| Konu: | Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Filistin Devleti Hükümeti Arasında Filistin-Türkiye Dostluk Hastanesi'nin Gazze'de Ortak İşletilmesi ve Devri ile Filistin Vatandaşlarının Tıpta Uzmanlık Eğitimini Türkiye'de Almasına Dair Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 3 |
| Birleşim: | 75 |
| Tarih: | 31.03.2020 |
MURAT EMİR (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Sayın Grup Başkan Vekili Bülent Turan biraz önceki konuşmasında bu yasa işlerinden oldukça iyi anladığını ortaya koymuş oldu.
Şimdi, bir soruyla başlayayım değerli arkadaşlar: Cumhurbaşkanlığı bir yardım kampanyasını nasıl başlatabilir? Hukuk devletinde böyle bir kampanyanın başlatılabilmesinin yolu, ancak ve ancak Cumhurbaşkanlığı kararıyla olabilir. Peki, şu anda bir Cumhurbaşkanlığı kararı söz konusu mu? Size söyleyeyim: Hayır. Dolayısıyla dün akşam Sayın Cumhurbaşkanının başlatmış olduğu yardım kampanyası şu hâliyle yasal dayanaktan yoksundur. Şimdi, yasal dayanaktan yoksun bir şekilde Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı adına para toplanmaktadır ama bunun yasal dayanağı yoktur arkadaşlar. Tabii, tek adam rejimi olduğu için siz o tek adamın ağzından ne çıkarsa onun aslında geçerli ve tutarlı olduğunu düşünüyorsunuz ama değil. Peki, bu durumda Cumhurbaşkanının bir an evvel bu kararı çıkarması gerekir mi? Evet, tabii gerekir. Peki, buna niye takılıyoruz biz? Yani şunu diyebilirsiniz: "Ya, yarın bu karar çıkar, ne var bunda?" Ama olmaz öyle çünkü o kararda bu paraların ne şekilde toplanacağının ve ne şekilde harcanacağının yazılması gerekir. Daha önce Elâzığ depremi için toplanan paralarda yine böyle bir karar söz konusu. Peki, bu niye önemli arkadaşlar? Çünkü siz para toplayıp harcamama konusunda sabıkalı bir iktidarsınız. 15 Temmuz şehit yakınları ve gazileri için toplanan paraların üstüne yattınız, tek kuruşunu harcamadınız, hâlâ orada hesaplarda duruyor.
SALİH CORA (Trabzon) - Yalan, yalan.
MURAT EMİR (Devamla) - Beşiktaş saldırısından sonra toplanan paralar için de aynı şeyi yaptınız. Dolayısıyla mutlaka ve mutlaka buna bir yasal dayanak oluşturulması lazım.
Peki, Süleyman Soylu burada bir yasal eksiklik varken niye burayla ilgilenmez de büyükşehir belediye başkanlarımızın açtığı kampanyayla ilgilenir? Bunu anlamak mümkün değil.
Değerli arkadaşlar, "millî birlik, beraberlik" diyorsak "herkesin dayanışması" diyorsak "Bu krizden, bu salgından ancak ve ancak herkesin el ele vermesiyle, herkesin omuz omuza vermesiyle kurtulabiliriz." diyorsak mutlaka herkese bu olanağın da sağlanması gerekir. Bu nedenle ilgilileri bugünkü, bu, 2016'dan beri yapılan bağış toplama konusundaki kıskançlıklarından vazgeçmeye çağırıyorum. Bu mutlaka çözülmesi gereken bir şeydir. Bu konu üzerinde çok fazla durmayacağım.
Önemli bir konu değerli arkadaşlar, Sağlık Bakanlığı veri paylaşımı konusunda, iletişim konusunda sınıfta kalmıştır; doğru bilgileri paylaşmamaktadır, çeşitli nedenlerle yanlış bilgiler üzerinden yürünmektedir ve bilerek de bilgiler saklanmaktadır. Hangi bilgiler? Öncelikle Covid-19'dan dolayı kaybettiğimiz vatandaşlarımızın şehirlerinin, yaş gruplarının ve mesleklerinin mutlaka açıklanması gerekir. Bu, bizim bu salgınla mücadelemizde bize yol gösterecek önemli bir veridir. Bütün dünya bunları bilirken bizim Türkiye'de bunu bilmememiz mümkün değil. Dolayısıyla, burada Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nun bir ihlali varmış gibi, o kanunun arkasına saklanıp kendi kafanıza göre bir gizlilik, bir perdeleme yapmanızı asla doğru bulmuyoruz.
Diğer bir konu arkadaşlar, başından beri söylüyoruz, "Test yapın." diyoruz yapmıyorsunuz.
SALİH CORA (Trabzon) - 10 bin test yapılmış ya, az mı?
MURAT EMİR (Devamla) - Daha yeni yeni günlük 10 bin sayısına yaklaşmaya başladık ama bu çok geç kalınmış sayılardır. Bakın, dünya artık günde 30 bin test sayısını konuşuyor. Test yapacaksınız, bulacaksınız ve hemen katı izolasyon uygulayacaksınız. İzolasyon konusunda da geç kalıyoruz, gevşek davranıyoruz. Mutlaka ve mutlaka vatandaşlarımızı katı izolasyonla evlerinde tutmamız gerekiyor. Nerede bir Covid-19'lu coronavirüs hastası görsek, onları bulduğumuz anda tecrit etmek, izole etmek zorundayız. Şimdi, bunlar yapılmadan yol alınmaya çalışılıyor, bir karanlıkta yürünmeye çalışılıyor ve maalesef başarısız kalıyoruz.
Yine aynı şekilde, değerli arkadaşlar, veri eksikliğinin, sayı eksikliğinin bir sebebi de testlerin bazen yapılmaması bazen de bilimsel açıdan negatif çıkmasıdır. Oysa biliyorsunuz, bizim Sağlık Bakanlığımızın algoritmasına göre de klinik bulgular ve radyolojik bulgular olduğu anda ona Covid-19 hastası tanısı konur ve tedaviye başlanır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MURAT EMİR (Devamla) - Sayın Başkan, tamamlıyorum.
BAŞKAN - Tamamlayın sözlerinizi lütfen.
MURAT EMİR (Devamla) - Ancak bu kişiler bir şekilde hayatlarını kaybederlerse bunlar Covid-19 eksi olarak kayıtlara geçmiyorlar. Bu da bir sebep. Dolayısıyla şunu biliyoruz: Aslında bu hastalık zannettiğimizden çok daha yaygın, biz buz dağının ancak görünen kısmıyla mücadele ediyoruz. Ancak ve ancak hep beraber aklı ve bilimi ön plana alarak bu sorundan kurtulabiliriz. Sağlık Bakanlığını, özellikle Bilim Kurulunu daha çok dinlemeye, siyasi kaygılardan arınmaya ve sağlıklı ve tutarlı iletişim kurmaya davet ediyorum.
Genel Kurulu saygıyla selamlarım. (CHP sıralarından alkışlar)