GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Başarılı bir yasama haftası dilediğine, İran'da meydana gelen, Van ili Başkale ilçesinde etkisi görülen depremde hayatını kaybeden vatandaşlara Allah'tan rahmet dilediğine ve CHP milletvekillerinden oluşan bir heyetin deprem bölgesine gittiğine, devletin şefkatli elini zarar gören Başkale ilçesi ve köylerine uzatarak acil ihtiyaçların karşılanması gerektiğine, kongrelerinin ve seçilen Eş Genel Başkanlarının Halkların Demokratik Partisine hayırlı olmasını dilediklerine, Cumhuriyet Halk Partisi olarak sansürün her türlüsüne karşı olduklarına ve mücadele ettiklerine, Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "Cumhur İttifakı, karşımızdaki malum Millet İttifakı adı altında aslında terör örgütleriyle el ele, omuz omuza olanlara karşı bir ittifaktır." ifadesini kınadıklarına ve reddettiklerine, beraat kararı verilen Osman Kavala'nın tekrar gözaltına alınmasına ve Ozan Ceyhun'un Türkiye'nin Viyana Büyükelçisi olarak atanması kararına ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:3
Birleşim:60
Tarih:25.02.2020

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan, tüm Meclise ve şahsınızda Başkanlık Divanına başarılı bir yasama haftası geçirmeyi diliyorum.

Öncelikle, İran'da gerçekleşen ve Van'ın Başkale ilçesinde 4'ü çocuk 9 kişinin hayatını kaybettiği deprem faciasında hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyoruz.

Bu konuda, Genel Başkan Yardımcımız Sayın Veli Ağbaba, Ankara Milletvekillerimiz Sayın Tekin Bingöl ve Nihat Yeşil'den oluşan heyetimiz bölgeye gittiler; dün bölgede hem başsağlığı, geçmiş olsun ziyaretlerinde bulundular hem de gerekli incelemeleri yaptılar. 4 köyün tamamındaki evlerin ya çökmüş ya çökmek üzere olduğunu, hayvan zayiatının çok üst düzeyde olduğunu, acil şekilde hayvan barınma çadırlarına ihtiyaç duyulduğunu, aksi takdirde binlerce hayvanın daha telef olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu; ayrıca kurulan çadırların anlık sorunu çözdüğünü ama çetin iklim koşullarında orada ısıtmalı konteynerlere mutlaka ihtiyaç bulunduğunu rapor ettiler. Bu konuda Cumhuriyet Halk Partili belediyelerle ilgili gerekli koordinasyonu yapıyorlar. Bu konuda devletin de şefkatli elini hızlı bir şekilde oraya uzatması ve yapılanların yanında bu tip acil ihtiyaçların hızla karşılanması gerektiğini ifade ediyor, bir kez daha duyduğumuz derin üzüntüyü kayda geçirmek istiyorum.

