| Konu: | 2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ile 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin Maddeleri münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 3 |
| Birleşim: | 36 |
| Tarih: | 17.12.2019 |
CHP GRUBU ADINA SEYİT TORUN (Ordu) - 2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi'nin 4'üncü maddesi üzerine Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyeti saygıyla selamlıyorum, hâlâ ekranları başında izleyenler varsa da iyi geceler diliyorum.
On yedi yıl önce, AKP iktidara geldiğinde vesayete karşı olduğunu ifade etmişti ve bütün vesayetleri kaldıracağı iddiasını ortaya koymuştu ama on yedi yıl sonra geldiğimiz nokta bir tek adam yönetimi oldu. Bu vesayeti aslında, tüm alanlarda olduğu gibi, en fazla da yerel yönetimlerde, belediyelerde gördük. Öyle ki bütün yetkiler aslında tek merkezde toplanmaya başladı ve her geçen gün de bunun oranı artıyor. Artık belediye başkanları vatandaşlardan aldıkları iradeyle değil, tek iradeye mahkûm edilerek, bazen ağlayarak, bazen korkutularak istifa etmek zorunda kalıyor, bazen de halktan aldığı irade yok sayılarak, kayyum atanarak görevden alınıyor; bunu kabul etmek mümkün değil. Demokrasiyi geliştirmek istiyorsak, demokrasiyi güçlendirmek istiyorsak bunlar doğru uygulamalar değil. Belediyeleri, demokrasinin beşiği ve halkın ihtiyaçlarının karşılandığı önemli kuruluşlar diye ifade ediyoruz. Fakat AK PARTİ döneminde maalesef bu tersine döndü.
Bakın, 2000'li yıllarda 3.228 olan belediye sayısı bugün 1.397'ye düştü yani yarıdan daha fazla azaldı. Niye kapatıldı bu belediyeler? Büyükşehir Yasası'yla belde belediyeleri kapatıldı. Belde belediyelerinin kapatılma gerekçesi de yeterli hizmeti verememesi, borçlanması, kaynaklarını doğru kullanamaması. Yani borçlandı diye bir belediyeyi kapatacaksanız herhâlde kendi belediyelerinizin çoğunu kapatmanız lazım. Bu anlayış doğru bir anlayış değil. Ve kapattığınız bu beldeler de maalesef şu anda mahalle oldu ve inanılmaz bir göç yaşandı.
Kendi ilimde yaklaşık 53 belde belediyesi vardı, bunlar kapatıldı, mahalle oldu; geçmişte 5.000 nüfuslu olan beldeler, şu anda 1.500 nüfusa kadar düştü. Orada belediye başkanları hiç değilse vatandaşın iyi gününde, kötü gününde yanında olabiliyordu, arabası kimi zaman gelin arabası olarak kimi zaman hasta taşımak için bile kullanılabiliyordu. Ama şimdi tamamen yalnızlaştı ve maalesef köyden kente göç de hızlandı, kırsaldan kente göç de hızlandı. Değerli arkadaşlar, tabii ki, onlar aynı zamanda kırsaldaki üretimden de koparıldılar. Onlar kırsalda üretirken bugün büyük kentlerde tüketici konumuna geldiler ve şu anda, o şehrin varoşlarında yaşam mücadelesi veriyorlar.
Bakın, "demokrasi" dedik, demokrasisi gelişmiş ülkelerde bugün bakıldığında, 800 nüfuslu dahi belediyeler var ve buralarda mali ve idari yapılanmalar düzgün bir şekilde ortaya koyulduğunda hizmet de en iyi şekilde, en verimli şekilde ortaya koyuluyor. Bugün, yüz ölçümü yaklaşık bizimle aynı olan Almanya'da 16 bin belediye var ve bu belediyelerin yarıdan fazlası da bin nüfusun altında. Bakıldığında Fransa'da 36.571 belediye var ve 28 bin belediyeden fazlası bin kişinin altında. Bunların hizmet alamadığını, o belediyelerde vatandaşa hizmet gidemediğini ifade edebilir miyiz? Her birimiz gittiğimizde, orada yapılan hizmetlerin de tanığı oluyoruz.
Tabii, köyden, kırsaldan kente gelen insanlar şehirde de var olma mücadelesi verirken, bir çok değerini de kaybetmeyle karşı karşıya kalıyor ve maalesef üretimden kopan o insanlar şehirlerde o tanzim satış çadırlarında üşüye üşüye domates ve salatalık kuyruğuna girmek durumunda kalıyor. Ve şehirlerde gerçekten, her tükettiklerini daha büyük maliyetlerle, çok daha büyük bedellerle tüketmek zorunda kalıyor.
Değerli arkadaşlar, belediyelerin yetkisini merkezde toplayarak gerçekten ciddi bir yetki gaspı yaşanmıştır ve merkezden alınan kararlar maalesef vatandaşın iradesinin üzerine ciddi bir tahakküm uygulamıştır. Kimi zaman belli bakanlıklara verilmiştir bu yetkiler kimi zaman belli kurumlara ve sonuçta vatandaşın iradesi hep yok sayılmıştır.
