| Konu: | İdlib'de ve Bahar Kalkanı Harekâtı'nda şehit olan askerlere ve Deniz Bölükbaşı'na ölümünün 2'nci yıl dönümünde Allah'tan rahmet dilediklerine, siyasetin içinden bakarak ama siyasi birliktelikle, yapıcı katkılarla coronavirüs sorununun üstesinden gelinmesi gerektiğine, Sağlık Bakanının "Bilim Kurulunda da doktorlar var, Türk Tabipleri Birliği kendisini burada hissetsin." ifadesinin doğru bir yaklaşım olmadığına, Doktor Güle Çınar'ın sağlık çalışanlarını bilgilendirdiği sırada çekilen videodaki sözlerinden dolayı Ankara Üniversitesi tarafından yazılı olarak özür dilemeye zorlanmasının üzüntü verici oluğuna, gerçekleştirilen Coronavirüsle Mücadele Eş Güdüm Toplantısı sonrasında yapılan açıklamayla beklentilerin boşa çıktığına ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 3 |
| Birleşim: | 71 |
| Tarih: | 19.03.2020 |
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
İyi haberler almaya hasret kaldığımız bugünlerde, bir acı haberi daha biraz önce öğrenmiş bulunuyoruz. İdlib ve Bahar Kalkanı Harekâtı bölgelerinde iki ayrı olayda iki acı haber aldık ve 2 askerimizin şehit olduğunu öğrendik. Askerlerimize Allah'tan rahmet, acılı ailelerine sabır diliyoruz Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak.
Bugün ölümünün 2'nci yıl dönümünde Deniz Bölükbaşı'nı, Türk diplomasisinin çok önemli bir üyesi olan ve daha sonra da Türkiye siyasetine çok ciddi katkılar sağlamış olan Deniz Bölükbaşı'nı rahmetle anıyoruz. Ailesiyle birlikte, İYİ PARTİ'deki ve Milliyetçi Hareket Partisindeki siyaset arkadaşlarına da bir kez daha başsağlığı diliyoruz.
Coronavirüs salgınında, dün akşam Sayın Bakanın bilgilendirmesiyle ikinci kayıp haberini aldık ve yavaş yavaş, artık, Türkiye'nin bir İtalya olmamak için çaba göstermesine yönelik yaklaşımları, biraz endişeyle de olsa takip ediyoruz. Bugün Sayın Bakanın varlığında ifade ettik, bu meseleye siyaset dışı değil, siyasetin içinden bakarak ama siyasi birliktelikle, herkesin vereceği önemli, yapıcı katkılarla ve el birliğiyle bu sorunun altından kalkmamız gerekiyor. Kimsenin bir diğerini bu meselede ötekileştirdiği bir süreci hiçbir zaman doğru bulmadık. Sayın Bakan -artık daha fazla karşılıklı konuşma olmasın diye ifade etmedim ama tutanakları dikkatli takip ettiğini de biliyoruz- "Bilim Kurulunda da doktorlar var, Türk Tabipleri Birliği kendisini burada hissetsin." diye bir yaklaşımda bulunuyor. Bu doğru bir yaklaşım değil, şundan dolayı doğru bir yaklaşım değil: Yarın öbür gün -sizler de seçilmiş olduğunuz ve muhatap alınmak gerektiğiniz hâlde- birileri "Ya, biz de birilerini yanımıza aldık, AK PARTİ'liler de kendisini burada temsil ediliyor görsünler." diye sizi yok sayarsa, hiçe sayarsa en önemlisi sizin şahsınızı değil ama size oy verenleri, on binleri, tabii ki bu siyaset olduğunda milyonlara dönüşüyor...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun efendim.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Kişinin iradesini yok sayıp "Ya, biz birileriyle muhatap oluyoruz, onlar da kendilerini burada saysın." derlerse işte bu, demokratik meşruiyet, demokrasi, seçim, sandık, millî irade diye her birimizi burada tutan ve kendimize ait olmayan, millete ait, halka ait olan bir gücü temsil ettiğimiz gerçeğiyle bizi burada bulunduran her birimizi sıkıntıya sokar. Bunun alkış alması üzücüdür. Başka doktorlar var, Türk Tabipleri Birliği onlara baksın, kendini burada hissetsin; demokrasi böyle bir şey değil. Bir meslek örgütü, anayasal bir kurum, kanunla kurulmuş, seçimlerini yapmış, üzerinde denetim hakkınız var, üzerinde siyasi vesayet hakkınız bile var. Her şeyi usulüne göre yapıp da seçilmiş olan bir kurumu, siz, sağlık otoritesi olarak, sizin dışınızda seçimle gelmiş en büyük sağlık otoritesi olarak hiçe sayarsanız, bu, sizin demokrasi anlayışınızı da kriz yönetim becerinizi de bir anda sorgulatır hâle gelir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayalım lütfen.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Ayrıca, dün -kendi bilgisi dışında- Doktor Güle Çınar'ın bir konuşması sosyal medyada hızla yayıldı. Hekimlik sorumluluğunu yerine getiren ve gerçekleri dile getiren, sağlık çalışanlarına bilgi veren bir sağlık emekçisinin Ankara Üniversitesi tarafından bugün yazılı olarak özür dilemeye zorlanıp sonra bu belgenin sosyal medyada paylaşılması gerçekten üzüntü verici. Hele hele orada kullanılan kelimeler ve "Günlerdir yorgundum, günlerdir uykusuzdum, arkadaşlarımı bilgilendirmeye çalışıyordum. Bu sırada kullandığım bazı kelimelerin yarattığı rahatsızlık..." ifadelerini bir kadın sağlık emekçisine kullandırtmaya zorlamak son derece yanlış. Dünkü videodan alınacak ders var, çıkarılacak sonuç var ama üzerinden görülecek bir hesap yok. Bu, elde tutulan kamu gücünün orantısız kullanımıyla ve zaten üniversite üzerinde kurulmuş olan siyasi vesayetin baskısının...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayınız efendim.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - "Güneş çarığı sıkar, çarık ayağı sıkar." bu doğru değildir. Orada oluşturulan o baskıyı bütün sağlık çalışanları kendi üzerinde hisseder. Sayın Bakanın bile gelip Mecliste "Sağlık çalışanlarıyla ilgili bir şeyler yapın." dediği, sağlıkta şiddet yasasının beklendiği, Bakanın "Ben de destekliyorum, Meclis çıkarırsa çok iyi olur bugünlerde." dediği, bu ifadeyi kullandığı bir süreçte bu baskı, bu zulüm hak değildir, reva değildir.
