| Konu: | Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın, Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum'un ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun 129 sıra sayılı 2020 Yılı Bütçe Kanun Teklifi ile 130 sıra sayılı 2018 Yılı Kesin Hesap Kanunu Teklifi'nin beşinci tur görüşmelerinde yürütme adına yaptığı konuşmalarındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 3 |
| Birleşim: | 33 |
| Tarih: | 14.12.2019 |
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan, teşekkür ederim.
Öncelikle, aslında aralarda olacaktı ama şimdi toplu hâlde ve kısa kısa, çok zaman almadan söyleyeyim. Birincisi: Sayın Sağlık Bakanı "Hasta garantisi yok." diyor ve büyük bir alkış alıyor ama sayın milletvekilleri, Sağlık Bakanı da biz de biliyoruz ki tetkik garantisi var, MR garantisi var, tomografi garantisi var, tahlil garantisi var, sonra da "Hasta garantisi yok..."
RECEP AKDAĞ (Erzurum) - Bütün hastanelerde var. Özgür Bey, bütün hastanelerde var.
ÖZGÜR ÖZEL (Manasa) - Bu tahlilleri üç harfliler mi yaptıracak, inler cinler mi yaptıracak, bu tahliller kime yapılacak? Tahlil garantisi veriyorsunuz. "Hasta garantisi yok." diye alıp lafı çeviriyorlar. Hizmet garantisi var, bu da hasta gitmeden olmaz, hasta gitmeden MR çekilmez. Ama Sayın Sağlık Bakanına şunu söylemek isterim: Ben bu kadar toleranslı bir yönetim görmedim. İyidir, sabaha kadar konuşsa bu 3 Bakan, ben dinlerim, burada bir sorun yok ama şehir hastaneleriyle ilgili aynı nakaratı tekrar edip...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Devam edin.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) -Size çok can alıcı bir şey sordum. Buraya kadar parti de Sağlık Bakanlığı da pisliğin içinde. Sebep? Sebep: Bütün eczacıların, her partiden, eczacının cebinden para alınıyor, bunu size bütün eczacılar anlatıyor ve bir kişiye imtiyaz verdiniz, hiçbir sözü tutmadı, kan ürünü tekeli oldu; yerli, millî bir iş yapmayacak, bu kadar süre verildi, buna çıkıp da şunu deyin ya... Dün, Cumhurbaşkanı "Eczacıların alanına neden girdik?" diye soruyor size ama o, Cumhurbaşkanı ile imtiyaz sağladığı kişilerin kurduğu ilişki üzerinden yürüyor. Çıkın "Eczacıların kan ürününü pazartesiden itibaren bırakıyoruz. Bu ucuz, dışarıdan kan ürünü alıp satma imtiyazını sözleşme şartları yerine gelene kadar asla yaptırmıyoruz." deyin. Diyemiyorsunuz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Devam edin.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - 2 Bakana birden bir şey söyleyeceğim; hem Sayın Koca'ya hem Sayın Kurum'a: Değerli Bakanlar, aramızda kalsın ama rejim değişti ve sizin arkadaşlar bize numara yapıp sizinle de muvazaa yapıyorlar. Şimdi, Sayın Koca diyor ya "27'nci Dönemde ilk iş sağlık çalışanlarının özlük haklarını iyileştirdiniz." Bunu demeyin, duymasınlar çünkü onlar "O kanun teklifi bakanlıktan gelmedi. Biz oturduk aramızda yaptık. Kuvvetler ayrılığı var, biz yolladık." diyorlar.
SAĞLIK BAKANI FAHRETTİN KOCA - Size teşekkür ettim... Meclise teşekkür ettim...
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Hayır, "Biz düzelttik." diyorsunuz ya...
Sayın Kurum, "Parsel bazında düzenlemeyi kaldıracağız -çok doğru, çok geç ama çok doğru- ada bazında düzenleme gelecek." İşte, gabari hesapları filan H: Sonsuz kalkacak." Güzel, bu müjdeler önemli. Zaten okuyorum ben sizi. Sonra diyorsunuz ya: "Bunları Meclise yolladık, yakında..." Bunları demeyin.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Onlar "Burada katı kuvvetler ayrılığı var. İmzaları biz atıyoruz, vallahi de billahi de bakanlardan gelmiyor. Parlamenter rejimdeki gibi bakanlar kanun tasarısı hazırlayıp da Meclise yollamıyorlar." diye, vallahi kendilerini bile inandırdılar. "Yemin et." deyince ilk başta edemiyorlardı, şimdi yemin etmeye bile başladılar. (CHP sıralarından alkışlar)
Şimdi, son olarak, tabii, son olarak derken Çevre Bakanı için: Bir Çevre Bakanının hedefi, dünyanın gözbebeği, Asya ile Avrupa'yı birleştiren, üç denize bağlantıları sağlayan, en çok balık çeşitliliğinin olduğu o muhteşem, dünyanın incisi İstanbul'un bağrına hançer gibi bir kanal çekmek olamaz. Bu olmaz. (CHP sıralarından alkışlar)
Bu, Cumhurbaşkanının en büyük hayali olabilir; bu, Katar şeyhinin rüyasıdır ama emin olun Sayın Bakan, İstanbul'un kâbusudur. Sakın buna ortak olmayın bir Çevre Bakanı olarak.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Son sözüm, söylenecek çok şey var ama mümkün olduğu kadar kısa tutarak: Bir kez, şu linç girişimiyle ilgili kitapçığı yolladım, Sayın Bakan da bana İçişleri Bakanlığı bütçesinden bir siyasi partiye yapılmış cevap kitapçığını yollamış. Hiçbir şeye bakmayalım, kitapta defalarca "Kemal Kılıçdaroğlu" yazıyor.
