| Konu: | Ankara Milletvekili Mehmet Naci Bostancı'nın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine, parlamentoların ve parlamenter demokrasilerin bütçe hakkından doğduğuna ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 3 |
| Birleşim: | 39 |
| Tarih: | 20.12.2019 |
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan, Sayın Naci Bostancı değerlendirmesinde, Meclisin çalışma pratiğine yönelik hepimizi de şahit tutan bir açıklamada bulundu. Keşke öyle olsa, keşke Meclis kendi gündemine hâkim olsa, keşke Meclis yasama kalitesi noktasında da kendi kararlarını verebilse; milletvekilleri, dakika başı değişen ve saraydan gelen gündemlerle ve, bakanların ağzından duydukları, bakanların müjdeledikleri vaatleri sıraladıkları birer kanun tasarısı değil -eski adıyla ama- kanun eskiziyle karşılaşıp da onun altına imza atarak Anayasa'ya karşı muvazaa suçu işlemeden yasama yapabilseler.
Ama bir diğer husus da Sayın Grup Başkanına itiraz edeceğimiz, "Bütçenin kabul edilmemesi durumunda hiçbir şey olmayacak, yeniden değerleme oranında artırıp yürüyeceğiz." diyor ya... Bence, 16 Nisan rejime kasteden Anayasa değişikliğinin Türkiye'ye dayattığı şey ve demokrasi yürüyüşünde attırdığı en büyük geri adım budur çünkü siz de uzmanlığınız gereği ve geçmişte, hem akademisyenliğiniz hem yaptığınız görevler gereği çok iyi bilir ve teyit edersiniz ki Sayın Başkan, parlamentolar bütçe hakkından doğmuştur. Vergiye rıza ilkesi ve bu konuda toplumun, vergilerin nasıl toplanacağına, bunların nasıl dağıtılacağına yani devletin alan sağ eli ile veren sol elinin dengesi üzerine toplumsal rıza üretimi bütçe hakkıdır ve bu parlamentoyu, parlamenter demokrasiyi doğurmuştur. Bunun üzerine kanun teklifi bir hak olarak ortaya çıkmıştır, dilekçe hakkı önemli bir evrensel anayasal kazanımdır. Bugün "Efendim, Parlamento bütçeyi reddetse de yürür gider." dediniz mi siz...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Parlamento bütçeyi reddedebilir mi? Edebilir, edebiliriz. "Sonra yeniden değerleme oranında artırırız, Sayın Cumhurbaşkanı yürütmeye devam eder, yürür gider, ülkeyi yönetmeye devam eder." İşte, bu, Parlamentonun kendini inkârıdır; bu, evrensel ve çok uzun süreli bir mücadelenin kaybedilmesidir; bu, Türkiye'ye attırılmış tarihî bir geri adımdır. Ve maalesef, devletler bu tip geri adımları, yasama, yürütme, yargının birbirine birleşip tek elde toplanması gibi geri adımları çok ağır bedeller ödeyerek ancak geri alırlar, alamazlarsa da felaketlerle karşılaşırlar. Süreci ve söylemi ülkenin bekası üzerine oturtmuş bir partinin, ortadan kalkmış kuvvetler ayrılığı ve Parlamentonun kendini inkârı anlamına gelecek "Ne olur canım, bütçe geçmezse yürür gider." demesidir esas beka sorunu.
Bu konuya dikkat çekmek istedim Sayın Başkanım. (CHP sıralarından alkışlar)