GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:40
Tarih:21.12.2019

SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Getirilen teklifin 1'inci maddesi üzerinde şöyle bir önerge vardı, deniyordu ki: "Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından tabiat parkı ve milli parklarda 29 yıl süreyle yatırımcılara kiraya verilen alanların kira sürelerinin 20 yıl olarak yeniden düzenlenmesi." 1'inci madde üzerindeki önerge bu şekilde. Gerekçe olarak da bu alanlardaki yatırımların geri dönüş sürelerinin kısalığından bahsedilmiş.

Değerli milletvekilleri, hepimiz biliyoruz ki asıl gerekçe, bu alanların kötüye kullanılıyor oluşudur. Bu işletmelerin çoğu, halka ait olan bu alanları kendi çıkarları doğrultusunda, kâr uğruna yoksul halka âdeta kapatan işletmelerdir.

Seçim bölgem Muğla'dan benzer bir örnek vermek istiyorum: Anayasa'ya göre Muğla Büyükşehir Belediyesine ait olması gereken 14 adet kıyısal alan, Sayıştay'ın 2018 Raporu'nda da "Büyükşehir Belediyesine tahsis edilmesi gerekir." tespitine rağmen hiçbir yasal ve nesnel gerekçe olmadan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından "MUÇEV" isimli şirkete kiralanmıştır. Muğla ili kıyılarında bulunan ve kamu elinde bulunması gereken günübirlik alanlar ve iskeleler hangi mevzuat hükmüne dayanılarak bir sermaye şirketi olan MUÇEV turizm şirketine devredilmiştir, bilmiyoruz. MUÇEV'in 2014-2018 yılları arasında 18 milyon 532 bin kârı bulunmaktadır. Gelirinin tamamını Muğla'dan sağlayan MUÇEV, bu gelirin ne kadarını Muğla için harcamıştır, onu da bilmiyoruz. Bu süreçte yatırım yapılmış mıdır, yapıldıysa bu yatırımlar nelerdir; bunu da bilmiyoruz. Oysa bu alanlar yasa gereği yerel yönetimler tarafından işletilse halkın daha ucuz şekilde yararlanmasının önü açılacak, istihdam sağlanacak, daha fazla gelir kamuya aktarılacak ve kamu denetimi daha iyi sağlanacaktır. Türkiye'de yaklaşık 240 adet tabiat parkı ve millî park bulunmakta, bunların önemli bir kısmı da Muğla ilimiz sınırları içerisinde bulunmaktadır. Bu alanlar, doğal güzelliği ve barındırdığı çeşitlilik nedeniyle millî park olarak tespit edilmiş alanlardır. Dolayısıyla bu alanların her vatandaşın rahatlıkla kullanabileceği, gezip görebileceği alanlar olması gerekir. Özel şahıslara kiralanarak inşaat ve tesis yapılması ve ranta kurban edilmesi buralara yapılacak en büyük kötülüktür. Millî park ve tabiat parkları kamu eliyle işletilmelidir, tek çözüm budur. Fakat AKP karşımıza böyle bir teklifle gelemez ya da bizim böyle bir teklifimize olumlu yanıt veremez. Bu, AKP'nin aynı zamanda kendini inkâr etmesi demektir. Çünkü AKP özelleştirmelerin partisidir, iktidara geldiği günden bu yana kadar özelleştirmediği hiçbir alan kalmamıştır, bu özelleştirmelerin hiçbiri halkımızın yararına olmamıştır. Emekçiler için mağduriyet yaratmayan bir özelleştirme örneğiniz var mıdır -soruyu tersten soralım- ya da halkımız lehine kamulaştırma örneğiniz var mıdır? Eğitim ve sağlık özelleştirildi, suyumuz şişelendi, derelerimizin üzerine HES'ler kuruldu, enerjimiz, madenlerimiz özelleştirildi. Özelleştirilmeyen bir havamız kaldı, o da teknik olarak mümkün olsa bir gün dahi beklemez satarsınız. İktidarınız boyunca 70 milyar dolar özelleştirme yaptınız, 2 trilyon dolar da vergi topladınız. Bunları ne yaptınız? Devlet kâra mı geçti? Hayır, devletin 500 milyar dolar borcu da bulunmakta. El insaf!

Değerli milletvekilleri, özelleştirmelerin mali boyutu kadar önemli olan diğer bir husus da hayatın her alanına sinen özelleştirme mantığı olmuştur. "Kamusal hak" kavramı yerle bir oldu, onun içindir ki Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan, asgari ücretten bahsederken "jest" diyebiliyor. Ne jesti arkadaşlar? Emekçilerimiz çoluğuna çocuğuna ekmek götürebilmek için gece gündüz çalışıyor. Asgari ücretliler sizden lütuf beklemiyorlar, haklarını istiyorlar. Siz zaten jesti yapacaklarınıza yapıyorsunuz. Ortada bir jest varsa, asıl jest, sosyal devlet namına ne varsa yok edilmesine rağmen, vergilerle tepesine çöktüğünüz emekçilerin bu ülkeyi alın teriyle ayakta tutmasıdır. Asgari ücret, Anayasa'yla güvence altına alınmış kamusal bir haktır, kimsenin jesti filan değildir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SÜLEYMAN GİRGİN (Devamla) - Müsaade eder misiniz?

BAŞKAN - Son cümlelerinizi alayım.

SÜLEYMAN GİRGİN (Devamla) - Tabii, teşekkür ediyorum Başkanım.

Değerli arkadaşlar, asgari ücret nasıl belirlenmeli ve ne kadar olmalı? Esasen gündemimiz bu olmalıydı, alelacele önümüze getirilen torba yasalar değil. Asgari ücret tespitinde uluslararası standartlara uyulmalı, asgari ücret toplu pazarlık yoluyla saptanmalı, Asgari Ücret Tespit Komisyonunda kadın temsili sağlanmalı, TÜİK hesabı asgari ücretin saptanmasında alt sınır olmalıdır. Asgari ücret, net ve asgari geçim indirimi hariç, bütün işçi ve memurlar için yıllık hesaplanmalıdır. Asgari ücretli millî gelir artışından yararlanmalı, yeniden değerleme artış oranından daha az asgari ücret artışı olmamalı, asgari ücret artışında IMF'nin talimatıyla belirlediğiniz hedef enflasyon oranı baz alınmamalıdır ve asgari ücret vergi dışı bırakılmalıdır.

Sözlerimi bitirirken, iktidarınızın ülkemizi getirdiği noktada "Asgari ücretli çalışan kişi 5 kişilik ailesine günde 3 öğün simit yedirse ayda cebine 1.120 lira para kalır." diyen bir düzen yarattınız, köleliğin bu düzendeki adı "emekçi" oldu. Yere batsın bu düzeniniz!

Saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)