| Konu: | Van ili Bahçesaray ilçesindeki çığ felaketlerinde ve İstanbul'da yaşanılan uçak kazasında hayatını kaybeden vatandaşlara Allah'tan rahmet dilediklerine, AKUT Genel Başkanı Recep Şalcı'nın Van ilinde yaşanılan çığ felaketine yönelik açıklamalarını dikkate değer bulduklarına, Sabiha Gökçen Havaalanı'nda yardıma giden ekibin kaza geçirmesinin arama kurtarma faaliyetlerindeki zafiyeti ortaya koyduğuna, Ulaştırma ve Altyapı Bakanının yaşanılan uçak kazasından bir gün önce yaptığı açıklamasındaki "Pist çok yoruldu, her gece bakım yapıyoruz." ifadesine, bugünkü birleşimde grup önerisi vermediklerine ve 161 sıra sayılı Kanun Teklifi'nin tartışmalı maddesine gelindiğinde Meclis çalışmalarının sonlandırılması konusunda ortak mutabakatın olduğuna, şehir hastanelerine, bir milletvekilinin "Hatanın tarafı olmayan mükelleflere paralarının iade edilmemesi haksız bir cezalandırma değil midir?" sorusuna Hazine ve Maliye Bakanının verdiği cevaba, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 10 Kasım Atatürk'ü |
| Yasama Yılı: | 3 |
| Birleşim: | 53 |
| Tarih: | 06.02.2020 |
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan, dün kapanıştaki duygularımızı tekrarlayarak, tüm kayıplara Allah'tan rahmet dileyerek, yaralıların bir an önce sağlıklarına kavuşmasını dileyerek başlamak isteriz.
Hem Bahçesaray'da çığ altından kurtarılan yaralılara hem Sabiha Gökçen Havaalanı'nda uçaktan kurtulan yaralılara acil şifalar; her iki kaza ve faciada hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet, ailelerine sabır diliyoruz.
Sayın Başkan, AKUT Başkanı Recep Şalcı'nın açıklamalarını çok dikkate değer buluyoruz. Bugünlerde acı tazeyken işi siyasi eleştiri noktasına getirmiyoruz ancak bazı şeyleri not etmek adına ve tekrar edilmemesi için bu Meclisin üzerinde hassasiyetle durmasına dikkat etmek gerekiyor. AKUT Başkanının "Olayda ihmal var diyemeyiz, olay yeri kontrolünün sağlanamadığı ortada diyebiliriz. Koordinasyon zayıflığı var. Orada, AFAD, itfaiye ve köylüler hep birlikte iyi niyetle müdahale etmeye çalışıyor ancak zaten kurtarılması mümkün olmayan 2 kişi için bunca kayıp verilmemesi gerekirdi." diye bir değerlendirmesi var. Bu konuda, Bayburt'ta ve Niğde'de de yakın zamanda arama kurtarma sırasında kayıplar vermiştik. Yine, dün havaalanına kazazedeleri kurtarmaya giden bir ekibin kaza geçirmesi, bu arama kurtarma faaliyetleri sırasındaki koordinasyon, eş güdüm ve kararların doğru şekilde verilebilmesiyle ilgili bir zafiyeti ortaya koyuyor. Bu konunun önümüzdeki günlerde Mecliste tartışılmasının son derece faydalı olacağını değerlendiriyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Cahit Turhan bu kazadan bir gün önce Sabiha Gökçen Havalimanı'nın mevcut pistinin çok yorulduğunu, her gece piste bakım yapıldığını ve bir an önce ikinci pistin açılması gerektiğini, bunun da bu yılın sonuna yetiştirileceğini söyleyince ben, bu konudaki Sayıştay Başkanlığının Meclise yolladığı ve KİT Komisyonunda henüz görüşülmeyen raporu inceledim. Bunu bilmemiz gerekiyor ki raporda Sabiha Gökçen Havalimanı, ikinci pist ve mütemmimleri etap işlerinin bitirilmesi gereken tarih 21 Haziran 2017. Sonra 362 gün 1 kez, 111 gün 1 kez, 111 gün 2'nci kez uzatılarak işin son bitiş tarihi 3 kez tadil ediliyor ve bitiş tarihi 24 Haziran 2019; onu da geçmişiz. Sayın