| Konu: | Cumhuriyet Halk Partisi olarak Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu'nun vefatı nedeniyle 24'üncü Dönemde mensubu olduğu Milliyetçi Hareket Partisine, kurucular kurulu üyesi olduğu İYİ PARTİ'ye başsağlığı dileğinde bulunduklarına, 12 Şubat Kahramanmaraş'ın düşman işgalinden kurtuluşunun 100'üncü yıl dönümü ile 12 Şubat Mektebi Mülkiyenin kuruluşunun 161'inci yıl dönümüne, Adalet ve Kalkınma Partisinin hatalı Suriye politikasının ülkeyi zor duruma soktuğuna, yeni bir göç dalgasından endişe ettiklerine, artık misliyle karşılık vermek değil şehit vermemek istediklerine, siyasette psikolojik üstünlük el değiştirince iktidara muhalefet edemeyenlerin muhalefete muhalefet etmeye başlayacağına, Cumhuriyet Halk Partisinin gücünün farkında olduklarına ve FETÖ'nün siyasi ayağına ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 3 |
| Birleşim: | 55 |
| Tarih: | 12.02.2020 |
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Bugün sabah 24'üncü Yasama Döneminde birlikte görev yaptığımız Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu'nun törenine katıldık ve son yolculuğuna uğurlanacağı yarınki tören öncesi memleketine yolcu ettik. 24'üncü Dönemde Osmaniye fahri milletvekiliydim -Osmaniye'de milletvekilimiz yoktu- kendisiyle orada tanışıp orada her ay iki gün çalışma imkânı olmuştu. Önce biz onun misafirperverliğine tanık olduk. Çok vatansever, yaptığı kamu görevlerinden duyduğu heyecanı Meclise taşıyan bambaşka bir insandı. Hastalığı sürecini de çok yakından takip ettik, elli gün önceki bir enfeksiyon olmasaydı, o kötü hastalığı yenmişti aslında. Hepimiz de buna seviniyorduk. Hatta, tekrar acaba bu çatının altında kendisini görür müyüz diye de ümitleniyorduk. İYİ PARTİ'nin kurucular kurulu üyesiydi. Siyaseti hasta yatağından bile o dönemde çok yakından takip etmişti. Ben vefatından duyduğumuz üzüntüyü ifade etmek istiyorum, ailesine başsağlığı diliyorum. 24'üncü Dönemde mensubu olduğu Milliyetçi Hareket Partisine, kurucular kurulu üyesi olduğu İYİ PARTİ'ye başsağlığı dileklerimizi iletiyoruz Cumhuriyet Halk Partisi olarak.
Bugün 12 Şubat, Maraş'ın düşman işgalinden kurtuluşunun yıl dönümü. "Kahramanmaraş" ismini aldı Maraş çünkü Sütçü İmam'ın Fransız askerlerine karşı fitilini ateşlediği Millî Mücadele'de Maraş'ın arkasından Urfa, sonra Antep derken Ankara hükûmetinin devreye girmesiyle, düzenli ordunun oluşturulmasıyla birlikte batı cephelerindeki zaferler, ardından Büyük Taarruz ve Lozan'daki büyük diplomatik zaferle 1923'te cumhuriyeti ilan ettiğimiz siyasi zaferimize kavuşmuş olduk.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Bu vesileyle, Maraş'ın düşman işgalinden kurtuluşu nedeniyle Sütçü İmam başta olmak üzere Kurtuluş Savaşı'nda, Kurtuluş mücadelesinde yaşamını yitiren tüm kahramanlarımızı bir kez daha saygıyla, rahmetle ve minnetle anıyoruz.
12 Şubat tarihi, Mekteb-i Mülkiyenin de kuruluşudur. 1859'da bir bütün olarak baktığımızda bu topraklardaki çağdaşlaşma hamlelerinin en önemlilerinden bir tanesi olarak Mekteb-i Mülkiyenin kurulduğunu görüyoruz. Aynı zamanda 1936 yılında Ankara'ya taşınan okul, 1950'de bugünkü adını alıp Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesine dönüşmüştü. O günden bugüne bu ülkenin kamu yöneticilerini yetiştiren bir okul olması sebebiyle Türkiye'de...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - ...hem eğitim camiasında önemli bir yeri vardır hem de kamu yönetiminin göz bebeğidir, kamu yöneticilerimizin hatıralarının olduğu ve çağdaş Türkiye'yi yöneten çok sayıda kamu yöneticisinin okulu olmuştur. Ancak Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarlarında aşama aşama köklerinden koparılan bu okul, siyasi bir linç kampanyasına tabi tutulmuş, 15 Temmuz darbe girişimi araçsallaştırılarak ilan edilen OHAL sırasında FETÖ'yle mücadele edeceğiz diye alınan OHAL yetkisindeki kanun hükmünde kararname yetkisiyle neredeyse okulda görev yapan tüm değerli öğretim görevlileri, dünya görüşleriyle FETÖ'yle uzaktan yakından ilgisi olmayan, FETÖ'yle arasında tarihsel husumet olan bu okulun öğretim görevlileri görevlerinden alınmış ve Mülkiye Mektebi kolay kolay izleri silinmeyecek bir darbe almıştır. Bunu da kayıtlara geçirmek isteriz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - İdlib konusunda Cumhuriyet Halk Partisi olarak haklı çıkmaktan yorulduk, usandık. Atatürk'ün bize emaneti geleneksel dış politika terk edilip de komşunun toprak bütünlüğüne saygılı olunmayan, komşudaki devlet dışı unsurlar muhatap kabul edilen, bununla, devlet dışı unsurlarla birlikte komşuda bir rejim değişikliği öngören Adalet ve Kalkınma Partisinin hatalı Suriye politikası hâlen daha ülkemizi zora sokmakta ve Mehmetçiklerimizin canlarıyla bunu ödemekteyiz.
