| Konu: | Kocaeli Milletvekili Mehmet Akif Yılmaz ile İstanbul Milletvekili Ahmet Hamdi Çamlı'nın 129 sıra sayılı 2020 Yılı Bütçe Kanun Teklifi ile 130 sıra sayılı 2018 Yılı Kesin Hesap Kanunu Teklifi'nin sekizinci tur görüşmelerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşmalarındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 3 |
| Birleşim: | 36 |
| Tarih: | 17.12.2019 |
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkanım, Adalet ve Kalkınma Partisindeki arkadaşları dikkatle dinledik; 2 milletvekilimizin bazı sözlerine itirazlarımız var.
Birincisi, özellikle Mehmet Akif Yılmaz arkadaşımız şöyle bir şey söylüyor: "Bunlar, bunlar, bunlar Batı'nın söylemidir. 'Diktatörlük' yaftası, bağımsız hareket eden, millî menfaatlere uygun adımları cesaretle atarak politika üreten tüm millî liderlerin makûs talihidir. Bugün Latin Amerika ülkelerinde yaşanan süreçler bunun en bariz örnekleridir."
Bir kez, eğer kastettiği, ilgiyle takip ettikleri için Venezuela Lideri Nicolas Maduro ise onun döneminde 2,4 milyon kişi ülkeyi terk etmek zorunda kaldı. Ülke hiperenflasyonla boğuşuyor, enflasyon yüzde 83 bini gördü. 2019 yılında ülkenin tamamında 5 kez uzun elektrik kesintileri yapmak zorunda kaldılar. Yok, kastettiği diğer ülkeler ve liderleri ise İnsani Gelişmişlik Endeksi'nde örneğin Kolombiya 79'uncu, Peru 82'nci, Venezuela 96'ncı, Paraguay 98'inci, Surinam 99'uncu, Bolivya 114'üncü, Guyana 123'üncü sırada ve bu ülkelerde hep "tek adam" eleştirileri var.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ABDULLAH GÜLER (İstanbul) - Brezilya ya, siz de biliyorsunuz, Brezilya.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Hepsini sayıyorum işte.
ABDULLAH GÜLER (İstanbul) - İşçi Partisi liderleri... Siz de çok iyi biliyorsunuz.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Cevabım sana değil, ciddi bir konu tartışılıyor, sulandırmaya gelmez.
ABDULLAH GÜLER (İstanbul) - Gayriciddi mi bu? Bir tespit yapıyorum burada.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkanım...
BAŞKAN - Buyurun Sayın Özel.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Değerli Başkanım, yani tek adam eleştirisi Güney Amerika'da ise Güney Amerika'daki o tek adamların ülkelerini nereye getirdiklerine bir bakmak lazım. Kaş yaparken göz çıkarmayın diye söylüyorum. Yarın yalan yanlış, yurt dışında bir yerde bir söz alırsınız, "Türkiye Cumhuriyeti milletvekili" sıfatıyla bu sözleri söylersiniz; o zaman ciddi bir sıkıntı yaşarız, onun için uyarıyorum.
Gelelim Sayın Ahmet Hamdi Çamlı'nın ifadelerine. Benim biraz önceki uyarım şu: Bu sözleri herhâlde tutanakta tutulsun istemez. Ben Sayın Özlem Zengin'in de müdahale etmeye çalıştığını gördüm. "Cumhuriyet tarihinde halkın sevgisini kazanarak ve demokratik seçimlerle görev yapan tek adam Recep Tayyip Erdoğan." derseniz; Atatürk'ten Demirel'e veya İnönü'den Menderes'e, Ecevit'ten Özal'a kadar, Milliyetçi Hareket Partisinin kurucu Genel Başkanı Alparslan Türkeş'e kadar buralarda görev yapmış pek çok tarihî, siyasi şahsiyeti yokluklarında rencide eder, onları siyaseten seven insanları da üzersiniz; bunu söylüyorum, doğru bir ifade değil.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Ama devamında, tartışmalı olacak değil ama benim özellikle çok sevdiğim bir hususu dile getirdi; bu, arşivler ve 1931'de Bulgaristan'a satılma meselesi. Ben, o meseleyi dikkatle takip etmiş biri olarak, o konuyla ilgili, hafızamdan ve hızla ulaşabildiğim bir iki kaynakla ilgili şunu paylaşayım; çok önemli husustur, içinden bu Meclisin alacağı çok ders var: Bir, 1931'de yaşanan olay felaket. 1917'de Ayasofya'nın üst katındayken, tasniflenirken bu arşivler derler ki: "Alman Kralı Wilhelm gelecek." Yanlış söylemeyeyim, burada bir hata olabilir, ismini birazdan söyleyeceğim, II. Wilhelm diye biliyorum. Hızla, kürekle bir boşluğa atarlar, yağmur alır, çürür mürür. Osmanlı'da da bu büyük sıkıntı olur, sonra taşınır biraz önce Sayın Vekilin ifade ettiği yere.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - 1931'de bir maliye müfettişi çağrılır. Bu maliye müfettişine derler ki: "'Bu, süresi, saklanma zorunluluğu geçmiş evrak' falan diyorlar, bir bak." Bir rapor, yanlış bilirkişi raporu gibi bir yaklaşım, yalan yanlış bir tutanak ve bir duyulur ki... Aynen anlattığı gibi, bir kısmı da taşınırken dökülür, çocuklardan sahaflara gider ve bu mesele ülkenin gündemine bomba gibi düşer. Ama nasıl düşer? Ben konuyu neden bu kadar detaylı biliyorum? Saruhan Mebusu yani Manisa Mebusu Refik Şevket -sonradan İnce soyadını alacaktır- kendi partisine -hani, bu dönem hiç yazılı soru önergesi vermemişsiniz ya AKP'den- CHP'nin Maliye Bakanına yazılı soru önergesi verir. Der ki...