Bakan şimdi bu tarihten de bir yıl sonra, bir buçuk yıl sonrasını söylüyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayıştay Meclis adına denetim yapıyor, bunu bize yolluyor. Dün büyük bir facianın eşiğinden dönüldü, kayıplar yüreğimizi yakıyor ama yangın anında kontrol altına alınmasa yolcuların, mürettebatın tamamını kaybedebilirdik; oradaki müdahale çok önemli. Ama ikinci pist 2017'nin Haziranında bitecekken sürekli erteleme ve hâlen bir buçuk yıl daha erteleme... Ve Sayın Bakanın kendi ifadeleri, kazadan bir gün önce Cahit Turhan diyor ki: "Pist çok yoruldu, her gece bakım yapıyoruz." Dün de uzmanlardan kötü hava koşullarında iniş için çok kötü bir pist olduğunu, durma mesafesini uzattığını falan hep birlikte dinledik. Bu konunun da üzerine hep beraber gitmeliyiz. Bu Sayıştay raporları birer evrak olmanın ötesine geçebiliyor bazen bu tip facialarda. Bu işi dikkate almamız ve dikkatle üzerinde tartışmamız gerekiyor.
Diğer yandan Sayın Başkan, bütün gruplar hassasiyet gösteriyorlar; işte, dilimizi düzeltiyoruz, dilimize dikkat ediyoruz böyle bir dönemde.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ÖZÜR ÖZEL (Manisa) - Polemik olmasın diye grup önerileri verilmiyor. Bugün, işte, tartışmalı bir maddeye gelindiğinde Meclisin çalışmalarını bırakmasıyla ilgili ortak bir mutabakat var falan. Halkların Demokratik Partisinin bugünkü yaklaşımını da aslında son derece anlaşılır buluyoruz, keşke böyle bir şeyde hep birlikte de ortaklaşabilsek. Bir yandan, elbette sert siyasi dil kullanmamak lazım ama bu öğütlerin hepsi bu Meclisin çatısı altında olanlara mı? Tamam, biz yasama olarak böyle yapalım; peki, yürütmenin başının da böyle davranması gerekmez mi? Miting yapıp o mitingde siyasi muhataplarına en ağır eleştirileri söylemesi... Veya bakın "Siyasete alet etme." Bu tek, muhalefete söylenecek bir söz mü?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Türkiye'nin bugün en tartışmalı konularından bir tanesi şehir hastaneleri. Yapılan anketlerde, biliyorsunuz, Adalet ve Kalkınma Partisinin en güçlü yanı sağlıkken şehir hastaneleri nedeniyle şimdi en zayıf 3 noktasından 1'ine dönüştü. Anketlerde alt kısımlara bakıyorsunuz "Doğumevimizi kapattılar." "Devlet hastanemizi kapattılar." "Çocuk hastanemizi kapattılar." "Hepsi 20 kilometre ötede. Bir tahlilden bir bilmem neye, ilacımı yazdırmaya gidemiyorum, doktora ulaşamıyorum; dilim çıkıyor, çok yoruluyorum." tartışmaları Adalet ve Kalkınma Partisinin en çok... Dün Sayın Cumhurbaşkanının, Adalet ve Kalkınma Partisinin Genel Başkanının "Ah kardeşlerim ah! Şu Elâzığ, Malatya depreminde o şehir hastanelerimiz ya olmasaydı? Gittim gördüm ki yaralılarımızın yüzünde huzur var, aynı huzura ben de kavuştum." deyip şehir hastanelerinin kaybettiği itibarı bir facia üzerinden...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Şimdi, sadece muhalefete "Kardeşim, böyle günlerde eleştiri yapmamak lazım, muhalefet yapmamak..." Tamam ama bu tip hamasetleri de yapmamak lazım. Şehir hastanelerinin itibarını Elâzığ depremi üzerinden kurtaracaksanız bırakın bu iktidarı. Siz çıkıp takır takır takır şehir hastanelerinin aldığı eleştiriyi yanıtlayıp, eksiğini gediğini yapıp ankette yine memnuniyeti yükseltirseniz ne âlâ. İktidar bunun için var; iktidar, deprem üzerinden bunu yapmak için yok.