Son olarak da Sayın Başkan, dün toplantı yapıldı, toplantının katılımcılarının içinde birileri var, o birileri bir şeyler alıyor; sermaye alıyor, patronlar alıyor, bakanlar duruyor, yandaş sendikalar gülümsüyor falan ama halk yok, millet yok, sağlıkçılar yok, emekçiler yok, kimse yok. Kendi kendilerine, aslında karantinada olması gereken bir ekip geliyor ve 100 milyar liralık paket açıklıyor ve iktidarın Pravda'sı mahiyetindeki gazeteler ortak manşetlerle çıkıyorlar "Devlet böyle olur" "İşte büyük paket" falan diye.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkanım, bitireceğim inşallah.
BAŞKAN - Buyurun efendim.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Bir kere, 100 milyar liralık toplamın 12 milyar lirası emeklilere ödenecek bayram ikramiyesi, sadece bir ay öne çekilmiş, hesabın içine katılıyor. Ya olacak gibi değil; zaten bayramda ödeyeceksin, bayramdan bir ay önce ödüyor, onu da koymuşlar hesabın içine. 5 milyar lira asgari ücret desteği var; zaten ödenecekti, onu orada hesaplatmak doğru değil. Elle tutulan tek şey şu: Biz "1.000 liranın altında bile var, en az 1.500 lira olmalı." diye kendimizi parçaladık "Yok 1.000 liranın altında olan." deyip dünden itibaren 1.000 liranın altında olanları da kabul edip "Hepsini 1.500 liraya çıkarıyoruz." diyorlar. Hakikaten enteresan bir durum ama yıllardır söylediğimiz, aylardır söylediğimiz bir şeyin 2 milyar liralık karşılığı var. Onun dışında, işçiye, emekçiye, sağlık çalışanına, sağlık emekçisine hiçbir şeyin olmadığı, dağın fare doğurduğu, beklentilerin boşa çıktığı bir süreçteyiz. Sayın Başkan, çok üzülerek söylüyorum -ki isim vermeyeceğim, onlara bir paye vermemek için- ama dünyanın, böyle bir de beğenmediğimiz, zaman zaman işte "Tek dişi kalmış canavar." diye söylediğimiz Batı liderleri herkesin gözüne içine bakarak "Korkmayın, kimse işsiz kalmayacak. Korkmayın, devlet burada, hiç kimse aç kalmayacak. Hiç kimse korkmasın, devletiniz arkanızda, kimsenin ekonomik kayıpları telafisiz kalmayacak." diye çıkıyor...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Vallahi Sayın Başkan, bugün iktidar partisinin gazetelerinin sadece manşetlerini görsek, dünkü toplantıyı görmesek, o "Tek dişi kalmış canavar." dediğimiz ülkelerin liderlerinin yaptığı konuşmaları duydular da manşetleştirdiler sanacağız. Devlet adamı dediğin, devlet başkanı dediğin, patronun gözüne bakıp şakalaşmaz. En çok oyu aldığınız, oyuna en çok talip olduğunuz kesimlerin; işçinin, çiftçinin, memurun, esnafın, yoksulun, kimsesizin gözünün içine bakıp da diyorsanız "Korkmayın, devlet burada." Eyvallah! Hepsinden topladığınız vergilerle patronlara "Korkmayın, devlet burada." diyorsanız, onun da bir manası vardır ama esas, sizden destek bekleyenlerin yüreği burkulmuştur, gönlü kırılmıştır, bunu ifade etmek istedim.
Teşekkür ediyorum Sayın Başkan. (CHP sıralarından alkışlar)