GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: 21/11/2019 Tarihli ve 7193 Sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ve Anayasanın 89 uncu ve 104 üncü Maddeleri Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri Gönderme Tezkeresi münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:27
Tarih:05.12.2019

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan, beş buçuk yıldır Cumhurbaşkanlığı görevinde, beş buçuk yıldır kullandığı yetkilerden Anayasa'nın kendisine verdiği bir hakkı ilk kez kullandı, ilk kez. Bunun için, öncelikle Cumhuriyet Halk Partisine, Halkların Demokratik Partisine, İYİ PARTİ'ye, çevre örgütlerine ve çevre duyarlılığı içinde davranan herkese teşekkür etmek gerekiyor. Aslında burada kullanılan güç, anayasal bir güç değil, anayasal bir hak değil; OHAL'le bastırılmış toplumsal muhalefete, her türlü baskıya, her türlü şiddete rağmen bu toplumda hâlâ muhalefeti diri tutabilen bizlerin ve bizlerin arkasında bize güç veren yüreklerin başarısıdır.

Eğri oturup doğru konuşacağız, on gün önce hem de bu santrallerin bulunduğu ilçelerin bağlı bulunduğu illerin milletvekilleri, Afşin-Elbistan'dan, Soma'dan başlayarak Türkiye'nin dört bir yanındaki bütün milletvekillerimiz bu itirazları dile getirirken bütün itirazlarımıza rağmen birileri kulaklarını kapadılar, dinlemediler; günü geldi, burada oy verdiler. Kaldırdıkları eli, on gün sonra, vetodan sonra Cumhurbaşkanını tebrik eden "tweet"lerde ya da alkış yapmak için kullanırken de hiçbir vicdani problem görmediler veya bu tutarsızlıktan dolayı bir sıkıntıya düşmediler, hiç bunları söylemediler.

Öyle bir durumla karşı karşıyayız ki bizim hepimizin bir demokratik alzaymır hastası olduğumuza, bunları görmeyeceğimize, duymayacağımıza, hatırlamayacağımıza, unutacağımıza, toplumun da sizin bu keskin dönüşünüzü sanki ortadan kaldırdığınız kuvvetler ayrılığını geri getiriyormuş gibi algılayacağı bir siyasi illüzyona inanmamızı istiyorsunuz. Bunun mümkünatı yok, bu olamaz.

Bakın, ne yaptığınızı anayasal açıdan, İç Tüzük açısından irdeleyecek olursak... Öyle felaket bir durumdayız ki... Hani "En iyisini yapacağız." deyip de rejime kasteden -Anayasa değişikliğiyle- bir ucube sistem yarattınız ya... Bakın, Anayasa, Cumhurbaşkanına veto hakkı veriyor, bu Meclise de 301 oyla vetoya direnme hakkı veriyor. Hadi -konudan bağımsız- vetoya direnin bakalım, 301 kişi oy versin ve bu vetoya direnelim. Şu an bu ucube sistemde böyle bir imkân yok. Neden? Plan ve Bütçe Komisyonu maddeyi çıkardı. Eskiden, Meclis, Plan ve Bütçenin nasıl çalışacağıyla ilgili tavsiye kararı yolluyordu ve diyordu ki: "Bu maddenin çıkarılması, düzeltilmesi, bu maddenin tekrar görüşülmesi..." İç Tüzük'e hızlı olsun diye şunu koydunuz: "Sadece çıkarılan madde görüşülebilir." Bu sistemde parti sözcünüzün veya grup başkan vekilinizin ağzından "Plan ve Bütçede biz bu maddeyi çıkaracağız." diye çıktı mı? Plan ve Bütçe maddeyi çıkardı mı? Şimdi burada Sayın Başkan haklı olarak diyor ki: "Görüşülecek bir konu kalmadı." Nerede 301'le vetoya direnme hakkı? Meydanlarda anlatıyordunuz.

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) - Çıkardık işte.

ALİ ŞEKER (İstanbul) - Nerede güçlü Meclis?

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Bunu Plan ve Bütçe Komisyonu çıkardı, Meclisi işlevsiz kıldı. Bugün 301 kişinin üzerinde görüşebileceği bir madde yok. Ha, dersiniz ki: "Biz bunu yeni madde ihdası olarak aynen koyacağız." Koyamazsınız.

SALİH CORA (Trabzon) - Siz koymak istemiyorsunuz ki! Siz istiyor musunuz?

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Onun da şartı, Plan ve Bütçe Komisyonu gelecek buraya, tam kadro oturacak ve ardından diyecek ki: "Salt çoğunlukla katılıyorum." Plan ve Bütçe orada çıkarıp burada oturmazsa Meclisin yapacak hiçbir şeyi yok.

