bunlar doğru yaklaşımlar değil.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın Sayın Özel.
SELAMİ ALTINOK (Erzurum) - Çok doğru yaklaşımlar.
BAŞKAN - Lütfen...
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan, elimizde, bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanun taslağı var. Bu, rejime kasteden Anayasa değişikliğinin iflasının açık kanıtı ve aynı zamanda itirafı. Bakanlıklar, toplumda, bu yasa çıktığında etkilenecek şirketlere, bazı birliklere, bazı bankalara bunu yollayıp görüş soruyor. Siz bu milletten kıl payı farkla şöyle diyerek aldınız: "Kuvvetler ayrılığı kesinleşecek, yürütme ile yasama tamamen ayrılacak, bakanlar artık kanun teklifi vermeyecek." Adamlar taslağa görüş soruyor. Haftaya da düştükleri durumdan üzüntü duyacağım bazı milletvekili arkadaşlar, aha da bu taslağın altına imza atıp "Bunu ben yazdım, ben verdim." diyecekler.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın Sayın Özel lütfen.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Kanun teklifi vermenin, sarayda yazılmış bir metnin alınıp da Kanunlar ve Kararlara verilmek olmadığını... O vermek, o vermek değildir, kimse motokurye, sarayın ulaştırma elemanı değildir. Milletvekillerinin aklı vardır, vicdanı vardır. Eğer sistemin çöktüğünü görüyorsanız, gelirsiniz burada o rejimi, rejime kasteden Anayasa değişikliğinin o yanlış maddelerini hep beraber geri alırız. Bakanlık görüş sorsun mu? Sorsun ama böyle bir tek adam rejimi inşa edip de sonra iktidar partisi milletvekillerine takiyeyle, muvazaayla imzalar attırılmasın, bu doğru bir yaklaşım değil.
BAŞKAN - Tamamlayalım Sayın Özel, lütfen.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkanım, sahra hastanesi kurulsun, Atatürk Havalimanı hastaneye çevrilsin meselesi otuz gün önce sosyal medyada konuşuluyordu, duruldu duruldu, şimdi "Kırk beş günde 2 tane hastane yapılacak."deniliyor. Bakın bilgiye: Rönesans Holding 10 Mart tarihinden itibaren tüm paydaşlarına "İş makinesi parkında kaç dozerin var, kaç vincin var, bana kaç işçi verirsin?" "Büyük, çok büyük bir işe giriyoruz, çok hızlı bir iş yapacağız." diyor. Hastane ve lojman inşaatı yapacağını söylüyor. Sayın Bakan, "Öğrendik ki yap-işlet-devretle olmaz bu işler. Bundan sonraki hastaneleri, şehir hastanelerini biz yapacağız, bunu da devlet yapacak." diyor. Bir eksiklik yok mu? Şimdi, Rönesans Holdingin, bunu yapacağını yirmi beş gündür bilen Rönesans Holdingin ihalesini ne zaman yaptınız arkadaşlar? Rönesans Holding ne? Sarayın müteahhiti ama o standart, her işi verdiği müteahhit diye değil sarayı da yapan müteahhit.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
RADİYE SEZER KATIRCIOĞLU (Kocaeli) - Ne var bunda, ne var?
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Hiçbir şey yok, hiçbir şey yok!
BAŞKAN - Tamamlayın Sayın Özel, lütfen.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan, Rönesans Holding bundan bir ay önce, biz bilmeden hastane yapacağını biliyor, hazırlık yapıyor, ihale mihale yok ortada. Nasıl olacak? Ya, yarın gelirsiniz, ihalesiz bu işi yapalım diye kanun getirirsiniz, hak veririz de siz niye önceden bütün sektörü...
ALİ ŞAHİN (Gaziantep) ¬¬- Mecliste basın toplantısı yap, anlat. Burada bu kadar konuşulur mu ya?
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Nasıl...
BAŞKAN - Peki Sayın Özel... Sayın Özel, tamamlayın sözlerinizi lütfen.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan, bunu kayda geçiriyoruz, tutanağa, Rönesans Holding inşaata başlayınca gelir sorarız.
Ayrıca, Nail Noğay, biraz önce ifade edildi. Bu mesele, Dünya Romanlar Günü'nde Romanlara İstanbul Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdür Yardımcısının attığı "tweet".
BAŞKAN - Tamamlayın Sayın Özel, lütfen...
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - "Ben çöpten yiyecek toplamaktan geliyorum." diyene "Geber!" diyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Bitiriyorum Sayın Başkanım.
BAŞKAN - Son cümleniz için söz vereyim, lütfen tamamlayalım.
Buyurun.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Tamam Başkanım, nasıl yapalım yani?
ALİ ŞAHİN (Gaziantep) - İki saat mi sürecek ya?
ÖZLEM ZENGİN (Tokat) - Sayın Başkan, bu usul hakikaten sıkıntılı bir usul ya.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan, son sözüm şu: Bu kişi böyle bir "tweet" atmış, bu kişinin bu "tweet"i atmasındaki sorgulanacak mesele, liyakat meselesi. Bu konuda en duyarlı olması gereken, çözüm üretmesi gereken, toplumun en dezavantajlı kesimleri için çalışması gereken İstanbul'daki İl Müdür Yardımcılığına böyle bir zihniyet atanıyorsa sizin sadakat-liyakat dengesini bozmanızdan kaynaklanan, sadece partili diye hiç liyakatine bakmadan yaptığınız atamaların sonucu bu. Yoksa, herkesin atadığı hata yapabilir, görevden alınır ama bu göreve bu kişi getirilmişse sistemi sorgulamanız lazım.
Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım. (CHP sıralarından alkışlar)