| Konu: | Ankara Milletvekili Mehmet Naci Bostancı'nın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 3 |
| Birleşim: | 31 |
| Tarih: | 12.12.2019 |
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan, bütçe görüşmeleri sırasında, hatipler, muhalefetin kısıtlanmış genel olanakları ve Türkiye'deki bu tek sesliliğe yaklaşmış medya düzeni içinde sesini duyurabilmek, mesajını verebilmek için çeşitli yöntemler tercih ediyorlar, kimi dövizle çıkıyor, kimi bir başka objeyle çıkıyor.
Tespite katılıyorum, Ahmet Akın grubumuzun göz bebeği, kibar, naif, sakin. Ahmet Akın bugün kürsüden inerken bütün Türkiye'ye şunu dedirtti: "Türkiye'de enerji politikaları o kadar kötü yönetiliyor ki Ahmet Akın'ı bile bu hâle getirdiniz." (CHP sıralarından alkışlar) Bu önemli bir saptamadır. Ahmet Akın bu kadar kızıyorsa, Ahmet Akın kadar cana yakın birisi muhalefetin sert dilini tercih ediyorsa bu, enerji politikalarının ne kadar halka uzak, ne kadar yandaşlara yakın yapıldığını, öyle inşa edildiğini gösteren önemli bir göstergedir.
Yine, ikinci hususta da Naci Başkana katılıyorum. Bu "damat Bakan" uygun bir şey değil. Bunu dile getirmemek değil, bunu bir araya getirmemek lazım, damat ve bakan kelimelerini. (CHP sıralarından alkışlar)
Dışarıdan Türkiye'nin nasıl göründüğünü önemsersiniz, Türkiye'ye dış yatırım gelmesini önemsersiniz, Türkiye'nin imajını önemsersiniz. İnanın, bütün dünyada şöyle şeyler konuşuluyor, yatırım yapmak istenen ülkeyle ilgili: "Neresi orası?" "Türkiye." "Nerede?" "Asya ile Avrupa'yı birleştiren, jeopolitik olarak son derece önemli, avantajlı bir coğrafyada." "Nasıl yönetiliyor?" "Tüm eksikliklerine rağmen serbest seçimler var, falan, filan." Ekonominin başında kim var?" "Ülkeyi yöneten kişinin damadı var."
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayalım Sayın Özel.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Bu görüntü bir demokrasi görüntüsü değil. Bu görüntü emirlik, şeyhlik, şıhlık gibi demokrasiyle yönetilmeyen ve uzak olmadığımız bir coğrafyanın ayıplı görüntüleri. Ekonominin başına damat Bakan yapıldığında Sayın Erdoğan'a sordular. "Makroekonomi eğitimi olmadan bu görevi nasıl yapabilecek?" dendi. O da dedi ki: "Hayır canım, Marmara Üniversitesinde altı ay makroekonomi eğitimi için ders aldı." Burası demokrasi olsaydı ülkeyi yöneten kişinin damadına bakanlık için hızlandırılmış makroekonomi dersi vermek yerine o dersi vereni ekonominin başına getirirlerdi, derse muhtaç olanı değil.
Teşekkür ediyorum. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)