| Konu: | Diyarbakır ili Kulp ilçesinde PKK tarafından şehit edilen 5 vatandaşa Allah'tan rahmet dilediklerine ve saldırıyı lanetlediklerine, 8 Nisan 24'üncü Dönem Isparta Milletvekili Ali Haydar Öner'i ölümünün 2'nci yıl dönümünde rahmetle andıklarına ve Dünya Romanlar Günü vesilesiyle Romanların sosyal, ekonomik ve çalışma hayatında yaşadıkları güçlüklerin, kendilerine karşı kullanılan ayrımcı dilin ele alındığı ve çözüm önerilerinin tartışılacağı Stratejik Eylem Planı'nı kamuoyuyla paylaştıklarına, 6-12 Nisan Polis Haftası'nda polislere verilen 3600 ek gösterge sözü tutulmayacaksa ne gün tutulacağını öğrenmek istediklerine, polisler başta olmak üzere öğretmenlerin, hemşirelerin, infaz koruma memurlarının, kapsam dışı kalan Silahlı Kuvvetler personelinin mağduriyetinin giderilmesi konusunda tam bir dayanışma ve iş birliği teklif ettiklerine, Sağlık Bakanı tarafından paylaşılan illere göre coronavirüs yoğunluk haritasına, yerel yönetimleri dışlamanın doğru olmadığına, Burdur Belediyesi tarafın |
| Yasama Yılı: | 3 |
| Birleşim: | 79 |
| Tarih: | 08.04.2020 |
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Diyarbakır Valiliğince yapılan açıklamayla Kulp ilçesinde PKK tarafından düzenlenen saldırıda 5 vatandaşımızın şehit olduğunu üzülerek öğrendik. Bu saldırıyı kınıyoruz ve lanetliyoruz. Kulp ilçesinin Güleç Mahallesi kırsalında sabah 06.30 sıralarında ormana ağaç kesimine giden sivil vatandaşların bulunduğu bir araca PKK mensuplarınca el yapımı patlayıcıyla düzenlenen bu saldırıda şehit olan vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet diliyoruz, yakınlarının acısını paylaşıyoruz ve grubumuzun bu konudaki üzüntüsünü tüm kamuoyuyla da bir kez daha paylaşıyoruz.
Sayın Başkan, birlikte 24'üncü Dönemde milletvekilliği yaptığımız, sizin de bizim de arkadaşımız, ağabeyimiz, büyüğümüz, Isparta Milletvekilimiz Ali Haydar Öner'in ölüm yıl dönümü bugün. Ölümünün 2'nci yılında kendisini bir kez daha rahmetle ve özlemle anıyoruz.
Bugün, 8 Nisan Dünya Romanlar Günü. Bugün İzmir Milletvekilimiz Özcan Purçu'dan, Türkiye'deki Romanların sorununu Parlamentoya taşıyan, uzun süredir bu konuda mücadele veren milletvekilimizden, az önce, Meclisimize selamlarını, saygılarını, sevgilerini ileten bir telefon aldım. Kendisi tüm vatandaşlarımız adına Meclisi selamlıyor.
Beş yıl önce Cumhuriyet Halk Partisi "Romanların sorunlarına çözüm paketi." diye bir dizi öneriyi Meclise sunmuştu. O konuda Özcan Vekilin büyük gayretleri var ama hâlen daha bir çözüme ulaşmayan çok sayıda sorunları için de Meclise bir kez daha görevlerini hatırlatıyor.
Bu arada, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, bugün açıklanmak üzere, Roman Strateji Eylem Planı'nı son parti meclisimizden geçirmiştik. Bu, bir siyasi partinin stratejik eylem planı olarak -Romanların sorunlarını ele aldığı- bir ilk örnek. Sayın Özcan Purçu da parti meclisine teşekkür konuşması sırasında bunu dile getirmişti.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Devam edin.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Konuya duyarlılığımızı ifade ediyoruz ve Romanların sosyal yaşamlarında, ekonomik hayatta, çalışma hayatında ve şehirlerde sürdürdükleri hayatta yaşadıkları güçlüklerin, çocuklarının çektiği sıkıntıların, eğitimdeki eşitsizliklerin, bazen fark etmeden, bazen bilerek kendilerine karşı kullanılan ayrımcı dilin, nefret söylemine varan bazı söylemlerin, bunların hepsinin ele alındığı ve çözüm önerilerinin tartışılacağı Stratejik Eylem Planı'mızı bugün kamuoyuyla paylaştık, paylaşıyoruz, konuyu Meclisin de dikkatine sunuyorum.
