| Konu: | (10/102, 461, 682, 977, 981, 982) No. lu Hayvanların Haklarının Korunması ile Hayvanlara Eziyet ve Kötü Muamelelerin Önlenmesi İçin Alınması Gereken Tedbirlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu Raporu Görüşmeleri münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 3 |
| Birleşim: | 44 |
| Tarih: | 16.01.2020 |
CHP GRUBU ADINA GÜLİZAR BİÇER KARACA (Denizli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Evet, 132 sıra sayılı Meclis Araştırması Komisyonu Raporu'nu görüşmek üzere bugün buradayız. Gerçekten, ortak akılla ve bir konu üzerinde ayrıntılı bir şekilde hep birlikte, bir araya gelip konuşabildiğimizde doğruları nasıl ortaya dökebildiğimizi ve bunu da bu Genel Kurulda bu şekilde konuşabilme olanağına kavuştuğumuzu bu raporda hep birlikte yaşadık ve tecrübe ettik.
Hayvanları korumak, hayvan hakları ihlallerinin ve hayvanlara karşı eziyetin araştırılması amacıyla kurulan bu Komisyon ilk toplantısını 8 Mayısta gerçekleştirdi ve 8 Mayıstan itibaren toplam 12 toplantı ve 4 yerinde inceleme gerçekleştirdik. 12 toplantıda üniversitelerin temsilcileri olan bilim insanlarını çağırdık, ardından belediyeleri, ardından baroları ve hayvan hakları mücadelesi veren sivil toplum örgütlerini, federasyonları ve hayvan barınma evlerine sahip belediyeleri çağırdık, hepsini teker teker dinledik ve gerçekten sabırla, hep birlikte birbirimizden çok şeyler öğrendik ve elde ettiğimiz sonuçlarda da gerçekten çok fazla muhalefet şerhinin yer almadığı, aslında çok geniş anlamda bir hayvan hakları kanununun çıkarılmasını da 50 madde hâlinde madde madde sıraladık. Çok fazla bir şey yapmamıza gerek yok. Bir kanunu çıkarmak için yapılabilecek en geniş, sağlanabilecek en geniş konsensüsü Hayvan Hakları Araştırma Komisyonunda sağladık. Bütün toplumun her bileşenini dinledik ve birlikte hem siyaseten hem STK'ler olarak hem yurttaşlar hem bilim insanları olarak bir araya geldik ve artık, 5199 sayılı Kanun'da değişiklik yapılmasına ilişkin ya da yeni bir kanun ihdası için gereken tüm şartlar oluşmuştur.
24 Haziran seçimleri öncesinde, AK PARTİ Genel Başkanı "27'nci Dönemin ilk kanunu olacak." demişti, söz vermişti. Seçime giren tüm siyasi parti liderleri ve illerimizdeki milletvekili adaylarımızın neredeyse tamamı bu taahhütnameye imza atmıştı. 27'nci Dönemde bir buçuk yılı aşkın zaman geçti, hâlâ bu konuda bir kanun teklifi yok elimizde.
