| Konu: | Ankara Milletvekili Mehmet Naci Bostancı'nın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 3 |
| Birleşim: | 33 |
| Tarih: | 14.12.2019 |
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) -Sayın Başkanın temel yaklaşımına esasta bir itirazım yok. Nezaket konusunda Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun bütçenin başladığı günden bugüne kadar özellikle kendi görev tanımlarını aşmayan sayın bakanlara nasıl yaklaştıklarını da söyledik. Bizim burada ifade etmeye çalıştığımız konu şu: Bütçe, yürütme organı tarafından -eskiden iktidar, şimdi artık en çok birinci parti olarak nitelendiriliyor- kendi partisine emanet edilmiş bir kanun teklifidir. Burada, sayısal çoğunluğu sağlamak, yoklamalarda gerekli oyu vermek ve görüşmelerin sağlıklı bir biçimde yürümesini temin etmek bugün Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunun birinci sorumluluğudur. Aynı partiye mensup ya da o partinin Genel Başkanı tarafından görevlendirilmiş -parti üyesi de olmayabilir- bakanların gelip burada siyasi polemiklerin parçası olmaları...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN- Devam edin.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - ...ve örneğin, tek adam rejimi eleştirisine karşı tutup da kürsüye çıkıp bir başka siyasi partinin Genel Başkanına hakarete yeltenmeleri aslında şunu gösterir: "Benim grubum, kendi Genel Başkanını ya da Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu kendi Genel Başkanını savunamayacak Grup Başkan Vekillerine, Grup Başkanına sahip ki ben kendi rolümü aşayım, Recep Tayyip Erdoğan'ı ben savunayım." Dün yapılan hata budur. Biraz önce yapılan hata da... Bir hakaret, bir sataşma, 69'a göre cevap verilecek bir durum varsa, görev, yetki, sorumluluk, hak buradaki Grup Başkan Vekillerinin ama daha onlar söz hakkını almadan, efendim... Zaten basında da çıktı "İnşallah, bu cevabı bizim Grup Başkan Vekilleri de verebilir." diyor bir sayın bakan yani Grup Başkan Vekillerince yeterince müdafaa edilemediğini kamuoyuna mal etmiş bir bakan, kendi işini kendi görmeyi...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Devam edin.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Bu, başta, bütçeyi emanet ettikleri grubunun emanete gösterdikleri yaklaşımdan rahatsız olduğunu, gerekli savunu yetisinden mahrum olduğunu ve kendisini bu salonda sahipsiz hissedip kendini savunmaya geçtiğini ve dil olarak da siyaset dili yerine, Sayın Naci Bostancı'nın dediği gibi, hakaret ve tehdit dilini benimsediğini gösteriyor; bu tehdit dili bir başka cevabı üretiyor, bu konuda haklısınız. O cevabın gerekmeyeceği bir oturum yürürse bizden de görmezsiniz ama o cevabı gerektirecek sözler duyarsak sözleri sarf edenler misliyle cevabı duyacaklardır.