6-12 Nisan Polis Haftası. Şehit olduklarında ardından hep beraber gözyaşı döktüğümüz, her olayda ilk aklımıza gelen, ilk sarıldığımız; seçim olur, eve gitmezler; gezi olur, aylarca kasklarının üstünde yatarlar; darbe olur, mesai saatleri 2 katına çıkar, eve uğramazlar...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Devam edin.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - ...maç olur, eve gitmezler; bayram olur, eve gitmezler; miting olur, eve gitmezler; lider gelir, eve gitmezler; bakan gelir, eve gitmezler; en çok çalışan ve maalesef siyaset kurumu tarafından en çok kandırılan meslek grubu polisler. Her seçim özellikle -hem de en son seçimde artık çok kesin bir dille- 3600 ek gösterge sözü veriliyor onlara. Parti grupları polisi seviyor, Parlamento seviyor, liderler seviyor, Cumhurbaşkanı 3.500'üyle bir geziyor, her mitingde söz veriyor ama miting bitiyor, seçim bitiyor, 3600 ek gösterge yok. Yazıktır, günahtır! Polis Haftası'nda kuru kuruya bir şeyler söylemek yerine, iktidar partisi grubuna söylüyoruz: Buradayız, maskemiz var, emeğimiz var, gücümüz var. Verilen böyle bir sözü bugünlerde tutmayacaksak ne gün tutacağız? Getirin 3600 ek göstergeyi bir günde yukarıda geçirelim, bir saatte de burada geçirelim ama polisler başta olmak üzere söz verdiğiniz öğretmenlerin, hemşirelerin, infaz koruma memurlarının, kapsam dışı kalan Silahlı Kuvvetler personelinin bu eksiğini hızla yerine getirelim. Aynen hekime karşı şiddet meselesinde olduğu gibi bu konuda tam bir dayanışma ve tam bir iş birliği teklif ediyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayalım.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan, İstanbul'daki yoğunluk haritası nihayet Sayın Bakan tarafından paylaşıldı. 6 ilin paylaşıldı, Türkiye'nin paylaşıldı. Yoğunluk haritası korkunç ve bu yoğunluk haritasına bakınca ve dönüp de bu yoğunluk haritasını gördükten sonra şunu anlıyorsunuz: Ekrem İmamoğlu bu haritayı bilmez. Ankara'dan baktığınızda, İstanbul'un durumunu Bakan açıklamasa biz bilmeyiz. Ama Ekrem İmamoğlu on gün önce dedi ki: "İstanbul'da inanılmaz vaka var, hiç olmazsa İstanbul için acil karantinaya ihtiyaç var." Çok yapıcı bir dille bunu çağırdı ama maalesef buradan çıkarılacak 2 ders var: Bakın, biri, bilgisayarların çıkardığı şeyi, yerel yönetici yüreğinde hissediyor çünkü orada yaşıyor, görüyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın lütfen Sayın Özel.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Virüs mücadelesinde, böyle bir pandemiyle mücadelede yerel iradeyi, yerel yönetimleri dışlamak kadar büyük bir hata olmayacağı ortaya çıkmıştır. On gündür İstanbul'da karantina olsa dört gün sonra bu tablo bambaşka bir şey olacakken şimdi önünün nasıl alınacağını herkesin kara kara düşündüğü bir yayılma hızı var.
Türkiye için de rakamlar çok. Vefat sayısının düşük olması büyük umut. Bütün sağlıkçılara teşekkür ediyoruz. Ama İstanbul için o yoğunluk, o sıkışıklık karantinasız olmayacak.
