| Konu: | 2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ile 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 2'nci Tur görüşmeleri münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 3 |
| Birleşim: | 30 |
| Tarih: | 11.12.2019 |
CHP GRUBU ADINA TUFAN KÖSE (Çorum) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; konuşmama başlamadan önce, aramızda Sayın Veli Ağbaba'nın misafiri olarak Malatya ziraat odaları başkanları var, onlara hoş geldiniz diyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
Değerli arkadaşlarım, Adalet Bakanlığı bütçesi hakkında ve genelde, ülkemizdeki adalet hakkında, sürem yettiği kadar -beş dakika- bir şeyler söylemeye çalışacağım.
Öncelikle -örnek olsun- Bakanlığın bütçesi 19 milyar lira civarında. 19 milyar, toplam bütçenin yüzde 1,9'una tekabül ediyor. Gelişmiş demokrasilerde bu oranlar -üstelik de millî gelirleri bizden çok çok fazla olduğu hâlde- yüzde 6'lar seviyesinde. Bunun da iktidarın adalete ne kadar önem verdiğinin önemli bir göstergesi olduğunu düşünüyorum.
Şimdi, 2010'da -az evvel Sayın Vekilim söyledi- yapılan referandumla yargı hakikaten bir çeteye teslim edilmişti. Dünyada hiçbir örneği görülmeyecek şekilde bu çete yani 4 bine yakın hâkim, 15 Temmuzdan sonra "terörist olmak" iddiasıyla ihraç edildi. Yani olağanüstü işler yaşadık biz bu ülkede, bunların da müsebbibi bu iktidarın adalete bakışıdır.
Peki, ondan sonra ne oldu? Sonra, 2017'den sonra da Adalet ve Kalkınma Partisi üyesi, ilçe başkanı, kadın kolları başkanı, il başkanı olan avukatları hâkim yapmak için sınavdaki geçerli notu düşürdük, kırk beşer saniyelik mülakatlar yaparak bunların hepsini hâkim yaptık. O boşluğu doldurduk güya. Peki, sonuç ne oldu? Bakın, arkadaşlar, hukukçular bilir, en kolay gerekçe beraat kararlarında yazdırılır, beraat kararı yazamayan hâkimlerimiz var şu anda. Sayın Bakana buradan seslenmek istiyorum: Hizmet içi eğitimin mutlaka hayata geçirilmesi ve bunların bir şekilde hâkimlik formasyonuna kavuşturulması gerekiyor.
Değerli arkadaşlarım, tabii, ülkemizin birçok noktasında adalet yok; eğitimde yok, inançları yaşamada yok, gelir adaleti yok, vergide yok, emeklilikte yok filan. Zamanım yettiği sürece bunlardan bahsedeceğim ama mahkemelerden başlamak istiyorum. Örnek olsun: İki seneye yakın bir süre önce -bir buçuk sene oldu- Çorlu'da bir tren kazası yaşanmıştı, geçtiğimiz günlerde, birkaç gün evvel de duruşması vardı. Ne zamana ertelendi duruşması biliyor musunuz? Tam 21 Nisana. Yani dört buçuk ay sonrasına duruşma erteleniyor. Böyle bir mahkemeden adalet çıkar mı? Kaldı ki asıl sorumlular hakkında da soruşturma izni verilmediği için onlar da yargılanamıyor. Dört buçuk ay sonrasına duruşma günü veriliyor yani 2'nci senesine yakın zamanlarda bir duruşma daha olacak, teferruatına girmiyorum.
Çorlu'daki iş böyleyken bir milletvekilinin evinde, ekmeğinin peşinde geldiği ülkemizde 23 yaşındaki bir kadının "İntihar etti." denilerek, kafalarda, zihinlerde onlarca soru varken dosyası kapatılıp cenazesi ülkesine gönderilebiliyor. Bakın, bir tarafta 25 insan ölüyor, soruşturma izni verilmiyor; bir tarafta da bir güçlünün evinde... Milletvekili olması önemli değil. Yani adaletimiz güçlünün hizmetinde, güçlüye hizmet ediyor Türkiye'de.
Yine, son günlerde yaşadık, daha bir hafta, on günlük bir olaydır "Ceren" diye bir kızımız öldürüldü bir psikopat katil tarafından. Onun katiline kelepçe takmayan bizim devletimiz, adaletimiz, İçişleri Bakanlığımız, Kadın Platformunun üyelerini, "Kadın cinayetlerini durduracağız." diyen kadınları ters kelepçe takarak derdest edebiliyor. Öyle bir liyakat sistemi var ki böyle bir adalet çıkıyor; işin doğrusu, adalet çıkmıyor bu sistemden. Şimdi, son sekiz ayın içerisinde 15 kadının "İntihar etti." diye dosyaları kapatılmış, 15 şüpheli intihar. Aslında, burada, intihar eden, ölen bizim hukuk sistemimizdir, adalettir, vicdandır, akıldır ve insanlıktır.
Değerli arkadaşlar, beraat kararı yazdıramayan hâkimler var dedim. Dünyada gelir dağılımı en bozuk ülkelerden biriyiz dedim. Adaletsiz ve zalim bir düzen uzun yıllardır memleketimizde hâkim dedim. Bunun sonucu ne oluyor? Bunun sonucu, cezaevlerinde yüzde 400 artan mahkûm ve tutuklu yani 60 binlerden 300 binlere yaklaşmış mahkûm ve tutuklu. Adalet Bakanlığı açıklama yapıyor, diyor ki: "Dev yatırım projelerimiz var." Neymiş dev yatırım projeleri? 400'e yakın yeni cezaevi yapıyorlarmış. Cezaevi, yani yatırımımız bu! Cezaevlerinin sayısını artırarak, yeni hapishaneler yaparak biz suçluyu ve suçu önleyemeyiz; aksine, bunları kökleştiririz.
Yurttaşlarımızı suça iten bu bozuk düzeni değiştirmek üzere hep beraber gayret göstermek zorundayız. Bu konuda da en büyük görev iktidar partisine düşüyor bugünlerde ama önümüzdeki, yapılacak ilk seçimlerde, Cumhuriyet Halk Partisinin iktidarında, bizler, haktan, emekten yana, insanca ve hakça bölüşülen bir ülkeyi kurmanın sözünü buradan bütün yurttaşlarımıza veriyoruz.
Hepinizi saygıyla selamlarım. (CHP sıralarından alkışlar)