| Konu: | 2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ile 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 7'nci Tur görüşmeleri münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 3 |
| Birleşim: | 35 |
| Tarih: | 16.12.2019 |
CHP GRUBU ADINA OKAN GAYTANCIOĞLU (Edirne) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu hafta Yerli Malı Haftası, unuttuğunuz bir hafta. Yerli Malı Haftası'na başlarken siz çok kötü başladınız. Dün, 1 milyon ton sıfır gümrükle buğday ithalatını 1,5 milyon tona çıkardınız, Yerli Malı Haftası'nda bunu yaptınız.
Size bir şeyleri hatırlatmak istiyorum: Bakın, tarım politikası dediğiniz nedir biliyor musunuz? Tarım politikasının tam dört ayağı vardır: Birinci ayağı, çiftçilerin ekonomik yaşantılarını iyileştirmektir. Çiftçimizin ekonomik yaşantısı mı var? Borç içerisinde yüzüyorlar. Tarlaları, traktörleri, ahırları, inekleri hepsi ipotekli. Demek ki siz çiftçinin ekonomik yaşantısını iyileştirememişsiniz.
Peki, ikinci ayağı nedir? Refah düzeyini yükseltmek. Çiftçilerimiz refah içinde mi yaşıyorlar? Hayır. On yedi yıldır uyguladığınız politikalar neticesinde köyden kente göç ettiler, büyükşehirlerin varoşlarında yaşıyorlar, refahları ciddi anlamda düştü. Bir de kökeniniz Refah Partisi, oradan geliyorsunuz ama refah düzeylerini yükseltemediniz.
BÜLENT TURAN (Çanakkale) - Nasıl bağladın buraya? Siz de Halk Partisisiniz ama halk malk yok yanınızda yani.
OKAN GAYTANCIOĞLU (Devamla) - Üçüncü ayağı nedir? Üçüncü ayağı, tarımsal üretimi kamu yararına düzenlemek. Kamu hepimiziz. Yani üreten bir ülke Türkiye, bir tarım ülkesi. Bu coğrafyada her şey yetişiyor ama siz üretimi maalesef kamu yararına düzenleyemiyorsunuz. Her şeyi ithal etmeye başladık. Ya, Türkiye ne ithal eder biliyor musunuz? Ben size söyleyeyim: Kahve ithal eder, onun dışında bir şey ithal etmez. Her şey bizde yetişiyor, hepsi de verimli yetişiyor. Yani bu yetişen ürünlere destek verirsiniz... Ama destekleri vermiyorsunuz. Kime destek verdiğinizi biliyoruz.
Bakan biraz sonra çıkacak diyecek ki: Biz bütçeyi artırdık. Evet, artırdınız, enflasyon oranında artırdınız. Biraz daha destek yaptınız ama yetmez, yasayla verilmesi gereken desteği yıllardır vermediniz. Çiftçinin borcu gün geçtikçe arttı. Demek ki tarımsal üretimi de kamunun yararına düzenleyememişsiniz; üreten bir ülke gitmiş tüketen bir ülke gelmiş, ithalatçı bir ülke gelmiş.
Dördüncü ayağı, tüketicileri aşırı fiyat artışlarından kurtarmaktır. Yani gıda ucuz olmalı, bol olmalı ve güvenilir olmalı. Şimdi, "Gıdaya güveniyor musunuz?" diye sokaktan geçen kime sorarsanız sorun; soru işareti. "Bol mu?" "Alamıyorum." "Güvenilir mi?" "Fiyatlar nedir?" "Çok yüksek." Yani "gıda enflasyonu" diyorsunuz, gıda enflasyonunu kendiniz yaratıyorsunuz. Neden? Dünyanın hiçbir ülkesinde tarımsal üretimde elektrik bu kadar pahalı olmaz, dünyanın hiçbir ülkesinde tarımda kullanılan girdiler; gübre, ilaç, mazot, tohum, yem pahalı olmaz. Siz bunların fiyatlarını artırıyorsunuz, artırmanız gereken ürün fiyatlarını nedense artırmıyorsunuz. Yani güzel bir kamu politikasıyla alımlar yapabilseniz, alımları düzenleyebilseniz, desteklemeleri zamanında ödeseniz diyoruz. Ya, dilimizde tüy bitti, artık utanıyoruz; buzağı desteklerini hâlâ ödemediniz ya. 2018'in buzağı desteklerini niye ödemiyorsunuz, para mı yok? Bu kadar da olmaz yani! Ondan sonra et ithalatı yapıyorsunuz, diyorsunuz ki: "2020 de vallahi billahi yapmayacağız." Yapmayacaksınız tabii; doldurdunuz her tarafı, depolar dolu, stoklar dolu. İnsanlar artık yemekten vazgeçti, tüketmekten vazgeçti. Demek ki siz, tüketicileri aşırı fiyat artışlarından da koruyacak politikaları geliştirememişsiniz. Yani niye geliştirememişsiniz? Çünkü bu yönde bir politikanız yok, sizin politikanız günübirlik. "Eyvah -ne sıkıntısı var- buğday sıkıntısı var, hemen ithalat yapalım." "Bu ülkede buğday ekim alanları neden azaldı, neden ben sulama altyapısını güçlendiremiyorum?" diye politikalar yapıyor musunuz? "Gelin, hep beraber bunları çözelim." diyor musunuz? Hayır, çözmüyorsunuz.
Peki, çiftçi ne yapıyor? Çiftçi ne yapsın; çiftçinin başka bir işi yok, gidebileceği başka bir yer yok çünkü babası bu ülkede yaşıyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın Sayın Gaytancıoğlu.
OKAN GAYTANCIOĞLU (Devamla) - Niye? Bu ülkeyi kuranlar zaten çiftçiler; Kurtuluş Savaşı'nda onlar vardı, Çanakkale'de onlar vardı. E, Atatürk de onlara "efendi" dedi. Şimdi efendiyi, efendi gibi yaşatmak var... Efendiyi sefil hâle getirdiniz, efendi borçlandı. Üretmek istiyor, başka yaptığı bir iş yok, tarlası müsait, bahçesi müsait, babadan kalma yöntemlerle üretmeye çalışıyor. Sizin ona teknoloji götürmeniz lazım.
Bir sürü ziraat fakültesi, veteriner fakültesi açmışsınız ama çoğu işsiz.
Atama yapmanız lazım, hâlâ bir haber yok. Soruyoruz, bir cevap bile vermiyorsunuz. Ya, genç bunlar; bunları gönderin, tarlaya gitsinler, ahıra girsinler, birlikte üretim yapsınlar. Destekleme verin. "Genç Çiftçi Projesi" diyorsunuz, hayvanları dağıtıyorsunuz; çoğu hastalıklı. Yani siz tarımı yönetemiyorsunuz, teknik anlamda da yönetemiyorsunuz, siyasi anlamda da yönetemiyorsunuz. İflas etti tarım politikanız, gerçekten iflas etti. Ama bu böyle gitmez, gitmiyor.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)