Peki, 5199 sayılı Kanun'da neler değişsin istemiştik? Hayvan hakları mücadelesinde bu kanunun nasıl düzenlenmesi, bir bakış açısının, zihniyetin nasıl gelişmesi gerektiğine baktığımız zaman, korumacı bir anlayıştan çıkıp hak temelli bir yaklaşımı benimsemek zorunda olduğumuzu hep birlikte gördük. İşte bu nedenle, 5199 sayılı "Hayvanları Koruma Kanunu" adının değiştirilmesini, hayvanların da bir eşya değil, bir canlı olduğunun kabulüyle "hayvan hakları kanunu" olarak düzenlenmesini hep birlikte talep ettik ve görüş birliğine vardık. Peki, kanunun ismi bu kadar mı önemli? Elbette kanunun ismi çok çok önemli. Eğer hayvanların bir canlı olduğunu kabul edersek -onlara karşı işlenen her türlü suçta- onlar için hayatı kolaylaştırmanın ve birlikte yaşamanın en doğru yolunu bu şekilde hayata geçirebileceğimizi hep birlikte biliyoruz. Hayvanlar bir eşya değildir. Bu coğrafyayı ve mekânları birlikte paylaştığımız bizim canlı dostlarımızdır hayvanlar. Avustralya yangınını hatırlıyorsunuz değil mi? Oradaki resimlere bakın, bir hayvan ile bir insanın o iklim krizinin sonucu oluşan yangında nasıl birbirine sarıldığını ve bir kaygıyı, bir paniği, bir kurtarma ve birlikte olma mücadelesini nasıl birbirine sarılarak ortaya döktüler? İşte biz diyoruz ki: Hayvanlar, bizim bu yaşamı birlikte paylaştığımız diğer canlılar gibi bu ekolojik sistemde, bu yaşam alanlarında birlikte, yan yana olabileceğimiz ve yaşayabileceğimiz canlı varlıklardır. İşte bu nedenle, bu kanunun adının "hayvan hakları kanunu" olarak değişmesi oldukça önemli ve bize göre de aslında, bir zihniyetin tamamen ortadan kaldırılması, bir eşya bağlamından çıkartılıp bir canlı bağlamına girmesiydi.
Evet, hayvan dostlarımız başka neler istiyordu? Hayvanseverlerimiz bizlerden başka neler talep ediyordu? Özellikle, belediye ve il özel idaresine bağlı olarak çalışan hayvan bakımevleri ve bakım merkezleri yetkililerinin hayvan hakkı ihlallerinde bir sorumluluk, cezai bir yaptırım uygulanmasını bizden talep ediyorlardı. Ve biz de bütün Komisyon olarak dedik ki: 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 14'üncü maddesinde belediyenin görevlerini sayarken işte, hayvan bakımevlerinin kurulmasını ve hayvan hakları mücadelesinde etkin mücadele anlayışının benimsenmesini bir görev olarak tanımlayalım. Görev olarak tanımlarsak görevini yerine getirmeyen yetkililer hakkında da Türk Ceza Kanunu'na göre görevi ihmal suçunun unsurları oluşacaktır dedik. Peki, başka ne dedik? Sadece büyükşehir belediyelerimiz bütün il sınırlarından sorumlu ama büyükşehir olmayan belediyelerimiz kendi ilçelerinden. O zaman, il özel idarelerini de tıpkı büyükşehirlerdeki gibi bu yaptırım kapsamına, bu düzenleme kapsamına hep birlikte alalım dedik.
Peki, hayvanlarla ilgili bu mücadelede özellikle hayvan popülasyonunun önüne geçilmesi ve hayvan dostlarımızın yaşam alanlarında bir rahatlama sağlanabilmesinin yolu neydi? Kısırlaştırma. Tek yöntemin kısırlaştırma olduğu bilim insanları tarafından bizlere anlatıldı ve biz de Komisyon üyeleri olarak ve Cumhuriyet Halk Partisi olarak da tek yöntemin bu olduğunu kabul ederek kısırlaştırma merkezleri açılması noktasında da raporumuzda görüşlerimizi ifade ettik. Belediyelere genel bütçeden bu iş için -il özel idareleri ve belediyelere- sadece kısırlaştırma için bir bütçe ayrılmasını özellikle öngördük. Aslında, en önemli hususlardan birisi de hayvanların bir canlı olduğunu kabul ederek hayvanlara karşı bir nesli yok etme, hayvan öldürme, hayvana acımasızca, zalimce eylemlerde bulunma, hayvanların cinsel istismarı ve hayvan dövüştürme suçlarını Türk Ceza Kanunu'nda düzenleyelim ve özellikle de paraya çevrilemeyen, ertelenemeyen bir cezai süre koyalım ve bu kapsamda da caydırıcılık ve hayvan dostlarımızın yaşamlarına ve istismarlarına, şiddetine artık bir dur diyelim istedik.