ÖZLEM ZENGİN (Tokat) - Sene kaç?
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - 1931.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat) - Başka bir parti yok zaten.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Tamam, tamam. Yazılı soru önergesi verir kendi partisine. Hani "Ya, partimiz yönetiyor, tek partiyiz, tek adamız." demez, yazılı soru önergesi verir.
Bakın, devam edeyim.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Bundan başka konum yok Sayın Başkan.
BAŞKAN - Buyurun, buyurun.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Ve 4 Mayıs 1931, bu sefer, bir kahraman gazeteci, İbrahim Hakkı Bey bu soru önergesini Posta gazetesinde "Okkayla satılan kıymetli evrak" diye haberleştirir. Bunun üzerine, bu meseleyi duyan Muallim Cevdet, konunun hükûmetin bilgisi dâhilinde yapıldığı suizannıyla veya zannıyla diyeyim, ağır bir telgraf çeker; daha doğrusu, bir telgraf çeker, ulaşmadığı düşüncesiyle, İnönü'ye, telgraf metnini mektup olarak elden yollar. 10-18 Mayıs 1931 CHP'nin 3'üncü Kurultayı'dır. Kurultay'da İnönü'ye ulaştırılır mektup. İnönü, Kurultay sırasında, 3'üncü ve sekiz günlük Büyük Kurultay sırasında durumdan haberdar olur ve duruma derhâl müdahale eder.
İşin altından sonra, Sayın Başkan, ne çıkar biliyor musunuz? Eski Osmanlı Mebusu Panço Dorev, sonradan Bulgaristan'da...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
AHMET HAMDİ ÇAMLI (İstanbul) - Ne oldu yani şimdi? Dediğimiz doğru değil mi?
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Dur, dur, anlatıyorum; anlatıyorum, dinle! Dinle bakalım bir!
ÖZLEM ZENGİN (Tokat) - Bitirelim artık Sayın Başkan, tamam, toparlayın artık.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Kıymetli bir yere geldik.
Panço Dorev, 1930'da İstanbul'da bu arşivin peşine düşer ve bir kumpas planladıkları, birçok iş yaptıkları ve bu arşivleri elde etmek için böyle bir yola gittikleri olur.
Soruşturma sonucunda -8 hızlı tedbir- evrakın mikrofilmleri, iki yıl içinde tamamı Türkiye'ye alınmaya çalışılır. Önemli bir miktarının orada kaldığı şüphesiyle, İnönü'nün yoğun diplomasisiyle ve birazcık sert diplomasisiyle Bulgaristan'la aramızda heyet oluşturulur. İki yıl sonra, 21.134 klasör hâlinde evrakın, Bulgaristan tarafından Türkiye'ye iade edilen kısmının geldiği söylenir. Bulgar hükûmeti, söz konusu malzemenin kıymetli kâğıtlar olduğunu Türkiye'nin Viyana'da ispatından sonra, bu kâğıtları -zaten tedbir koydurmuştur- firmadan satın alarak kendi kütüphanesine alır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Bitiriyorum.
AHMET HAMDİ ÇAMLI (İstanbul) - Ne gerek vardı bu kadar uzatmaya mevzuyu?
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Bir dakika, bir dakika...
BAŞKAN - Ahmet Bey, bir dakika...
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Öyle böyle bir şeyden bahsetmiyoruz.
Kütüphanesine alır, mikrofilmleri yollar. İnönü Hükûmeti bundan tatmin olmaz ve önemli miktarı geriye alınır ama her zaman bir şüphe vardır.
Ha, son; bence ibret alınacak bir şey daha: Soru önergesi, özgür bir köşe yazısı, 1931 Türkiyesi... Muallim Cevdet anılarında diyor ki: "Ben bu tenkit dolu, sinirle yazılmış mektup neticesinde hükûmetten esaslı bir tokat beklerken lâkin -"lâkin..." deyip hatıratında anlatıyor- on yedi ay sonra Bakanlar Kurulu 'Tarihî Evrak Tedarik Heyeti' diye bir heyet kurdu ve beni bu heyetin başına başkan olarak atadılar. Ben İsmet Paşa'yı o gün tanıdım."
Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)