GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Filistin Devleti Hükümeti Arasında Filistin-Türkiye Dostluk Hastanesi'nin Gazze'de Ortak İşletilmesi ve Devri ile Filistin Vatandaşlarının Tıpta Uzmanlık Eğitimini Türkiye'de Almasına Dair Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:75
Tarih:31.03.2020

HDP GRUBU ADINA MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Evet, saat 15.30'da haftalardır tartışılan infaz yasa taslağı açıklandı. Yine bir iktidar klasiğiyle karşı karşıyayız. Geçen hafta büyük şaşaalarla, tefle zurnayla, işte "Partilerle görüşüyoruz, biz kendi taslağımızı getirmiyoruz, gideceğiz diğer partilerin görüşlerini alacağız." diye, uzun yıllardan sonra bizimle de görüşmeye geldiler; uzun uzun görüşlerimizi aktardık -diğer partiler kendileri söylerler- yazılı da sunduk ama bugün önümüze gelen taslağa... Zaten bilgi verme gereği duymadılar, sadece ortaklarıyla konuştular ve ilk getirdiklerinden hiç de farklı olmayan bir paketle karşı karşıyayız.

Bunun neresinden tutacağımı bilmiyorum. Bu corona döneminde, salgın döneminde tutulabilecek hiçbir yanı yok bu önerinin. İktidar partisi alenen, bütün dünyaya "Benim yurttaşlarımın canı umurumda değil." diyor. "Ben cezaevinde yaşayan, tutuklu bulunan ya da hükümlü bulunan yüz binlerce insanın ölme riskini ciddiye almıyorum." diyor. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri defaaten çağrı yapıyor: "Lütfen cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlüleri serbest bırakın." diyor. İtalya bırakıyor, İran bırakıyor, Türkiye ne yapıyor? Her şeyi Allah'ın lütfu olarak görüyor ya, bu kriz, bu corona krizi, salgın, Allah'ın lütfu falan değil; istediğiniz kadar kendi lehinize çevirmeye çalışın, insanlar arasında, ölüm ile yaşam arasında çok ince bir çizgi var.