Bir de maalesef, özellikle AK PARTİ'den aldığımız belediyelerde büyük bir borç yüküyle karşı karşıya kalınmış, geçmişte ödenmeyen o borçlar, geçmişte hiçbir icra takibine girmeyen o borçlar, şimdi CHP'li olunca, hepsine yağmur gibi, vergi ve sigorta borcundan dolayı icralar başlatılmıştır. Öyle ki makam koltuğundan araca kadar icra gelmiştir. Yani bu borçlar geçmişten gelen borçlarsa, bu uygulama niye geçmişte yapılmadı, niye o belediyelere hiçbir işlem uygulanmadı? Zaten SGK ve vergi borcu bugün yüzde 24'lere varan bir faizle cezalandırılıyor. Yani tefecide bile bu kadar faiz yok, tefeciden alsanız bile bu kadar faiz ödemezsiniz. Maalesef, bu borçlarla ilgili sadece bizim belediyelerimiz değil tüm belediyeler ciddi anlamda sorun yaşamakta.
Bir de belediyelerimize, maalesef, bütün kamu bankaları kapılarını kapattı, kredi imkânlarını tamamen ortadan kaldırdı, sonra belediye başkanlarımız yurt dışından kredi bulunca da sanki hainlik yapıyormuş gibi, bilinçsiz borçlanıyormuş gibi algı yaratılmaya çalışılıyor. Geçmişte yapılan hatalı işlerden dolayı, belediye başkanlarımız tasarrufları ile öz kaynaklarını doğru kullanarak hizmet vermeye çalışıyor. Bizim belediyelerimiz plastik heykellere, dinozorlara, açılmamış su kuyularına harcadığınız milyonlarca borcu ödemeye çalışıyor. Halkın vergileriyle yaptırılan bu imalatlar, maalesef şu anda atıl ve kullanılamaz durumda.
Bir de yerel yönetimler yasasıyla ilgili sürekli gündem oluşturuluyor. Bununla ilgili, yılbaşından sonra ele alınacağı yönünde duyumlarımız da var. AK PARTİ'nin ve MHP'nin Genel Başkan Yardımcılarıyla bu konuyu görüştük, bazı arkadaşlarımıza da ulaşmaya çalıştık; Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımızı da aradım. Bu çalışmalarla ilgili ne yapılıyor? Karşılıklı diyalogla bunu çözmemiz gerektiğini, sonuçta hangi siyasi partiye mensup olursa olsun bütün belediyelerimizin vatandaşlarımıza hizmet götürmeye çalıştığını ifade ettik. Sarayda 30 büyükşehir belediye başkanı toplandı. Orada birçok ifade kullanıldı, birçok sözler verildi. Şu ana kadar yapılan, sadece bir WhatsApp grubu kurmak, bir de bazı belediye başkanlarından, bizim 3 belediye başkanımızdan bu konu hakkında görüşlerin alınması oldu.
Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımızı aradığımda en kısa sürede toplanılacağını ifade etmişti ama bu kısa süre nedir, biz de bilmiyoruz. Ne zaman davet edilecek ve belediye başkanlarımızın da görüşleri alınacak?
Artık Büyükşehir Yasası'nın ciddi sorunları vardır. Büyükşehre bağlı ilçe belediyelerimizin büyük sorunları vardır. Hem idari hem mali çözülmesi gereken problemler vardır. Yaklaşık altı yıldır uygulamada ama görülüyor ki bu yapıyla belediyeler borçtan kurtulamayacak, belediyelerin hizmet vermesinde ciddi sorunlar...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
SEYİT TORUN (Devamla) - Sayın Başkanım, bir dakika alabilir miyim.
BAŞKAN - Buyurun, toparlayın Sayın Torun.
SEYİT TORUN (Devamla) - Yani kısacası, yeni yerel yönetimler yasası ortak akılla yapılmak zorundadır. Bakıldığında, büyükşehir yapılan yerlerde sorunlar gittikçe büyümektedir. Şehirler büyük oldu ama sorunları da büyümeye başladı. Kendi ilimde de yaşıyorum. Bakın, birçok konu hâlâ çözüm bekliyor. Vatandaş sürekli bizi arıyor, yollarla ilgili ve belediyenin yapması gereken birçok hizmetle ilgili, aksadığını, ulaşılamadığını, çözüm üretmede çok ciddi zorluklar çekildiğini ifade ediyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
SEYİT TORUN (Devamla) - Bitiriyorum Sayın Başkanım.
BAŞKAN - Buyurun Sayın Başkan.
SEYİT TORUN (Devamla) - Teşekkür ederim.
Bu yüzden, Büyükşehir Yasası'nın hazırlanmasında mutlaka ortak akılla hareket etmek zorundayız. Yerel yönetimler, vatandaşa direkt hizmet veren birimlerdir. Bunu siyaset üstü düşünerek çözüm üretmeye çalışmak zorundayız. Sorun yerel yönetimlerin sorunu değil, bu milletin sorunudur.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)