Sayın Başkan, hafta başında bir örnekle rakamların sorulduğu bir soru önergesine verilen gayriciddi cevabı hepimiz ibretle izlemiştik burada. Tabii, öyle olunca milletvekillerimiz yağmur gibi örnek getirmeye başladılar. Bir milletvekilimiz "Hatanın tarafı olmayan mükelleflere paralarının iade edilmemesi haksız bir cezalandırma değil midir?"
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Hem de yukarıda "Devletin hatasından dolayı zaman aşımından yararlanılma ve vatandaş mağduriyetini giderecek misiniz?" diye soruyor. Gelen cevap Berat Albayrakt'an bu sefer, Süleyman Soylu'dan değil: "www.mevzuat.gov.tr" diye cevap vermiş yani "Mevzuata bak." Gören de ona mevzuatı soruyorsun sanır. Biz de biliyoruz zaman aşımı süresini. Soruyu soran milletvekilimiz de diyor ki: "Ya, zaman aşımı var ama anlaşılan o ki mağdurun vatandaş, kusurlunun da devlet olduğu çıktı ortaya. Bu zaman aşımı mağduriyetini gidermek istemez misiniz?" Tam böyle, damat beye yakışır cevap: "www.mevzuat.gov.tr" Bunları yapmamak lazım Sayın Başkan.
Bakın, Anayasa değişikliğini yaparken burada ne konuştuk? "Cumhurbaşkanından soru sorulmamasını biz kabul etmeyiz, doğru değil." dedik çünkü hangi bakanın uzmanlık alanına girdiğini bilemediğimizde eskiden Başbakana soruyorduk.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Başbakanlık Kanunlar Kararlar Genel Müdürlüğü de ne yapıyordu? Onu ilgili bakanlığa yönlendiriliyordu. Cevap da ya doğrudan ilgili bakanlıktan ya da Başbakanlıktan "Sorunuzun yönlendirildiği bakanlığın cevabı ektedir." diye geliyordu. Şimdi, Cumhurbaşkanına sordurmayacaksınız. Biz dedik ki: "Olmaz bu." Dediler ki: "Cumhurbaşkanı Yardımcısına soracaksınız, dağıtımı o yapacak, cevabı o verecek." Ben çok az yaptığını eleştirdim bütçede, "Yapıyoruz." dedi.
Sayın Başkan o günden sonra, o eleştirilerden sonra herhâlde çareyi şöyle bulmuş: Soruların tamamıyla ilgili olarak ilgili milletvekillerine cevap yazıyor. Ömer Fethi Gürer'e Cumhurbaşkanı Yardımcısı yazmış: "Bu soruyu İçişleri Bakanlığına sormalısın." Yani eskiden Başbakanlığın yaptığı gibi yapılacağını taahhüt etmiştiniz, ayrıca da eline mi yapışır kardeşim Ömer Fethi Gürer'e yazacağına o kâğıt kadarını yaz ilgili bakana, o versin cevabını.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - "Sorunuzun muhatabı o bakandır, bu bakandır." Bize dediniz ki: "Sen Başbakana yazdığın gibi Cumhurbaşkanı Yardımcısına yazarsın, dağıtımını o yapacak." Milletvekili şüphede kalmış "Hangi bakanlık olabilir?" diye Cumhurbaşkanı Yardımcısına yazmış, o da hepsini iade etmiş. Bunların tamamının Meclis Başkanlığı eliyle düzeltilmesi lazım.
