GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: 2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ile 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 6'ncı Tur görüşmeleri münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:34
Tarih:15.12.2019

CHP GRUBU ADINA MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; sözlerimin başında, tüm eğitim camiasını, öğretmenleri ve eğitim emekçilerini selamlıyorum; eğitimin önemli bir yükünü taşıyan ancak hakları verilmeyen sözleşmeli öğretmenleri ve ücretli öğretmenleri selamlıyorum; engelli kadroları müsait olduğu hâlde atanmayan engelli öğretmenleri selamlıyorum.

Talim Terbiye Kurulu AKP'de 8 başkan gördü, bunlardan biri de şu andaki Sayın Bakan Ziya Selçuk idi. Bu Kurul, sürekli siyasetin etkisinde ve yetkisinde tutuldu. Bu da yetmedi, 2016'da bir mevzuat değişikliğine gidildi, Kurulda görev alanların eğitim, liyakat ve tecrübe gereksinimleri kaldırıldı. Bu Kurul, çağdaş, bilimsel eğitim koşullarını yaratmak yerine millî eğitimi siyasetin emirlerine göre dizayn etmektedir. Bunu mevzuatı da yalanlamıyor çünkü görev tanımında "Bakan tarafından verilen görevleri yapar." diye yazıyor. Sayın Ziya Selçuk Mayıs 2016'da bu Kuruldan istifa ettiğinde açıklamasında "Verimli bir çalışma ortamı ve katkı sağlama imkânı bulamadığım için istifa ediyorum." demişti. Biz, Talim ve Terbiye Kurulu özerk olmalı, siyasetin etkisinden uzak olmalı diyoruz; biz, Talim ve Terbiye Kurulu millî eğitimin kalbidir diyoruz ama bu hâliyle Talim ve Terbiye Kurulu talim veren değil, talimat alan durumundadır. Bu bağlamda, millî eğitimde kalp olmaktan çok apandisit veya safra kesesi muamelesi görmektedir.

Ders kitaplarının içeriğine gelince: Lise din dersi kitaplarından, imam-hatip lisesinin ders kitaplarından Atatürk ve Atatürkçülük çıkarılmıştır, inkılap tarihi kitabında Teali İslam Cemiyeti zararlı cemiyetlerden çıkarılmıştır. "Köy enstitüleri köylüler istemediği için kaldırıldı." diyerek, Şeyh Sait İsyanı'nı "Doğudaki bir isyan.", Musul sorununu "Güneydeki bir sorun." diye tanımlayarak ne yapmaya çalışıyorsunuz? Kitaplardaki hatalardan hiç bahsetmeyeceğim, çoğu komik zaten. Siz de internet sayfanıza hata bildirim formu koymuşsunuz, demek ki bunları ancak böyle karşılayabiliyorsunuz.

Her yıl 150 milyon kitap basılıyor, ücretsiz dağıtılıyor; çoğunun kapağı bile açılmadan çöpe atılıyor. Bu şekilde baştan beri 6 milyon ağacı ve 4 milyar TL'yi çöpe attınız, neden? Çünkü bu dağıttığınız kitapların içeriği yetersiz, öğrenci ve öğretmenler ek kitap almak zorunda kalıyor ve öğrenci başına aileler 1.500-3.000 TL masraf yapmak zorunda kalıyor; parası olmayan ikinci el alıyor ya da hiç alamayanlar var. İmkânı olanlar ek kitap alırken çocuklarının aynı isteğini karşılayamayan anne babayla hiç empati yaptınız mı? O anne babanın çocuğunun yanında nasıl ezildiğini hiç düşündünüz mü? Bir başka okulda, kıyafeti uygun görülmediği için evine gönderilen çocuğa pantolon alamadığı için intihar eden "İsmail Devrim"ler, bu ülkede yaşıyor. Bu yüzden, bu ülkenin her çocuğunun iyi bir eğitim almaya hakkı var; bunu da eşit yurttaşlık, eğitim hakkı çerçevesinde sağlamak zorundasınız.

Sayın Bakan, size daha önce de söylemiştim, ne yaparsanız yapın, bu Millî Eğitim müdürlerini, okul müdürlerini atayan zihniyet değişmeden başarılı olmanız mümkün değil. Gün geçmiyor ki bir Millî Eğitim müdürü ya da okul müdürü çıkıp akla ziyan bir laf ya da iş üretmesin. Bunları özellikle mi arayıp atıyorsunuz?

Ordu'da bir çocuk katili hapisten kaçtı, kırk sekiz saat içinde, hiç alakası olmayan bir kızımızı kalbinden bıçaklayarak canına kıydı ve Emniyette verdiği ifadesinde, nasıl bir mağdur aradığını, bir annenin yanında 6 yaşında bir çocuk gördüğünü, annesinin yanından biraz ayrılmasıyla o çocuğu da bıçaklamak istediğini söyleyecek bir cani var, böyle bir olay var ve sizin Düzce Millî Eğitim Müdürünüz bunu nasıl yorumluyor bir bakın: "Ama olayın da çok değişik boyutları var. Dolayısıyla, biz çocuklarımızı iyi yetiştirmeliyiz." Bırakın Millî Eğitim müdürü, öğretmen bile olamayacak bu müdür müsveddesi ta Düzce'den Ordu'ya bilip bilmeden ahkâm kesiyor. Çocuklarımızı emanet ettiğiniz kafa bu mu? Bu adamın görevinde kaldığı her saniye, Ceren'in sevenleri, kadınlar, hatta tüm toplum için eziyettir, hakarettir, tekrar tekrar cinayettir. (CHP sıralarından alkışlar)

Taşra teşkilatları bir bakanlığın sahaya temas eden uzuvlarıdır. Arabanız ne kadar iyi olursa olsun, hatta yeni bir araba alın, tekerleriniz sakat ise hükmü yok. Siz istediğiniz kadar gaza basın, bu sistem patinaj yapmaya mahkûm. Siz ileri vites atın; bu müdürler, bu valiler, bu vakıflar, dernekler, millî eğitimi teslim ettiğiniz bu ucubeler geri vitese atıyorlar. Bu hâliyle devlet okulları çöküyor, imkânı olanlar özel okullara kaçıyor.

Bu kadar senenin sonunda çocuklarımıza nasıl bir gelecek bıraktığınızdan haberiniz var mı? İşsiz aşsız evler, güvensiz sokaklar, talan edilmiş doğa, kirletilmiş hava. Okullarda çocuklar ölüyor. Okullarda mescit zorunluluğu var ama sağlık birimi, revir, hemşire zorunluluğu yok. Çocuklar Hiroşima'dan beri ölüyor, ölmeye devam mı etsinler?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Adıgüzel, buyurun.

MUSTAFA ADIGÜZEL (Devamla) - "Hiroşima'da öleli oluyor bir yetmiş yıl kadar,/ Yedi yaşında bir kızım, büyümez ölü çocuklar."

Hep, millî eğitim denince çocuklarımızın eğitimini konuşuyoruz. Bütün bunları bu hâle getiren onlar değil ki, sizlersiniz. Aslında sizleri de millî eğitime dâhil etmek lazım çünkü ülkeyi bu hâle siz getirdiniz.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)