Hafta sonu olağan kongresini yapan Halkların Demokratik Partisinin yeniden seçilen Eş Genel Başkanı Pervin Buldan'a ve Meclis Başkan Vekilliği görevini yapan ve şimdi Eş Genel Başkan seçilen Mithat Sancar'a tebriklerimizi iletiyor, kongrelerinin Halkların Demokratik Partisine hayırlı olmasını ve Eş Genel Başkanlara da başarılı bir dönem geçirmelerini diliyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan, Cumhuriyet Halk Partisi olarak sansürün her türlüsüne karşıyız, her türlüsüyle mücadele ediyoruz. Dünyada görülmemiş bir sansür biçimiyle karşı karşıyayız ki partisinin basın-yayın biriminin ve partisine yakın, partisini destekleyen televizyonların, gazetelerin Cumhurbaşkanının kullandığı bazı ifadeleri sansürlediğine hep birlikte şahit olduk. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığının resmî internet sitesi de Adalet ve Kalkınma Partisinin Genel Başkanını ikidir sansürlüyor. 22 Şubat günü Menemen-Aliağa-Çandarlı Otoyolu'nun açılış töreni sırasında "Libya'da birkaç şehit verdik ama 100'e yakın lejyoneri de etkisiz hâle getirdik." dedi Adalet ve Kalkınma Partisinin Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Bu sözlerde iki sorun var. Birincisi, biz artık misliyle cevap vermek değil, şehit vermemek istiyoruz ve bu konuda birilerinin aldığı kararların ne kadar sağlıksız ne kadar aceleci ne kadar yanlış bir tutumda olduğunu... Libya'dan gelen şehit haberleri içimizi dağlıyor. Şehitlere "birkaç" ifadesinin kullanılması kabul edilemezdir. Anlaşılıyor ki Adalet ve Kalkınma Partisi de Cumhurbaşkanlığı bürokrasisi de bunu böyle görmüş olacak ki sansürlediler bu ifadeleri, "birkaç" kelimesini çıkardılar. Basın sorar; basın halkın konuştuğunu, merak ettiğini, muhalefetin dile getirdiğini sorar. Bir özel televizyon kanalı dönüp de bunu Cumhurbaşkanına hatırlattığında o kanala "Ciddi bir gazete olun önce." diyerek bu sorunun kendi kimyasını nasıl bozduğunu itiraf etmiştir Sayın Recep Tayyip Erdoğan. Bu sözlerin kullanılması için de "Yalan haber üretmeyi bırakın." demiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Video ortada, kayıtlar ortada. Bu ifadeler duyulmasın isteniyorsa konuşulmaması lazım; konuşuyorsanız bunun siyasi bir bedeli varsa bunu ödersiniz. Basın bunu sorduğunda azarlamak, küçük düşürmek ve kötü sözler söyleyerek bir daha böyle bir soru sorulmasının önüne geçmek de basın özgürlüğü açısından, elde bulundurulan kamu gücünün nasıl kötüye kullanıldığını gösteren ibretlik bir tutumdur.

Yine, Adalet ve Kalkınma Partisinin Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, hafta sonu Kınık'ta "Cumhur İttifakı, karşımızdaki malum Millet İttifakı adı altında aslında terör örgütleriyle el ele, omuz omuza olanlara karşı bir ittifaktır." diyerek 31 Martta ve 23 Haziranda seçmenin cezalandırdığı zehirli dile geri dönmüştür.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Bu dili kınıyoruz; bu dilin kullanılmasını reddediyoruz. Bu dil, hiç kimseden utanılmayacaksa o şehirde Millet İttifakı'na oy vermiş 1,5 milyon kişiden utanılması gereken ayıplı bir dildir. Millet İttifakı'nın hangi ittifak olduğu ortadadır. O ittifaka oy verenleri "Terör örgütleriyle el ele, omuz omuza olanlara oy verdiler." diye itham etmek, o şehirdeki 1,5 milyon kişiye, bu ülkedeki milyonlarca kişiye ve Millet İttifakı'na oy vermişlerin eşi, dostu, akrabası, seveni, öğrencisi, kardeşi 83 milyon kişiye de hakarettir. Ayıptır, yazıktır! Bunu reddediyoruz. Seçmen de bunu reddetti, seçmen bunu cezalandırdı, 13 bin olan farkı 806 bin yaptı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Toparlayalım Özgür Bey.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Bu dile, aradaki seçmenin tercihindeki değişiklikle aslında bir demokrasi tokadı olarak, bunu kullananlara en etkili cevap 23 Haziranda verildi. Bu dili kullanmaya devam ettikçe seçmen de cezalandıracak, biz de bu zehirli, kışkırtıcı dile teslim olmayacağız. Bunu ifade edeyim.

Son olarak da Osman Kavala kararı. Oturduk -yürütme, yasama, yargı- yasamanın üyeleri olarak birbirimizin gözünün içine bakıyoruz. Bu ülkede hâkim teminatı var mı? Anayasa'mız diyor mu ki: "Hâkimler kararlarından sorumlu tutulamaz, onlara kimse talimat veremez." Osman Kavala'yı dinlediler, şahitleri dinlediler, iddianameyi dinlediler, son sözleri sordular, beraat ettirdiler, beraat; sekiz yüz kırk gündür tutuklu, mahkeme Türk milleti adına karar veriyor, diyor ki: "Beraat verdim."