Son olarak Sayın Başkanım, elimde bir kitapçık var: Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 10 Kasım Atatürk'ü Anma Töreni Konuşması. İletişim Başkanlığı basmış, önce Ordu'daki okullara dağıtıyorlardı, şimdi Muğla'ya dağıtıyorlar, Aydın'a dağıtıldığı söyleniyor. Bir kere arkadaşlar, demokrasilerde bir siyasi partinin lideri hangi sıfatı taşırsa taşısın yaptığı bir konuşmanın öyle okullara dağıtılması falan -bunlar seksen yıl, doksan yıl, yüz yıl önceki işler- yanlış işler.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Dağıtılan konuşmaya bakın Sayın Başkan, bunu ortaokul öğrencilerine yolluyor.
Bir: "Cumhuriyetimize en büyük katkıyı şahsım ve başında bulunduğum hükûmetler yapmıştır." "Cumhuriyete" yani burada şunu diyor Sayın Başkan: Hani ben Atatürk, İnönü falan onlar duracak, cumhuriyete en büyük katkıyı şahsı yapmış. Bunu söylediğinde bunu izledik, bunu siyaseten eleştirdik ama devletin parasıyla ilkokul öğrencilerine...
"Türkiye Cumhuriyeti tarihinin tamamında yapılanların 3, 5 değil 10 katı hizmetlere biz kavuşturduk."
14'üncü sayfa: "Gazi Mustafa Kemal Ankara'daki Meclisi Osmanlı adına faaliyete soktu."
20'nci sayfa -hani diyor ya damat bey- burası çok önemli: "Sakarya'daki Tank Palet Fabrikasında yapılan işletme hakkı devrini diline dolayanlar..." Bunun devamında, arka arkaya isim vermeden....
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Abdülhamit Han, Osmanlı güzellemesi, Abdülhamit Han övgüleri, hepsini ayrı ayrı geçiyorum.
Öyle bir şey ki 6 milyon öğrenciye dağıtacaklarmış bu kitabı. Akıl var, vicdan var, insaf var; partinizin parasıyla dahi bassanız siyasi rakiplerinizi... "Tank Paleti diline dolayanlar" diye bize söylüyor ve daha bir sürü eleştiri var arkasında. Devletin parasıyla basıp okullara dağıtıyor, küçücük çocuklara.
Sayın milletvekilleri, bir an için şöyle düşünün: Yıl 2024, muhalefettesiniz, Kemal Kılıçdaroğlu'nun yapmış olduğu konuşmayı basıp okullarda çocuklara dağıtıyoruz; kabul eder misiniz ya, Allah aşkına kabul eder misiniz? Ya da 1998'de Bülent Ecevit'in yaptığı konuşma sizin çocuğun çantasına sokulsaydı -devlet parasıyla- ne hissederdiniz? Hak mı, vicdan mı?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Son sözüm Başkanım.
BAŞKAN - Buyurun.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - "Parti devleti" "aile devleti" "şirket gibi devlet yönetme" diyoruz ama bu olmaz artık, olmaz, 12 yaşındaki çocuğun çantasına Tank Palet polemiği girmez! Bunları gerçekten milletimize de şikâyet ediyoruz. Hani diyorsunuz ya "Bizim partide istişare çoktur." İnşallah hâlâ vardır. Kahvaltı mahvaltı yapıyorsunuz ya, bir kapalı toplantıda "Yahu Kemal Kılıçdaroğlu'nun konuşması bizim çocukların çantasına girince biz ne hissedeceksek Türkiye'de nüfusun dörtte 1'i bunu hissediyor; Demirtaş'ın konuşması, Akşener'in konuşması bizim çocukların çantasına girdiğinde ne hissedeceksek seçmenin geri kalan yarısı da bunu hissediyor. Bu bize yaramaz." deyin. Yaramaz, ayrıca da kul hakkı yiyorsunuz, bunun vergisini hepimiz veriyoruz.
Teşekkür ederim. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)