Biz somut bilgiler söylüyoruz. Şu anda cezaevlerinde, Kırşehir E Tipi Cezaevinde bazı bölümler karantinaya alınmış diyoruz. Biraz önce konuşmacımız söyledi, Nalan Özaydın -adını veriyoruz- Mazıdağı Belediye Eş Başkanımız şu anda karantinada ve virüs teşhisi konulmuş diyoruz. Şakran Cezaevinde bir görevlinin -resmî bilgidir bu, şu anda tespit yapılmış- ikinci testinin sonucu bekleniyor, ikincisi pozitif çıkar diye. Biz diyoruz ki: "Cezaevlerini boşaltın." İnfaz koruma memurlarını cezaevine tıkıyorlar. Bu kadar zekâ yoksunu olunur mu? Binlerce, on binlerce infaz koruma memurunu niye izole ediyorsunuz toplumdan? Bunun bir yolu var, içeridekileri serbest bırakacaksınız. Siz yurt dışına çıkışı yasakladınız, iller arası seyahati yasakladınız, mahalleleri izole ediyorsunuz, binaları karantinaya alıyorsunuz; siz bu insanların kaçmayacağını, kaçamayacağını, böyle bir teşebbüs olamayacağını adınız kadar iyi biliyorsunuz. Burada tarif edilemez bir düşmanlık var. Yok efendim "Terör suçları kapsam dışıymış..." Terör kim ya? Terörist kim? Öğretmen, doktor, siyasetçi, öğrenci, gazeteci, akademisyen, yazar çizer; bunlar terörist falan değil. Bunlar, bu insanlar, sadece AKP'ye muhalif olduğu için cezaevindeler. Terör tanımı dünya tarihinin en geniş hâlini yaşıyor şu anda. Bunu böyle değerlendirenler ancak terörist olabilir. İçerideki Selma Irmak, Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş terörist değil, Osman Kavala terörist değil; Mehmet Emin Özkan terörist değil; daha birçok isim verebilirim. Yarın duruşması var, Elif Kısa terörist değil. Biraz önce aradılar, Siti Gören 70 yaşında, yüksek risk grubunda. Bu, terörist mi şimdi? İşte bununla iktidar partisi şunu yapıyor -hukuki mealini söylüyorum- insan öldürmeye tam teşebbüs ediyor. Cinayettir bu, cinayet. Siz, corona virüsüyle insanların ölümüne göz yumarsanız, bu, kaldırıldığı iddia edilen idam cezasının geri gelmesidir. Siz, o insanları cezaevinde öldürmeye çalışıyorsunuz. Bu, düşmanlık bile değil. Biz yüz binlerce, 288 bin candan söz ediyoruz, aileleriyle beraber milyonlarca insandan söz ediyoruz; bunlar bu ülkenin yurttaşları değil mi? Yurttaşları değilse çıkın deyin ki: "Yurttaşlıktan attık, biz onları virüsle baş başa bırakıyoruz." Bu yönüyle infaz yasası bir idam yasasıdır, bir cinayet yasasıdır, insanları öldürmeye alenen kastetmektir. Biz bunu asla kabul etmiyoruz. Bize hiçbir şey danışılmadı, hiçbir konuda ortaklaşmadık, sadece görüşlerimiz sunuldu, diğer partilerle ortaklaşıldıysa da bizim hiçbir bilgimiz ve ilgimiz söz konusu değil.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Beştaş, tamamlayın sözlerinizi.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Şimdi, efendim, birçok suç çıkacak. Bizim önerimiz de şuydu zaten: Önce, bir, cezaevlerini ayrımsız boşaltalım, yaşam hakkını koruyalım, diğer tedbirleri mahkemeler alır; adli kontrol mü verir, ev hapsi mi verir, denetimli serbestlik mi verir, bunu verir. İlk adım, acil adım budur. Sanki adil yargılama varmış da, sanki Türkiye'de yargı tarafsız, bağımsızmış da bu insanlar hüküm giymiş. Ya, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin yüzlerce kararı var "Türkiye'de adil yargılama yoktur." diye. Anayasa Mahkemesinin onlarca kararı var "Türkiye'de adil yargılama yoktur." diye.

Hükümlü olanlar... Şimdi, Mehmet Emin Özkan 84 yaşında, 2 oğluyla beraber bir itirafçının yalanları yüzünden içeride ve şu anda yüksek risk grubunda, şu an 37 derece ateşi var. Şimdi, o ölse doğal ölüm mü olacak? Hayır, cinayettir. Bunun faili de bu iktidardır ve bunun hesabını er geç vereceksiniz. Tez, yol yakınken bu infaz paketini geri çekin; adil, herkese eşit uygulanabilecek, "infazda eşitlik" prensibini gözeten bir yasa taslağı getirin.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Bitiriyorum.

BAŞKAN - Tamamlayın sözlerinizi lütfen.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Bu, tarihsel sorumluluğunuzdur. Dünya corona salgınıyla mücadele ederken, herkes yurttaşlarını korumaya çalışırken, iktidar bugünkü açıklamasında "Efendim, 90 bin kişiyi dışarı çıkarmayı hedefliyoruz." diyor. Cezaevinin sayısını hafifletiyorlar. Tutuklu ve hükümlülerin, mahpusların nüfusunu azaltıp kendilerince bir tedbir almaya çalışıyorlar. Uzun süredir gündemlerinde olan bir şey, coronayı bahane ederek birilerini dışarı çıkarmaya çalışıyorlar.

Bu konuda ayrımcılığa karşıyız, eşitsizliğe karşıyız, cinayete karşıyız, idam cezasına karşıyız ve iktidarın tek başına bu yasaları bu şekilde getirmesine karşıyız. Bu vesileyle, cezaevlerinde bulunan bütün arkadaşlarımı saygıyla sevgiyle selamlıyorum.

İnfaz yasasına hem Komisyonda hem Genel Kurulda en net ve sert muhalefeti yapacağımızı da ifade etmek istiyorum. (HDP sıralarından alkışlar)