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Cumhurbaşkanı dönüyor diyor ki: "Onu dün beraat ettirmeye çalıştılar." Ne çalışması yahu? Senin yetkin yürütme, onun kadar eş ve denk bir yetki var -bizde- yasama, bir de mahkemelerin eş ve denk bir yetkisi var -ki anayasal güvence altında- yargı. Sen "Beraat ettirmeye çalıştılar." deyip de sonra bir talimatla, tutuklu olmadığı davadan, hapishaneden serbest bırakılması gerekirken kişiye gözaltı kararı verdirtiyorsan şimdi hangi hâkim özgür karar verecek? Hiç utanmıyor muyuz, hiç sıkılmıyor muyuz? Bu ülkeye nasıl "demokratik ülke" bu yargıya nasıl "bağımsız yargı" diyeceğiz? Bana, Genel Başkanıma, arkadaşlarıma açtığı dava var. O davadaki hâkim, Recep Tayyip Erdoğan ile Kemal Kılıçdaroğlu arasında vicdanına göre nasıl karar verecek? Yarın Hâkimler ve Savcılar Kurulunun kendi hakkında soruşturma başlatmayacağının teminatı ne Sayın Başkan?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, toparlayalım Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Bu ülkedeki muhaliflerin bağımsız yargılanmasının teminatı ne? Recep Tayyip Erdoğan'ın karşısında siyaset yapanların, onunla aynı fikirde olmayanların bağımsız yargılanacağının teminatı ne? Biraz insaf, biraz vicdan!

Son sözüm, son dile getireceğim husus: Bir büyükelçi ataması var. Biraz önce bambaşka bir boyutta yapılan tartışma konuşuldu. Milliyetçi Hareket Partisi diyor ki: "Hayır, bu suçlu, o suçlu değil." Onların açıklamalarını dinledik. Peki, büyükelçi böyle mi atanır? Bakın, büyükelçi atıyorlar, büyükelçi. Bu ülkeden bir başka ülkeye sığınma talebinde bulunmuş, bu talebi karşılanmış, o ülkenin vatandaşı olmuş. Ya, hepimiz biliyoruz ki dünyadaki bütün istihbarat örgütleri kendi ülkesine gelen siyasi sığınmacıları alır, sorgular ve irtibatı kesmez.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Bitiriyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN - Toparlayalım Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - "Keser." diyen varsa, "Bir siyasi sığınmacıyı Alman istihbarat örgütü sorgulamadı ve helalleştiler, ayrıldılar." diyebilen varsa bu atamayı savunsun. Amerikan vatandaşı olan bir büyükelçinin Amerikan vatandaşı olmak için zorunlu şart yeminini içine sindiren var mı? O büyükelçi, vali gibi, Cumhurbaşkanı gibi aracında ay yıldızlı al bayrak taşıyor, devleti temsil ediyor. Utanılacak bir iş değil mi bu atamalar? Rüşvet suçlamasından aklanmamış, aklanamamış, burada hem de partinizin Başbakanına azil sürecini başlatmak pahasına Yüce Divandan kurtarılmış adamın büyükelçi olması. Ondan başkası yok mu? Liyakatli yok mu?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, toparlayın Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Milliyetçi Hareket Partisi gibi düşünen, İYİ PARTİ gibi düşünen, HDP gibi düşünen, CHP gibi düşünen; namuslu, vicdanlı, Adalet ve Kalkınma Partisi gibi düşünen ama bu devletin liyakatine sahip kimse yok mu da bula bula bunları atıyorsunuz? (CHP sıralarından alkışlar) Kime meydan okuyorsunuz söyleyeyim mi? Milliyetçi Hareket Partisi işin o tarafından rahatsız, açıklamalar orada, o konuya hiçbir şey demeyeceğim.

FETİ YILDIZ (İstanbul) - Neyi diyeceksin, iftira atıyorsun.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Siz esas şuna bakın ya: Yapacakları bu büyükelçi atamaları liyakate uygun mu? Bu adamlar devleti temsil etmeye yakışıyor mu? Siz buna bakın, buna bakın. Onun katili, bunun katili değil, Türkiye Cumhuriyeti'nin itibarının katilidir bu atama.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)