Ama bu ölümlerin bir sebebi var. Bu ölümlerin sebebi şu: 301 Soma maden işçisini, Ermenek'i ne öldürdüyse bu insanları da o öldürüyor, üretim baskısı. Hiç ihtiyaç olmayan sektörlerde pozitif çıkmış birçok vaka -hepimizin bildiği- güldür güldür çalışacak, fabrika para kazanacak. Bugün çalışmasına ihtiyaç olan fabrika gıdadır, ilaçtır, maskedir, dezenfektandır...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlıyoruz...
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - ...onun dışında kapanacağız ve bu hastalığı ancak öyle yeneceğiz.
Bakın, dünyada 3 tür sistem uygulanıyor: Biri, işte Çin'in, Güney Kore'nin başardığı gibi "bastırma, kapatma, karantina"; iki, İngiltere'nin deneyip eline yüzüne bulaştırdığı "sürü bağışıklığı"; üçüncüsü, Türkiye'de "sınıf bağışıklığı" sistemi.
Parası olan evde oturup korunuyor, parası olmayıp çalışmak zorunda olan gariban dışarı çıkıyor ya bağışıklık kazanıp kurtarıyor ya hastalanıp ölüyor. Bu "sınıf bağışıklığı" Türkiye'de yapılan iş, bu tabloya rağmen kabul edilebilir bir mesele değil.
Ekrem Bey'i dinleyin, İstanbul'un yerel aktörlerini dinleyin, kendi belediye başkanlarınızı dinleyin, yetkilendirin, iş birliği yapın; bu sorunları hep beraber çözelim.
Bir örnek, Sayın Başkanım, sabrınıza teşekkür ederek, Burdur Belediyemiz. Kampanyayı o da başlattı, Belediye Başkanımız Ali Orkun Ercengiz. Kampanya durduruldu.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Lütfen son cümlelerinizi alalım Sayın Özel.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Yağmur gibi talep geliyor. Böyle bir çözüm bulmuş: Tarım Kredi Kooperatifi. Tarım Kredi Kooperatifi tüm çiftçinin malını satıyor. Onun hesap numarasını duyurmuş, "İsteyen gitsin o hesaba para yatırsın, açıklamasına da 'erzak' yazsın; ben alacağım, dağıtacağım garibana." demiş. Hatta dün Burdur Milletvekilimiz kendi maaşından bağışını yapmış, o kadarlık koliyi, sembolik bir koliyi koymuş. Yazı yollamış Vali, harekete geçmiş ve Tarım Kredi Kooperatifine "Bu kampanyayı durdurun." diyor. Ya böyle bir şey olur mu? Paraya değmiyorsun, gidiyorsun, Tarım Kredi Kooperatifine para yatırıyorsun, o parayla... Vatandaş gitse, koliyi alsa, çıkışta gelse belediyeye kadar beli ağrıya ağrıya yaşlı amcam getirse, onu verse suç mu bu? Onu yapıyor ya "Sen parayı yatır, ben erzakını götüreyim." diyor. Buna nasıl... Burdur Valiliği bir de soruşturma açmak için İçişleri Bakanlığına bilgi, müfettiş talep ediyorlar.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Bitireceğim Sayın Başkanım, kusura bakmayın.
BAŞKAN - Bir cümle Sayın Özel, lütfen...
Buyurun.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkanım, ve öyle bir noktaya geliyor ki iş, bu iş artık siyaseti yönetenlerin, yürütenlerin içindeki partizanca durumla "Efendim, tek aktör ben olayım." Hepimizin parasıyla maske dağıtıyor Cumhurbaşkanı Erdoğan. Altına hediye... Ne hediyesi yahu? Kimin parasıyla kime hediye veriyorsun? (CHP sıralarından alkışlar). Oğlanın sünnetinde takılan altınları, eşinizin bileziklerini mi bozdurdunuz o maske için? 65 yaş üstü işçi emeklisi dünyanın en yüksek vergisini ödedi asgari ücretinden. Hak mı? Sosyal devlette bir kolonyanın... Bir madde, imza atmış hediyedir diye. Ne hediyesi? Hakkımız, insanların hakkı, onların verilmeyen haklarıyla çok azını verip de algı yönetimini yapan, kendine itibar kampanyası yapanlara da yazıklar olsun! (CHP sıralarından alkışlar)
Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.