GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: 2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ile 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin Maddeleri münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:37
Tarih:18.12.2019

CHP GRUBU ADINA ORHAN SARIBAL (Bursa) - Evet, ben de başlarken başta Kahramanmaraş olayları olmak üzere, bu ülkede faili belli olup faili meçhul grubuna dâhil edilen ve yüzleşilmeyen, hesap sorulmayan her katliamın bütününü ve sorumlularını kınıyorum; yüzleşilmediği sürece barışa, insanlığa, dostluğa dair vicdan, ahlak, onuru öne çıkarmadığımız sürece, belli ki bu düzen bu tür olaylara hep çanak tutmuş, çanak tutmaya da devam edecektir; dolayısıyla sorun düzendir. Bu düzeni yıkmak, yok etmek insanlığın onurudur, gerçekten insanlığın sorumluluğudur.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bir bütçe konuşuyoruz, 2020 bütçesi. Elbette tarımla ilgili bütçeyi bir analiz etmek isterim. Tarımın sorunları nedir, çiftçinin sorunları nedir, bu bütçe çiftçinin ve tarımın sorunlarını çözmeye dair ne düşünüyor, ne yapıyor; kısaca paylaşmak isterim.

2020 bütçesinin tarıma ayrılan kısmı 22 milyar TL. Peki, çiftçinin en önemli sorunu nedir?

Bir: Çiftçi borç batağındadır; 160 milyar TL borcu vardır. 2002 ile 2019 arasındaki borç 64 kat artmıştır. Buna karşılık, bütçeden sadece 4 milyar lira civarında bir sübvansiyon, kredi için pay ayrılmıştır. Dolayısıyla, bu bütçenin adı "faiz bütçesi"dir çünkü çiftçi, aldığı kredilere karşılık faiz ödemeye devam edecektir. Sadece bir örnek: Tarım Kredi Kooperatiflerinde en düşük faiz yüzde 13, çevirme yüzde 27,5; eğer o çiftçi Tarım Kredi Kooperatifinden kömür alırsa yüzde 22 faiz alınacaktır. Ziraat Bankası da yüzde 13 ile 22 arasında faiz uygulamaktadır. Dolayısıyla, bu bütçe, çiftçinin borcunu gideren, borcuna çözüm üreten bir bütçe değildir; faiz bütçesidir; çiftçiyi yok etme, çiftçiyi öldürme, üretimi kısıtlama bütçesidir.

İki: Çiftçinin en önemli ikinci sorunu girdi maliyetleridir. Bugün, çiftçinin cebinden çıkan en büyük maliyet mazottur. Bütçede mazota ayrılan para ne kadardır? 3,1 milyar. Çiftçinin kullandığı mazot ne kadardır? Eğer yeniden döviz artmazsa, mazota herhangi bir fiyat farkı gelmezse 20 milyar TL'dir. Oran nedir? 3,1 milyarın 20 milyara oranı yüzde 15 gibi bir rakamdır. Hani, dün burada oturan, daha önce Başbakanlık yapan adam "Mazotun yarısı sizden, yarısı bizden." demişti. Babasından kaldı ya, öyle hazır bir şey var ya, alıp verecek ya; cebinden ödüyor! (CHP sıralarından alkışlar) Dolayısıyla, ayrılan 22 milyar liralık para, çiftçinin sadece bir yılda kullanacağı mazota ancak denk gelmektedir. Yeter mi? Yetmez.

İkinci en büyük gider gübredir; yaklaşık 7,5 milyar lira ile 10 milyar lira arasında gübre maliyeti vardır. Var mı bütçede tek bir kalem? Yoktur.

Hemen arkasından, tohum; çok övündüğünüz, tamamen, dünyada 5-6 tane tekelin kontrolü altında olan tohum. Yıllık 10 milyar lira gibi bir miktarda çiftçi tarafından kullanılması vardır. Buna karşılık, tohuma dair bir tek kuruş girdi söz konusu mudur? Değildir. Bir destek var mıdır? Yoktur. Tam tersi, geleneksel, yerel, atalık tohumların kullanılması yasaktır; eğer bunları kullanır, eker, herhangi bir şekilde ticarete konu ederseniz -kesinlikle ve kesinlikle o ürünleri satamazsınız- hakkınızda gerekli işlemler yapılır.

