| Konu: | Bankacılık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 3 |
| Birleşim: | 59 |
| Tarih: | 20.02.2020 |
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; evet, Bankacılık Kanunu'yla ilgili görüşmelerimiz devam ediyor ve bu konudaki eleştirilerimizi, ekonomik krizin gelmiş olduğu aşama, dolar ve altının engellenemez bir yükselişte olduğunu ve bunun Türkiye'deki krizle, yoksullukla, açlıkla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, aslında siyasi perspektiften, ideolojik yaklaşımlardan, partisini koruma kaygısından hareket etmezse iktidar partisi milletvekilleri, bu realiteyi görecektir.
Evet, gerçekten şu anda on sekiz yılda damga vuran gelişmeler, Türkiye'de yaşanan tartışmalar... Daha dün gözümüzün önünde bir davaya Cumhurbaşkanı hâkimlik yaptı, beraat kararı veren hâkimler hakkında HSK soruşturma açtı. Daha önce tahliye olduğu bir davadan Osman Kavala, aynı soruşturmadan tekrar tutuklama kararıyla cezaevine gönderildi. Dediğim gibi, dolar ve altın yükselişte, İdlib'den kötü haberler geliyor, Türkiye'nin birçok yerinden kötü haberler geliyor ama bizim, hâlâ bu krizin yaşandığını nasıl örtebiliriz, bunun önündeki engelleri, bankacılığı nasıl bunun önüne set olarak çekeriz diye uzun yaptığımız tartışmalar var. Evet, gerçekten değişimin ve dönüşümün ellerimizde olduğunu bir kez daha ifade etmek istiyorum.
Biz, bu hafta sonu büyük kongremizi yapacağız, Ankara Arena'da. Halkların Demokratik Partisi olarak, şu anda gelecek günlere hazırlıkların da tartışılacağı ve çok güzel günlerin yakında olacağını bütün halklara, Türkiye yurttaşlarına müjdelemek istiyoruz. 23 Şubatta karanlıkların aydınlığa dönüşme umudunu büyük bir gururla ve inançla kongremizde göstereceğiz. Ve ne diyoruz her zaman? HDP barıştır, kardeşliktir, sevgidir ve her gün kendisini yeniden, yeniden yeşerten umuttur çünkü HDP, ben değil, bizdir. Emekçilerin, yoksulların, ezilenlerin, kadınların, çocukların, öğrencilerin, gençlerin partisidir. HDP alın teridir, emektir ve içinde bulunduğumuz karanlığı yırtacak güçtür. Bu vesileyle herkesi kongremize davet ediyorum. 23 Şubatta Ankara Arena'da "Özgürlük halayında buluşalım." diyorum.
Şimdi, başka bir mesele var. Yarın, Dünya Ana Dili Günü, 21 Şubat. Eşitliğin olmadığı bir yerde Ana Dili Günü'ne dair, biraz önce de tartışıldı, dillere saygıdan söz edildi. Tabii ki bu beyan önemli ama saygı yetmez, sözlü bir saygıdan söz etmiyoruz. Biz dillerin önündeki yasakların kaldırılmasını istiyoruz. Yani "saygı ve zenginlik" ifadesi ne demek? Bir dil var eğitimi yasak, kamuda konuşulması yasak, kamuda hizmet verilmesi yasak, uçakta anons edilmesi yasak, o dilde türkü söylenmesi yasak, o dilde afiş asılması yasak, o dilde ve ve ve her şey yasak ama ben bu dile saygı duyuyorum; böyle bir şey yok.
Dillerin kardeşliği ve eşitliğinden söz ediyorsak Kürtçenin de, Lazcanın da, Urducanın da, Süryanicenin de, Ermenicenin de, Zazacanın da aynı koşullarda değer görmesi lazım ve yasalarda, Anayasa'da önündeki engellerin kaldırılması lazım.
Şu anda kamu hizmeti verilirken ana dilinde verilmesi yasak. Ben bunu binlerce örnekten biliyorum. Türkçe bilmediği için sağlık sorununu anlatamayan annelerimiz var, kardeşlerimiz var. Doktor yanlış teşhis koyuyor. Bundan daha öte bir şey olabilir mi? Annemize tercümanlık yapıyoruz doktora giderken. Diyoruz ki: Neren ağrıyor? Nasıl anlatsın, o dili bilmiyor. Gidiyor bir devlet dairesine dilekçesini ya da talebini o dilde ifade edemiyor.
Kamu hizmetlerinin ana dilinde verilmesi için defalarca kanun teklifi verdik ama maalesef burada garip bir şekilde reddedildi. "Garip" diyorum çünkü "Dile saygı duyuyorum." deyip buna ilişkin talepleri reddetmek de bir çifte standarttır, bir iki yüzlülüktür. Dili kullanım özgürlüğü, en geniş anlamda aynı zamanda ifade özgürlüğüdür. Fakat uluslararası hukukta kabul gören bu ilke, Türkiye'de maalesef yoktur. Örneğin, Kürtler vergi vermiyor mu, askere gitmiyor mu? Peki, neden ana dilinde hizmet alamıyor? Neden doktorlar ana dilini öğrenmiyor, öğretmenler neden bilmiyor? 20 milyon bir nüfustan söz ediyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın Sayın Beştaş.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Bir de şunu söyleyeyim: İstanbul Havalimanı'nda -önerge de verdim, cevap alamadım- dünyanın bütün dillerinde anons var, Urduca bile var ama Kürtçe yok. Her gün Kürtler biniyor o uçağa, o yok. Diller arasında eşitlik yok. Bu vesileyle Dünya Ana Dili Günü'nü kutluyorum. Kürtçede çevirisi şu, isteyenler için: "..."(x) diyorum.
Eşitsizliğin olduğu yerde ekonomik eşitlikten söz edilemez. İşte, önümüzdeki kanun da ekonomik eşitsizliği derinleştirecek bir ortamda, bir atmosferde ve bir arka planla yapılıyor. Sadece Ankara ve Gökova Okluk Koyu'ndaki yazlık saray için harcanan paranın 3 milyar 280 milyon lirayı bulduğunu halkımıza söylemek isterim. Evet, sizler açlık ve yoksulluk çekerken saraylara paralar harcanmaya devam ediyor.
Teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)