GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine, muhalefet partilerine muhalefet etme geleneklerinin olmadığına, MHP Genel Başkanının 2015 yılındaki ifadelerine ve bir darbenin mağduru ya da muhatabı olunmasının bir başka darbenin faili olunması gerçeğini ortadan kaldırmayacağına ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:3
Birleşim:36
Tarih:17.12.2019

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan, teşekkür ederim.

Muhalefet partilerine muhalefet etme gibi bir geleneğimiz hiç olmadı, geçen dönemde de yapmadık ama tabii, Milliyetçi Hareket Partisi artık kendisini şeklen bir muhalefet partisi olarak tanımlasa da iktidara yönelik eleştirileri savuşturma konusunda da kendisine bir görev addetmiş durumda, Sayın Grup Başkan Vekili de biraz önce onu yaptı. Geçtiğimiz günlerde de şöyle bir ifade kullanmıştı: "Ya, bu 'saray, saray' deniliyor, orası da milletin evidir." Oysa ki kendi Sayın Genel Başkanları 2015 yılında "Erdoğan'ın bu saray merakı nereden gelmektedir? Kendisi Çankaya Köşkü'nde neden bulunmamaktadır? Çankaya Köşkü'ne olan alerjisi, duvarlarında Atatürk'ün sesinin çınlıyor olmasından mı kaynaklanmaktadır?" ifadelerinin sahibidir.

Bunun yanında, bugün, 20 Temmuz darbe girişimiyle "20 Temmuz sivil darbesi, OHAL darbesi" dediğimiz mesele ile 15 Temmuzun peşi sıra ilişkilendirilmesinde hiç şaşılacak bir durum yok. Bir darbenin mağduru olmanız ya da bir darbenin muhatabı olmanız bir başka darbenin faili olduğunuz gerçeğini ortadan kaldırmaz. (CHP sıralarından alkışlar)

Darbeciler eğer emellerine ulaşsalardı o gün Mecliste olan hepimiz o darbenin mağduru olacaktık. Onlar daha sonra -nasıl getirecekleri bilinmez- bir meczubu Türkiye'nin başına getirip onun söylediği sözlere yargı yolu da kapalı olmak üzere her türlü haksızlığı, hukuksuzluğu hepimize yapacaklardı, hepimizin ailesine de yapacaklardı. Bizim o gün Meclisteki tavrımız şuydu: Önce darbeye hep beraber karşı çıktık, sonra dedik ki OHAL ilan talebine karşı: "Bırakın birileri de demokrasiyi savunsun." Çünkü, OHAL ilanının ancak ve ancak bir tek masum gerekçesi olabilir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Bu Parlamentodaki bazı milletvekilleri darbeye destek vermiş olsalar veya bazı partiler genel olarak darbecilerden yana tavır koymuş olsalar, darbecilerle enfekte olmuş bir Parlamentonun darbeyle mücadele etmesi mümkün olmayacağı için bir süreliğine, hızla Parlamento seçimleri yenilenene kadar belki kanun hükmünde kararname düşünülürdü ama bu Parlamentoda bir kişi çıkıp da darbeden yana tavır sergilemedi; aksine, ertesi gün hem imzalanan ve okunan ortak metinde hem liderlerin konuşmalarında 4 parti de Parlamentoda darbeyle mücadele için katıksız ve darbecilerin tasfiyesi, cezalandırılması için amasız, fakatsız, virgülsüz, noktasız destek taahhüt ettiler. Buna rağmen ilan edilen OHAL, Meclise karşı siyasi nankörlükten başka bir şey değildi. O yüzden, bunun bir "sivil darbe" olarak nitelendirilmesi ve FETÖ'yle mücadele yetkisi için alınan sopanın bütün muhaliflerin sırtından, başından eksik edilmemesi, SOMA'da hakları için yürüyen madenciye bile OHAL yetkileriyle yapılan müdahaleler, ülkeyi yönetemez hâle gelmiş bir iktidarın bunu araçsallaştırdığı ve fırsata çevirdiği gerçeğini gözümüzün önüne serdi.

O güne kadar, örneğin, 17-25 Aralığa kadar, kendi hesaplarından "Odalarında Genel Başkanlarının saati 17.00'yi yirmi beş geçiyor, hâlâ saat duruyor." derken, 17-25 Aralığı İzmir, İstanbul, Ankara İl Başkanlıklarında "Yolsuzlukla Mücadele Haftası" etkinlikleri diye kutlayan Milliyetçi Hareket Partisinin OHAL, OHAL'le birlikte rejime kasteden Anayasa değişikliği, daha sonra OHAL şartlarında yapılan bir seçimle bu ülkenin sırtında OHAL sopasıyla rejim değişikliği ve seçime zorlandığı süreçte takındığı tutum, izlediği yol, söylemleri ve artık ayrı "prompter"ların, aynı kabloyla sarayın iletişimine bağlı olduğu ve aynı cümleler, aynı sözlerle hakaret ettikleri noktada...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - ...orada Özgür Özel kürsüye çıkarken ya da Bülent Tezcan A Haber kameralarının önünde açıkça kürsüden "Vakit tankların üstüne çıkma vaktidir, milletimizi direnmeye davet ediyorum." derken, Özgür Özel'in ifadeleri "Darbeye karşıyız, yapılacak ilk seçimlere kadar ana muhalefet partisiyiz, başka bir hevesimiz yoktur. Seçilmiş Hükûmetin ve demokrasinin arkasındayız." demişken ve bunların tamamını uçakta Bakanın yanındaki Genel Başkanıyla telefon irtibatından sonra, burada bulunmuş, parti adına, Genel Başkan adına söylemişken, orada hepimizin liderini İçişleri Bakanlığı personeli savunuyorken ve dönemin Başbakanını Ilgaz Tüneli'ne saklamaya -evlerine tankların geldiği vehmiyle- giderken çakarları...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BÜLENT TURAN (Çanakkale) - İftira!

BAŞKAN - Buyurun.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Dönemin Cumhurbaşkanı uçaktan havaalanına inerken İstanbul İl Vali Yardımcısına, İl Emniyet Müdürüne bizzat telefonda "Darbecilerden orası arındı mı?" dedikten sonra inmişken, Sayın Genel Başkanın kendisini koruyan ekip tarafından güvenli bir yere getirilmesi ve Ankara'ya dönüş, Meclise giriş için gayretlerini bütün gece ifade etmişken, bu bühtanı, bu saldırıyı, kendisinin Sayın Genel Başkanla bire bir ilişkileri sırasında en olumlu cümleleri kullananların, en iltifatkâr ifadeleri kullananların tutanak altında yaptıkları bu iftirayı telin ediyoruz, kendilerine iade ediyoruz. (CHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)