Yine, diğer bir konu, elbette sizi, iktidarı yakından ilgilendiriyor; dün itibarıyla Danıştay iptal etti. Elektrik ve su paralarını tahsil etmek için kanun çıkardınız. Kim adına? Şirketler adına, elektrik kurumları adına. Danıştay bunu bozdu, "Sizin böyle bir yetkiniz yok. Anayasa'ya aykırı. Nasıl elektrik borcunu çiftçi desteklemelerinden alıp da siz tahsil edersiniz? Şahsi bir borçtur, özel bir alanı vardır; bunu yapamazsınız." dedi; Danıştay dün bunu iptal etti. Yani, bu Hükûmet, elektrik kurumlarına ve su satan yapılara aynı zamanda tahsildarlık yaptı. Bunlara dair en ufak bir olumluluk var mı bu bütçede? Kesinlikle ve kesinlikle yok.

Tarım ilacı, yaklaşık 500 milyon dolar, neresinden bakarsanız bakın, 2,5-3 milyarlık bir alan. Bir tek kuruşa dair herhangi bir ödeme öngörüyor mu bu bütçe? Kesinlikle yok.

Peki, ne var bu bütçede? Bütünüyle, yabancı şirketleri destekleyen, yabancı şirketlerin değirmenine su taşıyan bir mekanizma var. Yine, küresel ısınma, iklim değişikliği, afetler... Çiftçilerin hepsi bekliyor. Yıl içerisinde birçok ilde afet oldu. O afetlerle ilgili, sadece ödenek aktarmaya dair, -mevcut 5'inci madde üzerinden söylemek gerekirse- onun dışında bir tek özel bütçe kalemi görünmüyor burada. Sadece TARSİM'e 1,1 milyar ayrılmış. Ama bilin, TARSİM şu anda artık -sizin diğer kurumlarınız gibi- kendi personelini besleyen, kendine dönük bir şirket hâline geldi; toplumun ya da çiftçinin sorunlarını ya da afetlerden kaynaklanan sorunları çözebilme iradesine sahip değil. Yaklaşık olarak, resmî olarak kayıtlı alanın yüzde 10'u kadar ancak sigorta yapılıyor; yüzde 90 meydanda. Vurdum bayıra, Allah kayıra; çünkü en çok oradan medet umuyorsunuz. O anlamda, oradan dolayı da bir sorun ortada, çözülmüş gibi görünmüyor.

Halkın gıda egemenliği var mı? Yok. Hangi ürün ne kadar ekilecek? Yok. Nasıl olacak? Yok. Sadece bir örnek vermek istiyorum: Değerli arkadaşlar, 2019 yılı, 13 tane değişik ürün; buğday, arpa, mısır, pirinç, ayçiçeği, soya, pamuk, kuru fasulye, nohut, yeşil mercimek, kırmızı mercimek, patates, kuru soğan ve bunların şu ana kadar, 2019 onuncu ay sonu itibarıyla toplam ithalat miktarı 15 milyar 657 milyon 666 dolar; ithalat, sadece bu ürünler. Bu ülkede yaşıyorsanız soruyu size soruyorum: Bu ürünlerden hangisi bu topraklarda yetişmiyor? Dolayısıyla, şu ana kadar 91 milyar TL'lik ithalatınız var ve bu ithalata karşılık 22 milyar TL toplam destekleme öngörüyorsunuz. Öyle bir algı yaratıyorsunuz ki, âdeta bu ithalata para vermiyormuşuz gibi, birileri bize bedava veriyormuş gibi bir anlayış var. Para veriyorsunuz, elbette cebinizden vermiyorsunuz, halkın parasıyla... Bu yetmiyor, üzerine başka bir şey daha getiriyorsunuz. Önce başladınız Bosna Hersek'ten, sonra Sırbistan'dan, şimdi de Sudan'dan; "Ver Allah'ım ver, verdikçe ver; gelsin, gelsin, gelsin..." Yani anlaşılır gibi değil. Bunları korumaya mı aldınız? Ne yapmaya çalışıyorsunuz? Gerçekten anlamıyoruz.

7 milyon 800 bin dönüm arazi kiralamıştınız, darbe oldu. Her darbeden belki daha iyi sonuçlar çıkarabilme yeteneğiniz var ama bu darbeden iyi bir sonuç çıkaramadınız. "E, araziyi kullanamıyoruz, bu sefer de onların malını, ürettiklerini alalım" diye bir kayırmacılık yapıyorsunuz. Anlaşılır gibi değil.

Yetmedi, Toprak Mahsulleri Ofisi üzerinden 1 milyon ton buğday ithalat izni vardı, 1,5 milyon tona çıkardınız; o da yetmedi, başka işlerin peşinde koşmaya devam ediyorsunuz ithalat meselesi üzerinden.

