GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: 2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ile 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin Maddeleri münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:37
Tarih:18.12.2019

NİHAT YEŞİL (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; 2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi'nin 9'uncu maddesi üzerine şahsım adına söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, bu bütçenin emekçiye, emekliye, öğrenciye, çiftçiye, sanayiciye, esnafa ve kısaca, eğitim ve sağlık altyapısına ne getireceğini kısaca anlatmaya çalışıyorum. Teklif edilen bütçe gideri 1 trilyon 95 milyar 461 milyon, bütçe geliri ise 956 milyar 588 milyon liradır yani 138 milyar 873 milyon liralık bir bütçe açığı vardır. Bu açık geçen yılın hedefiyle karşılaştırıldığında yüzde 72'lik bir artış göstermektedir. Öte yandan, Hazine ve Maliye Bakanlığı için teklif edilen 468 milyar liralık bir bütçenin 139 milyarlık kısmı sadece faize ayrılmaktadır yani bütçenin yüzde 30'u faiz ödemeleri için ayrılmıştır.

2021 yılına baktığımızda, faize ayrılacak paranın 159 milyar 500 milyon lira, 2022'de 176 milyar 400 milyon lira olduğu görülmektedir. Önümüzdeki üç yıl bu bütçeyi yapanların tahminlerinin tuttuğunu düşünsek bile faize toplamı 475 milyar lira harcanacağı aşikârdır. 2017 yılında faiz giderlerinin millî gelir içindeki oranı yüzde 1,8 iken 2020 teklifinde bu oran yüzde 2,9'a yükselmiştir.

Değerli arkadaşlar, Millî Eğitim Bakanlığı bütçe teklifi 125 milyar olup öğrenci sayısı artmasına rağmen bütçeden aldığı pay her yıl 1 puan daha azalmaktadır. Millî Eğitim Bakanlığı için bütçeden ayrılan pay son üç yılda sürekli gerileme içinde olmuştur. Millî Eğitim bütçesinde eğitim yatırımlarına ayrılan pay 2002 yılında yüzde 17,18 iken bu oran 2018'de yüzde 8,38; 2019'da yüzde 4,88; 2020 için ise yüzde 4,65 olarak teklif edilmiştir. Eğitim yatırımlarına ayrılan bütçenin gayrisafi yurt içi hasılaya oranı 2018'de yüzde 0,21; 2019'da yüzde 0,13 olmuştur, 2020'de ise yüzde 0,12 olacaktır. YÖK ve üniversitelerin bütçeleri toplamının gayrisafi yurt içi hasıla içindeki payı 2018'de yüzde 0,79 iken 2019'da 0,74; 2020'de yüzde 0,73 olarak hesaplanmaktadır. Rakamlara bakıldığında, büyük ölçekli yatırım yapılmış olmasını takdir etmek gerekir ancak bu yatırım projeleri incelendiğinde, söz konusu projeleri üstlenen yüklenicilere verilen garantilerin ve imtiyazların büyük bir kara deliğe yol açtığı net bir şekilde görülmektedir. Örneğin, şehir hastanelerinde yatırım maliyetinin kamu tarafından yükleniciye taahhüt edilen tutarlar içindeki payı yüzde 12,2'dir. 20 şehir hastanesinin tamamının açılacağı öngörülen 2022 yılında, bütçeye konulan kira ve hizmet bedeli ödeneğiyle kamunun kendisi 1.200 yataklı 23 hastane yapabilirdi; dolayısıyla, kaynak yokluğu mazereti kabul edilemez. Bu hedefin tutmasıyla ilgili ciddi kuşkular bulunmaktadır.

Şehir hastanelerine verilen hasta doluluk garantileri nedeniyle eski devlet hastaneleri birer birer kapatılmaktadır. Şehir hastanelerini üstlenen şirketler, bu yatırımların finansmanını dış borçlanmayla gerçekleştirmişlerdir. Şehir hastaneleri modelinin, bütçenin sırtında kambur olduğu bilinen bir gerçektir. Bütçe gelirlerini belirleyen vergilerin cebimizden çıktığını düşünürsek, kambur hepimizin sırtında oluyor.

Değerli arkadaşlar, 2020 yılı asgari ücretini belirlemek için görüşmeler 2 Aralık günü başladı. Türkiye'de asgari ücretle geçinen kişi sayısına dair bir veri yok, sadece tahminî veriler var. DİSK'in yayınladığı rapora göre 10 milyon kişi asgari ücretle geçiniyor. Bu bütçe ne işçiye ne köylüye ne çiftçiye ne esnafa ne dar gelirliye hiçbir şey getirmediği gibi sürekli götürüyor. TÜİK'in yayınladığı güncel verilere göre ise Türkiye'de istihdam sayısı 22,5 milyon. Yani, Türkiye'de çalışan nüfusun üçte 1'inden daha fazlasının, asgari ücret civarında bir ücretle geçinmeye çalıştığı ortada. Asgari ücret yalnızca asgari ücretle çalışanı değil, toplumun bütün kesimlerini etkileyen bir durumdur. Diyanet bile diyor ki: "Bir yoksula karnını doyurması için bir günde 23 lira fitre verilmeli." Bu hesaba göre 4 kişilik bir ailenin günlük fitresi 92 lira, bunu bir aylık hesaplarsak 2.760 lira yapıyor. Bu hesap da benim değil, Diyanet İşlerinin hesabı. Bugün, ülkede 10 milyon emekçi Diyanete göre de, sendikalara göre de açlık sınırının altında yaşıyor.

Çok teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)