| Konu: | Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 3 |
| Birleşim: | 51 |
| Tarih: | 04.02.2020 |
MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Değerli milletvekilleri, bu yasa taslağı on beş gün önce Komisyonda görüşüldü; açıkçası, 24 Ocakta yaşanan deprem sonrası CBS sistemiyle ilgili bu kanun teklifinin geri çekileceğini düşündüm. 41 vatandaşımızın cenazesi oradayken, henüz çıkarılmamışken gelip bizim apar topar CBS ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi'ni görüşmemiz çok büyük handikaptır arkadaşlar. Yüzde 96'sı deprem kuşağında yaşayan Türkiye'de, konu haftaya sığdırılamayacak kadar, konu binanın yüksekliklerine indirgenemeyecek kadar önemli bir konudur. Üstelik de geçen hafta sulandırılarak bir kentin otoparkının yapımına kadar indirgenmiştir. Gerçekten ben buradan kınıyor ve bu siyah kurdeleyle protesto ediyorum arkadaşlar, bu kanunu protesto ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
Evet, değerli milletvekilleri, bu kanun teklifinin -geri çekilmesi gerekirken- 11'inci maddesinde 3194 sayılı Kanun'un 28'inci maddesinde düzenleme yapılarak deprem afeti riskine karşı ileri tasarım yöntemleri ve teknolojileri gerektiren binaların projelerinin yeterli uzmanlığı haiz mühendislerin gözetiminde yapılması amaçlanmaktadır. Yaşam hakkını doğrudan ilgilendiren bu konu, Bakanlığın sınırsız takdirine bırakılmayacak kadar önemlidir arkadaşlar. "Yeterli uzmanlığı haiz" mühendislikten ne kastedilmektedir arkadaşlar? Burada seçilmiş birey ya da kişilere rant aktarılması mı amaçlanmaktadır? Kişiye ilişkin düzenlemelerin İmar Kanunu içerisine yerleştirildiği görülmüştür. Çevre ve Şehircilik Bakanlığının sitesinden alınmıştır arkadaşlar, 19 seçkin mühendise bu yetki verilmektedir. Bugün Van'ın Erciş'inde ya da yine depremi yaşamış olduğumuz Elâzığ'da veya herhangi bir deprem bölgesinde bu 19 mühendisten yetki almak durumunda bina yapacak kişiler ve ederi 60 bin lira, 100 bin lira olan bedeli ödeyerek yapmak durumundadır. Peki, bu, vatandaşı mağdur duruma getirmeyecek mi arkadaşlar, bu seçkinci mühendisliğin olması? Hangi kritere göre yapılıyor bu? Normalde TMMOB tarafından Danıştayda olan bu konunun arkadan dolanılarak kanunlaştırılmasını yine buradan kınıyorum arkadaşlar.
Evet, değerli milletvekilleri, Türkiye'de normalde 100 bin ila 200 bin binaya ruhsat veriliyor. Bu 19 kişinin yetişebileceği bina sayısı -tasarım ve kontrol hizmetiyle- ancak 30 binini tamamlayabilecektir, dolasıyla da bu rantabl bir olay değildir.
Değerli milletvekilleri, yapılması gereken şudur: Türkiye'de diri fay haritası bellidir, günlerdir bütün televizyonlarda. Herkes deprem uzmanı oldu artık. Diri fay haritasında kırmızıyla gösterilen yerler, yerleşim alanı olan 18 ilin risk altında olduğu bölgelerdir. Kuzey Anadolu fay kuşağı ve Güneydoğu Anadolu fay kuşağı ve İzmir bölgesinin bulunduğu, Ege Bölgesi'nin bulunduğu fay kuşağı, bildiğiniz gibi, diri fay haritasının olduğu, aktif fayların bulunduğu, 18 il merkezimizin risk altında olduğu, 80'i aşkın ilçe merkezinin ve 502 köyün risk altında olduğu, doğrudan etkileneceği, doğrudan fay hattı üzerinde olan yerlerdir. Çok sayıda il merkezini etkileyen bu fay hatları üzerindeki bölgelerin, bir an önce, Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle afete maruz alan olarak ilan edilip 6306 sayılı Kanun kapsamında önceliğe alınarak dönüşüme tabi tutulması gerekmektedir. Bir an önce fay yasası çıkmalıdır arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar) Bu fay hatları üzerindeki yerleşim alanları yasaklanmalı ve derhâl kentsel dönüşüme gidilmelidir. TOKİ, lüks alanlarda, rantı yüksek alanlarda konut yapmak yerine, bu deprem bölgelerindeki insanlara, günümüzde utançla izlediğimiz, 21'inci yüzyılda hâlâ taşların üst üste yığıldığı, aralarda çamurun bağlayıcı olarak kullanıldığı ve ahşap salmalarla köy evlerinde yaşatılan insanlara barınma amaçlı kullanacakları konut üretmeli, rant uğruna lüks binalar üretmemelidir, TOKİ'nin işlevi budur bence bu ülkede. (CHP sıralarından alkışlar)
Evet, değerli milletvekilleri, bu kanun teklifiyle yerel yönetimlerin kentler üzerindeki yetkileri kısıtlanmakta ve yerel yönetimler işlevsizleştirilmektedir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MÜZEYYEN ŞEVKİN (Devamla) - Hemen bitiriyorum efendim.
BAŞKAN - Buyurun, toparlayın.
MÜZEYYEN ŞEVKİN (Devamla) - Evet, değerli milletvekilleri, 1999 yılındaki Marmara depreminden sonra 7 kez imar affı getirdiniz. Her imar affında, bundan sonra ölecek çocukların, bundan sonra ölecek insanların kanı elimizde olacaktır. Bu Meclisin görevi sadece taziye iletmek değildir arkadaşlar. Hepimizin görevi sağlıklı kanunlar üretmektir. Dolayısıyla "Deprem öldürmez, bina öldürür." şiarıyla 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun'u çıkardınız. Bu Yapı Denetimi Hakkında Kanun'da da sadece beton tröstlerine yolu açtınız, sanki sadece yapılan binaların denetimi yeterliymiş gibi bir olgu yarattınız. Oysa yapı denetim sistemi bina inşaatçısının denetiminin yanı sıra zeminin de denetlenmesini gerektirmektedir. Jeolojik olarak, jeoteknik olarak parametrelerin belirlenip statik ve betonarme hesapların bu doğrultuda yapılması gerekir. Bütün belediyelerde mutlaka jeoloji birimi kurularak buralarda jeoloji mühendisi istihdamının olması ve bu denetimin sağlanması gerekmektedir. Kısaca, afet zararlarından korunmak için bütün imar yasası...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
MÜZEYYEN ŞEVKİN (Devamla) - Afet zararlarının azaltılmasını esas alacak şekilde, 3194 sayılı Kanun, 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun, 7269 sayılı Kanun, 2872 sayılı Çevre Kanunu ve 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanunlardaki düzenlemelerin bütünlüklü olarak ele alınması gerekmektedir. Derhâl bu yasanın geri çekilerek bu doğrultuda, konuyla ilgili bütün meslek odalarının da içinde olduğu bir yöntem sağlanmalıdır. Mutlaka bu imar teklifi geri çekilerek halkın sağlığını, barınma hakkını koruyacak sağlıklı yapılaşma alanları sağlanmalıdır.
Şu insanın acısını tekrar hatırlatmak isterim. Bütün ailesini depremde yitirmiş olan bu insanın acısına saygı duymak zorundayız.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)