O Kemal Kılıçdaroğlu, burada, Türkiye protokolünde 3'üncü sıradadır; değil size, bu Mecliste tesadüfen denk geldiği kimseye bir kez "sayın" kelimesini esirgemez. (CHP sıralarından alkışlar) İçişleri Bakanı olarak...
İÇİŞLERİ BAKANI SÜLEYMAN SOYLU - Başını oku. Başında diyor ki...
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Ben size "siz" derken siz bana niye emir kipiyle konuşuyorsunuz? Bu haddi nereden buluyorsunuz? Ben size "yapın", "edin", "bakın" demezken...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
İÇİŞLERİ BAKANI SÜLEYMAN SOYLU - Değiştiriyorum, başını okuyunuz. Bazen aceleci davranıyorsunuz.
Başında şunu söylüyor: "Bundan sonra Kemal Kılıçdaroğlu'yla ilgili söylenecek her söz 'Sayın Kemal Kılıçdaroğlu' olarak adlandırılacaktır." diye kamu yazışmalarında yapılan en basit işlerden birisi orada gerçekleştirilmiştir. Ne biz bir şahsa "sayın" demekten imtina ederiz ne de böyle bir şey onun dışında... Ta en başında.
MURAT EMİR (Ankara) - Recep Tayyip Erdoğan'a yapın da görelim!
BAŞKAN - Buyurun.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Çok net söyleyeyim...
SALİH CORA (Trabzon) - Şimdi özür dile!
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Bir, kamu yazışması değildir; iki, Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'na bu raporda yazılacak "s" ve "n" harflerinden tasarruf etmeye kalacaksa iş, keşke oralara gelebilseniz.
SALİH CORA (Trabzon) - Ucuz siyaset yapıyorsunuz ya, ucuz bir polemik.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Ben sizden bir tane böyle, başta bir kez "Sayın" deyip sonra hep "Recep Tayyip Erdoğan" dediğiniz doküman göreyim 100 sayfalık, ben sizi alkışlayacağım. (CHP sıralarından alkışlar)
YILMAZ TUNÇ (Bartın) - "Saray, saray" diyorsunuz.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Şimdi, sözümüz şu: Bir, Sayın İçişleri Bakanı çıkıp da 2019 yılında, on yedi yıllık iktidarın sonlarında, kendi Bakanlığının da 3,5'uncu yılında "Benim de gidemediğim köyler, benim de giremediğim mahalleler var." diyorsa vah hâlimize.
SALİH CORA (Trabzon) - "Artık yok." diyor. "Artık böyle bir mahalle yok." diyor.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Eskiden sizin Genel Başkanınız bize "Sivas'ın doğusuna gidemezsiniz." diyordu, şimdi 81 ile gittiğimiz gibi Parlamentoda tüm siyasi partilerle iletişim kurabilen ve herkesle...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
VAHİT KİLER (Bitlis) - Siyaset yapıyorsun ya!
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Siyaset yapacağız, ne yapacağız ya?
VAHİT KİLER (Bitlis) - Yapmıyorsunuz, yapmıyorsunuz!
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Ya ne yapacağız?
VAHİT KİLER (Bitlis) - Doğuyu teslim etmişsiniz ya! Siyaset yapın!
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Hırsızlık mı yapayım, uğursuzluk mu yapayım?
BAŞKAN - Sayın Özel, siz devam edin lütfen.
VAHİT KİLER (Bitlis) - Doğuyu, güneydoğuyu teslim etmişsiniz. Gidin doğuda siyaset yapın. Konuşuyorsunuz burada ya!
BAŞKAN - Sayın Kiler...
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan "Biz her yere gidemiyoruz." ifadeleri talihsizdir. Biz her yere gidiyoruz. Milletvekili olarak, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak gitmeye endişe ettiğimiz hiçbir yer yoktur. Bugüne kadar, şehit cenazesine, isterseniz Türkiye'nin en zor coğrafyasında, CHP'nin en zayıf olduğu, sizin en çok nefret söylemini kışkırttığınız yerde olsun, 139 vekilimiz ve Genel Başkanımız aslanlar gibi gitmiştir, bundan sonra da gidecektir. (CHP sıralarından alkışlar)
Eğer Sayın Bakan, diyorsanız ki "Biz gidemiyoruz.", gidemediğiniz yerler varsa bilin ki sorumlusu oranın halkı falan değildir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sorumlusu, sizin sadece birkaç belediye kaybetmemek, birkaç belediye meclis üyeliğini fazladan almak için kullandığınız haksız, kışkırtıcı, hedef gösterici, şeytanlaştıran, ötekileştirici, zehirli siyaset dilinizdir. Onu kaybedin, her yere rahat rahat gidersiniz.
Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)