Gelinen noktada, bundan bir yıl önce buradaki kürsülerde Cumhuriyet Halk Partisinin hatipleri, bizler, 12 gözlem noktamızın, oradaki askerlerin hayatlarının güvence altına alınması gerektiğini, bununla ilgili kaygılarımızın olduğunu ifade ettik ve dedik ki biz: Suriye'de artık öyle bırakın Emevi Camisi'ne üç saatte gitmeyi, orada namaz kılmayı falan, "Esed" de deseniz "Esad" da deseniz kısa vadede onsuz bir Suriye görünmüyor ve adım adım rejim ilerliyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Bir yerde sıkışacak. Sıkışan yerde masumlar var. Sıkışan yerde ortalık karışırsa bir göç dalgasıyla "Türkiye'ye sızarız" diyen teröristler var. O sıkışan coğrafyada cihadist gruplar var. O sıkışan coğrafyada rejimle mücadele ettiği için paydaş kabul ettiğiniz birtakım yapılar var. O coğrafyada 12 tane de gözlem noktamız var ve el değiştirmeye devam ediyor topraklar, yeni haritada gözlem noktalarından 5-6 tanesi artık rejimin kontrolünde. Maalesef, geçen hafta Sayın Kılıçdaroğlu "Yeni bir ateşkes hattı belirlenmeli, Türkiye ona göre konumunu almalı ve askerimizin can güvenliği sağlanmalıdır ." dedikten günler sonra 5 şehidimiz daha geldi.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Bu durum bugün Adalet ve Kalkınma Partisinin Genel Başkanının cümlelerindeki satır araları okunduğunda, alanın provokasyonlara açık olduğu, rejim karşısında sıkışmış olan güçlerin tek çareyi Türkiye'yi rejimle daha geniş bir alanda çatışmaya sokmak olduğu da okunan satır aralarında buna dikkat çeken ifadeler vardı. Açıkça söylemese de, artık cihadist grupların kendilerini kurtarmak için Türkiye'yi Suriye'yle büyük bir savaşa sokacak provokasyonlara girişebileceğini de gördüğünü söyleyen satır aralarını okuduk. Bir yıl önce söylediğimiz bunlara bu noktada gelinmiş olması memnuniyetle mi, üzüntüyle mi karşılansın bilinmez ama memleketin hayrına işler son bir yılda yapılmadı. "Hava unsurları rahat hareket edemeyecek." ifadesinin karşılığının ne olduğunu bilmek isteriz ancak şunu da söylemek gerekiyor ki Suriye'de savaşı tırmandıracak tüm adımlar Türkiye'nin lehine değil, yeni bir göç dalgasından endişeliyiz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Amerika Birleşik Devletleri'nin ve Avrupa Birliğinin taşın altına elini sokmadığı her türlü göç dalgası Türkiye'de çok ağır sonuçlar oluşturmaktadır. Amerika'nın sözünü tutmadığı güvenli bölgeyi hatırlatırız. Soçi-Astana süreçlerinde Türkiye'nin, silahtan arındırma sözünü verdiği grupların silahtan arındırılmamış olmasının bugün Türkiye'yi sıkıntılı bir noktaya soktuğuna da dikkat çekmek isteriz. Ve bıktık artık, Mehmetçik ölüyor, "Merak etmeyin misliyle karşılık verildi..." Bir Mehmetçik'in canı, milyon misli ne yapıyorsanız onunla geri gelmiyor, bunun karşılığı bu değil. 8 asker ölüyor, "Misliyle karşılık..." 5 asker ölüyor, "Üzülmeyin, misliyle..." Niye üzülmeyeceğiz, bizim askerimiz ölüyor, orada ölüyor. Niye ölüyor? Bu yanlış, abuk subuk hesaplar yüzünden ölüyor. Bunları görmek lazım. Artık misliyle karşılık vermek değil, şehit vermemek istiyoruz. (CHP sıralarından alkışlar) Bunu dikkatle kamuoyunun bilgisine sunuyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Son olarak Sayın Başkan, tabii siyasette psikolojik üstünlük el değiştirdiğinde Türkiye'de yaşanan şeyler yaşanmaya başlar. İktidara muhalefet edemeyenler muhalefete muhalefet etmeye başlar. Bir iktidar partisinin muhalefet refleksine dönüştüğünü, suçluların telaşı içinde birtakım