Sadece hayvan dostlarımıza yönelik bu suçları cezalandırmak bir tek onlar için değil, aynı zamanda bizler için de önemli bir husustu ve kamuoyunda küçük yaştaki çocuklara cinsel istismarda bulunanların geçmişine bakıldığında genellikle bir hayvana cinsel istismarda bulunduğu ya da şiddet uygulayanların geçmişine bakıldığında da yine bir hayvana şiddet uygulandığını gördük.
Evet değerli milletvekillerimiz, bizler eğer bu kanunu bir an önce yürürlüğe alır, bir an önce kanun teklifi bu Parlamento çatısı altına gelir ve bu, suç kapsamında Türk Ceza Kanunu'nda tanımlanırsa aslında, çocuklarımıza cinsel istismar suçlarının ve bir bireye, bir insana şiddet suçlarının temeline inmiş olacağız ve bunun önlenmesi için de aslında önemli bir adımı da hayata geçirmiş olacağız.
Bugüne kadar, burada bulunan siyasi partilerimizin tamamının milletvekilleri bu anlamda değişik yasa teklifleri verdiler. Bu Komisyon Raporu'nda tüm bu yasa tekliflerinde önerilen her husus aslında yer alıyor. Bu kadar geniş katılımla, bu kadar konsensüsle, bu kadar ortak kararla çalışmış, emek vermiş bu Komisyonumuzun -50 madde hâlinde- siz değerli milletvekillerimizin karşısına, Türkiye Büyük Millet Meclisine sunduğumuz bu raporunun bir an önce kanun teklifine dönüşmesini ve her birimizin konuşmalarından da anlaşılacağı üzere, kanunlaşabileceğini görüyoruz ve bunu talep ediyoruz.
Evet, faytonlara geldik. Ben, buradan faytonlarla ilgili, özellikle Adalar'daki faytonlarla ilgili bir müjdeyi de sizlerle paylaşmak isterim. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ekrem İmamoğlu'yla yaptığımız görüşmede, İstanbul Valiliği ve Büyükşehir Belediye Başkanımız ortaklaşa, Adalar'daki faytonların tamamen kaldırılması, faytonlara koşulan atların büyükşehir belediyesi tarafından satın alınması konusunda bir görüş birliğine varılmış ve bu atların da Tarım ve Orman Bakanlığına ait bir alanda rehabilite edilmesi ve orada bakılması, gözetilmesi, yaşamlarının kalanına orada devam ettirilmesi konusunda da çalışmaların mart sonunda tamamlanacağı bize ifade edildi. (CHP sıralarından alkışlar) Hatta, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Plan ve Bütçe Komisyonunda bu atların Büyükşehir Belediyemizce satın alınmasına ilişkin de görüşmeler bugün itibarıyla yapılıyor. Oradan çıkacak bir "evet" kararıyla Adalar'da ve diğer yerlerde faytonlara koşulan atlarımızın da aslında, bu anlamda sorunları büyük ölçüde veya tamamen çözülmüş olacak. Mart ayı sonu itibarıyla artık faytonlarla insan taşınmayacak, elektrikli araçların temini yoluna gidilecek. Faytoncuların da sorunları giderilecek ve onlara da Plan ve Bütçe Komisyonundan çıkacak bir kabul kararıyla gereken maddi destekler, maddi ödemeler de hayata geçirilecek. Bugüne kadar insanları taşımak, yük taşımak için kullanılan ve gerçekten, Komisyon olarak gittiğimizde çok olumsuz şartlarda gördüğümüz atlarımızın da artık bu eziyetten kurtulmaları sağlanmış olacak.
Evet, son olarak şunu ifade etmek isterim: Un var, şeker var, yağ var...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın sözlerinizi.
GÜLİZAR BİÇER KARACA (Devamla) - Gelin, Parlamentoda grubu bulunan tüm siyasi partiler olarak hayvanlarımızın haklarının teslimi, can dostlarımızın haklarının teslimi için hayvan haklarını koruma kanununu Meclisimize hemen getirelim -hazır teklif aslında, Komisyon Raporu bir tekliftir, 50 maddelik bir tekliftir- ve bunun yasalaşması için her türlü ortak çalışmayı sağlayalım ve bu kanun bu Parlamentonun yüz akı olarak buradan çıksın diyorum.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)