| Konu: | Pandeminin hızla yükseldiği ülkeler arasında bulunulduğuna, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 30 Mart 2020 tarihli Ulusa Sesleniş konuşmasının özetinin halka ilan edilen yardım çağrısı olduğuna, halkın açlık ile corona tehdidi arasında tercihe zorlanmasının derhâl bitirilmesi gerektiğine, suyun ve hijyenin önemli olduğu günlerde başta Mardin Belediyesi olmak üzere suya yapılan zamma, Batman Belediyesine kayyum atanarak Eş Başkanlarının gözaltına alındığına ve Batman Belediyesinin internet sitesindeki Kürtçe seçeneğinin kaldırıldığına, HSK'nin 6284 sayılı Yasa kapsamında verilen tedbir kararlarının yükümlülerin sağlığının riske atılmayacak şekilde değerlendirilmesi gerektiği yönündeki kararıyla şiddete meşruiyet sağlanmasını kabul etmediklerine ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 3 |
| Birleşim: | 75 |
| Tarih: | 31.03.2020 |
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Teşekkürler Sayın Başkan.
Değerli milletvekilleri, evet, Anayasa'nın 2'nci maddesi Türkiye'nin bir sosyal hukuk devleti olduğunu söyler. Peki, nedir sosyal devlet ilkesi? Ekonomik ve toplumsal yönden yurttaşların sorunlarıyla ilgilenen, onların yaşam düzeyi, sosyal güvenliği ve benzeri konularda gereken önlemi alan devlettir. Peki, milyonlarca yurttaş, üstelik kaygı düzeyi had safhadayken, bu kaygı hem yaşam kaygısı hem de kuşkusuz ekonomi ve gelecek kaygısıyken televizyonlarda saatlerce Cumhurbaşkanının açıklamasını bekledi. Açıklamanın tek özeti ise halka ilan edilen yardım çağrısı ve bilgisi verilen IBAN numaraları oldu. O dakikada halk bir kez daha kendisini yapayalnız ve güvencesiz hissetti. İnsanlar, mevcut corona tehlikesini dahi göremeyecek durumda, coronanın ölümcül tehlikesine rağmen işlerine gitmek zorundalar. Evet, sarayın bu ülkeye olan maliyeti 2 trilyon iken 560 milyon Cumhurbaşkanı maaşının kampanya kapsamında kullanılacağının ilanı ve herkesin bu kampanyaya katılımını teşvik bu tabloda anlamını yitirmiş ve hatta bitmişliğin ilanıdır. Türkiye, pandeminin hızla yükseldiği ve önü alınmayacak noktada olduğu ülkeler arasında. Halk evinden dışarı çıkıyor çünkü devletine güvenmiyor. Açlık ile corona tehdidi arasında bir tercihe zorlanıyor. Bu tercih ölümcül bir tercihtir, bunu derhâl bitirmemiz gerekiyor.
Diğer bir mesele, evet, corona gündeminde su ve hijyen ihtiyacı. Bizim kayyum atanan, gasbedilen belediyelerimiz su faturalarını erteliyordu, su borcu olanların suyunu kesmiyordu ve indirim yapıyordu. Peki, kayyum atanan belediyeler ve AKP belediyeleri ne yapıyor? Suya zam yapıyor. Evet, bu belediyelerin başında Mardin Belediyesi geliyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Beştaş, tamamlayın sözlerinizi.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Mardin Belediyesi -yanlış duymadınız diyeyim sevgili halkımıza- bu salgın ortamında, MARSU, şebeke suyuna yeni bir zam daha yaptı ve gerçekten bu, salgınla mücadelede fırsata dönüştürme ve bundan rant elde edilmenin ne aşamaya geldiğini de ortaya koyuyor. Mardin halkı sakinlerine çifte zamlı faturalar kesilecek. Bunu kamuoyunun ve Parlamentonun takdirine ve halkın vicdanına sunmak istiyorum.
Yine, kayyum uygulamalarından bir tanesi... Bunu söylemekten asla vazgeçmeyeceğiz çünkü kayyum bir gasptır, bir darbe yönetimidir ve geçen hafta Batman Belediyemize kayyum atandı, belediye eş başkanlarımız gözaltına alındı. Kayyumun ilk icraatı ne oldu biliyor musunuz? İnternet sitesinden Kürtçe hizmetin kaldırılması oldu ve haklarında yıkım kararı alınan ve yarım kalan kaçak yapılarda yeniden çalışma başlatıldı.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Son sözlerinizi alayım lütfen.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Bu, aslında AKP'nin var olan, Kürt halkına olan ve halklara olan düşmanlığının resmidir. Ana dilde yaşam tehlikesi altında olan bir yurttaş topluluğuna, bir halka çağrı bile yapılamaması ve bunun siteden kaldırılması, bu salgının nasıl fırsata çevrildiğinin ve düşmanlığın hangi boyutlara geldiğinin meselesidir.
Diğer çok önemli bir mesele var: Evde kal çağrısının en çok kadınları vurması meselesi... Sokak ortalarında ölümlerine şahit olduğumuz kadınlar, şu günlerde ev içi şiddetin öznesi ve mağduru durumundalar. Ülke çapında salgın riskine karşı alınan tedbirler kapsamında HSK dün bir karar aldı, çok önemli bir karar: "6284 sayılı Yasa kapsamında verilen tedbir kararlarının yükümlülerinin coronavirüs kapsamında sağlığının tehdit edilmeyecek şekilde değerlendirilmesi gerektiği." Bu ne demek? Kadına, ya, şiddete uğrasan da ölümle burun buruna da olsan...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın sözlerinizi.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Bu, corona önlemlerine kadınları kurban verebiliriz, öldürülebilirler, şiddete uğrayabilirler demektir. Fakat şu bilinsin ki kadınlar yaşam hakkı yok sayılarak şiddet uygulayanlarla baş başa bırakılamazlar. Karakollara giden kadınların şikâyetlerinin alınmaması ve bu karar çok vahim bir tabloya işaret ediyor. Son bir ayda corona salgını döneminde 15 kadın öldürüldü, yaşamını yitirdi. Bu da kadın hakları kurumlarının, biz kadınların en temel gündemlerinden biridir. Şiddete meşruiyet sağlanmasını asla kabul etmiyoruz.
Teşekkür ediyorum.