çabalar içine giriştiğini de görüyoruz ama salı günleri bu Mecliste yapılan grup toplantılarını "Dur, dur, önce onlar konuşsun, biz çarşamba konuşalım." diye bir farklı geleneğe dönüştürmeye çalışanları ibretle, birazcık da tebessümle takip ediyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi, yaptığı grup toplantısına karşı bir özel televizyon kanalının VTR'lerinin oynatılarak iktidar tarafından muhalefet edilip iftiraya uğrayan bir parti olarak gücünün, yarattığı rahatsızlığın, elindeki psikolojik üstünlüğün farkındadır. (CHP sıralarından alkışlar) İttifak ortaklarıyla farkındadır, gönül ortaklarıyla farkındadır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Görünen odur ki bundan sonraki süreçte artık herkes gidişatın farkındadır. Her şeyi yapabilirsiniz, hepsine verilecek cevabımız, satır satır imzalarımız var. Hani "O mu FETÖ'nün ayağı, bu mu FETÖ'nün ayağı?" deyince ben, tabii, Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun, örneğin, darbeden bir yıl önce Hava Kuvvetleri Komutanlığından Akın Öztürk'ü emekli etmeyip de Yüksek Askerî Şûra üyesi olarak atamasını yaptığı imzasını -darbenin siyasi ayağı Kılıçdaroğlu Akın Öztürk'ü şûra üyesi olarak tutmuş- mesela gördüm. Darbeden hemen sonra Dokuz Eylül Üniversitesine ve Ege Üniversitesine rektörleri atayan Kemal Kılıçdaroğlu'nun dokuz ay sonra bu rektörlerin FETÖ'den içeri alındığında nasıl bir darbenin siyasi ayağı olarak utanmadan oturduğunu bugün gördüm.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Evet, artık son cümlelerinizi alayım.
Buyurun.
ERKAN AKÇAY (Manisa) - Sayın Başkan, devamlı açık kalsın.
BAŞKAN - Sorun yok.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan, biz Sayın Grup Başkan Vekillerinin sözleri uzatılırken de bu konuda hiçbir sıkıntı görmedik ama o zaman duyduğum bir sıkıntıyı burada ifade edeyim, o da şu: Bu Meclisin bir üyesi Enis Berberoğlu; ismini verip orada bir partinin genel başkanı, taşıdığı "Cumhurbaşkanı" sıfatı da üstünde olduğu hâlde ve yargının bağımsızlığı noktasındaki kendisinin tutum ve davranışları hep eleştiri konusuyken, Enis Berberoğlu'na casusluk suçlaması yöneltiyor. Oysa Enis Berberoğlu'nu sizin savcılarınız, hâkimleriniz günün sonunda casusluk suçlamasından beraat ettirdiler, bunu konu etmediler, "casus" diyemediler ama bugün dönüp de "casus" denmesi... Parti Meclisi Üyemiz Eren Erdem, Kanaltürk ve Bugün gazetelerine yapılan ziyaretten, o dosyadan beraat aldığı hâlde, polis ifadesinde "CHP milletvekilleri bizi görevimizden alıkoymadı..."
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Mikrofonu son kez açıyorum.
Buyurun.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - "Burada bu sürecin hukukiliğini takip etmek durumundayız, yoksa bu iş Cumhuriyet, Birgün, Sözcü'ye de gelecek." dediği dava dosyasında yer aldığı ve beraat ettikleri hâlde bunu suçmuş gibi gösterdi. O gün, oraya, bugün Parlamentoda bulunan bir başka siyasi partinin, AKP'nin ittifak ortağı olan bir siyasi partinin dönemin İstanbul İl Başkanı da aynı gün gitmiş; bugün hâlâ milletvekili olan 2 kişi gitmiş, açıklamaları da ortadayken, oraya gidenleri "Siz FETÖ'cüsünüz!" diye suçlamak, bir itibar suikastına girişmek; bir partinin genel başkanının, bir partinin milletvekilini bu şekilde hedef almaya çalışması, işte söylediğim "Ne yapsak da yapsak, kendi ayıbımızı örtsek." diye, suçluların telaşından başka bir şey değildir.
Teşekkür ediyorum Sayın Başkan. (CHP sıralarından alkışlar)