Evet, değerli milletvekilleri, başka bir konu: Şunu da çok net paylaşmak gerekiyor; sarayları seviyorsunuz. Çiftçi borç batağında, çiftçiye dair tek bir kuruş vermiyorsunuz. Simit Sarayını kurtarmak için 500 milyon dolarlık riskin altına giriyorsunuz ama öbür tarafta çiftçi ağlıyor. Biraz önce Sivas Suşehri'nden bir arkadaşımız aradı: "Tarım Kredi Kooperatifi borcundan dolayı şu an yemeğe ekmeğim yok, sokağa çıkamıyorum. Traktörüm, evim, arabam, tarlalarım her şey bağlı." dedi.

Tabii, sizi çok ilgilendiriyor mu bilmiyorum ama Sabah'ın önemli bir haberi, Rusya'dan şeker de ithal etmeye başladık, 1.400 ton. İşte, sizin getirdiğiniz bütçe bu.

Diğer bir konu, elbette orman ve orman ürünleri. Değerli arkadaşlar, orman ürünleri bizim ülkemizin en önemli alanlarından bir tanesi. Bir mucizeyi gerçekleştirdiniz; 9,5-10 milyon metreküp orman kesimi varken bir anda 35 milyon metreküpe çıktınız. Neden? Nasıl başardınız bunu? Yüzyıllarca ancak yetişen bir ormana siz iki yılda nasıl yüzyıllık gelişimi yaptırdınız da 10 milyon metreküpten 35 milyon metreküp kesme izni verdiniz? Madenleri de bunun içine koyduğumuzda milyonlarca ağacı yok ettiniz. Buna karşılık da Guinness Rekorlar Kitabı'na girsin diye, "11, 11, 11" diye bir reklam ve şova girdiniz. Ormanları katletmenin bedeli olarak bütün medya üzerinden bir şov günü hazırladınız ve ormanda bu yaptığınız dikili ağaç kesimini de yine Danıştay reddetti ve iptal etti. Ormanları müteahhide teslim ettiniz, köylüyü kovdunuz, keçiyi kovdunuz, ormana müteahhidi koydunuz, madenciyi koydunuz. Ondan sonra "Yangınları söndüreceğiz." Türk Hava Kurumuyla çatışıyorsunuz. Var mı böyle bir hikâye? (CHP sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Sarıbal, sözlerinizi tamamlayın.

ORHAN SARIBAL (Devamla) - Ormanın sahibi keçidir, ormanın sahibi orman köylüsüdür, ormanın sahibi oranın halkıdır. Siz, bu ülkeyi nasıl müteahhitlere, şuna buna peşkeş çektiyseniz ormanları da şimdi müteahhitlere peşkeş çekiyorsunuz.

Ve elbet balıkçılık... Ya, balıkçılıkta siz iktidara geldiğinizde yüzde 90 avcılık vardı, yüzde 10 yetiştiricilik vardı. El yordamıyla başardınız, yüzde 50 yetiştiricilik, yüzde 50 avcılığa geldik. Karadeniz hamsiyi 350 bin tonlardan 90 bin tona düşürdünüz. Bir süre sonra muhtemelen doğal avcılık kalmayacak, balıkçılık kalmayacak, denizlerimizdeki çeşitlilik bitecek; her şey ticarete dönecek, bütün deniz alanları da böylece kiralanmış olacak.

Ve elbette, çok şey var söylenecek, son sözü söylemek lazım: Bu bütçe, yoksulluk bütçesidir; bu bütçe, çiftçinin ölüm bütçesidir; bu bütçe, üretmeme, ithalat bütçesidir; bu bütçe, ne yazık ki yabancı çiftçileri besleme, yabancı şirketleri besleme, ithalatçıları besleme bütçesidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ORHAN SARIBAL (Devamla) - Değerli arkadaşlar, bu bütçe -siz diyorsunuz diyoruz ya "Bu ülkede baskı yok, sıkıntı yok, faşizm yok."- bu ülkede baskının, bu ülkede faşizmin, bu ülkede emperyalizme çanak tutan iktidarın yok etme bütçesidir.

BAŞKAN - Sayın Sarıbal, teşekkür ediyorum.

ORHAN SARIBAL (Devamla) - Ve değerli milletvekilleri, elbette son sözü söylemeden olmaz: Bütün zenginler yoksullara sadece Tanrı'yı bıraktılar diyorum.

BAŞKAN - Sayın Sarıbal, lütfen yerinize geçer misiniz.

ORHAN SARIBAL (Devamla) - Faşizminizin örneği olarak da kayyum atamalarını bir kez daha kınıyorum. Kayyum atamaları faşizmdir, kayyum atamaları çok net bir şekilde müdahaledir, kayyum atamaları çok net bir şekilde AKP'nin gerçek yüzüdür. (CHP sıralarında alkışlar)