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) - Ne ilgisi var? Çoğunluğu al gel...

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Öğrenin, öğrenin.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Öyle bir noktadayız ki...

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) - Hiçbir noktada değiliz.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Bugün, Plan ve Bütçe Komisyonunda yapılan tekliften çıkarma işlemi Meclisi konusuz bıraktı. Bugün "Örnek teşkil etmemek üzere." diyor Başkan. Neden? Yoksa üzerinde konuşmayacağız. Geri kalanını oylama hakkımız var. Ben bunu Grup Başkan Vekillerinize ve Sayın Grup Başkanınıza da, Sayın Bostancı'ya da anlattım. Meselede teknik bir sıkıntı olduğu açıkça ortaya çıktı.

Şimdi gelelim duruma, birincisi: Arkadaşların "tweet"lerini görüyorum, açıklamalarını görüyorum. Değerli milletvekilleri, bir baca ve ona takılacak bir filtre yok.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Özel, devam edin.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Bir baca gazı arıtma tesisi kurulma yükümlülüğü var. Neredeyse bir fabrika, ham maddesi kireç taşı olan bir kimya fabrikası oraya inşa edilecek; o yüzden süre müre gerekiyor, bir filtreyi pıt diye takamıyorsunuz. Bu konuda bu filtrenin olduğu bir yer var mı? Vallahi var. Neresi? Orhaneli'deki işletme. Peki, Orhaneli'de hava temiz mi? Değil. Neden? Kullanmıyor. Özelleştirme sırasında bu baca gazı arıtma tesisi varmış, maliyeti yüzde 1 artırıyor diye kapalı tutuyor Orhaneli, yüzde 1 artırıyor diye. Peki, maliyet artışına rağmen, bunun kullanıldığı bir yer var mı? Evet, var. Neresi? Afşin-Elbistan'ın B Santrali. Aferin adamlara ya, çevreyi düşünmüşler, maliyete katlanmışlar. Kim işletiyor Afşin-Elbistan B'yi? Devlet işletiyor arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar) İşte özelleştirme; işte, özelleştirirken çevre duyarlılığıyla ilgili tedbir alıyoruz(!) Siz 2013 yılında bu özelleştirmeler başlarken ne dediniz biliyor musunuz: "Girin bu ihalelere, bu ihalelere girenler korkmasın, size uzatma yapacağız." Bunu da nasıl söylediniz, cümlenin güzelliğine bakın: "Bu ertelemeyle hukuki ve ekonomik teşvik sağlıyoruz." dediniz. 2013 yılında "5+3" 8 yıllık uzatma koydunuz 2021'e kadar. Kim yolladı teklifi? Başbakan Recep Tayyip Erdoğan. Kim Anayasa Mahkemesine götürdü? Alaycı ithamlarınız altında yine CHP. AYM bunu bozdu. Bozmasaydı ne olacaktı? Bozmasaydı şu anda zaten bu şirketler 2021'e kadar ertelemeyi almıştı, yapacak hiçbir şeyiniz yoktu. O, şeytanlaştırdığınız, alay ettiğiniz CHP, Anayasa Mahkemesinde bunu 2014'e bozdurdu diye yeni uzatma, uzatmaya itiraz, uzatmaya kabul oyu ve kullanılan veto hakkı var. Bugün gelinen noktada tüm vatandaşlarımız bilsin ki Recep Tayyip Erdoğan'ın 2013'te attığı imzayla 2021'e kadar zaten KOAH hastaları tıkanacak, kalp hastaları tekleyecek, küçücük çocuklar zehirlenecekti ama muhalefet direnciyle CHP bunu iptal ettirdi; defalarca uzattınız, yine uzattınız.

Bakın, şimdi, iyi polis-kötü polis derken Naci Hoca sağ olsun, suçu üstlenivermiş "Grup Başkanı" sıfatıyla, Cumhurbaşkanına karşı şöyle söylüyor, diyor ki: "Biz yasama olarak zor bir tercihte yanlış karar verdik."

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) - "Yanlış" değil, öyle demedim.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Sayın Hocam, 1 Kasım tarihinde Adalet ve Kalkınma Partisinin Bakan Yardımcısı bu Komisyona geldi ve ne için uzatılması gerektiğini tutanak altında satır satır anlattı, dedi ki: "Enerji arzında zafiyet yaratır, yüzde 17." Aynı Bakan Yardımcısı dün çıkmış "Bir sorun olmaz, hallederiz." diyor. Bunların hepsi şundan kaynaklanıyor: İşsizlikle ilgili muhalefeti -şantaj yapar gibi- tehditle "Muhalefet etmesin." diye sindirirken de aynı şeyi yaptınız. Bir karar mercisi var. O karar mercisi kararı veriyor, o karar burada kurşun asker gibi uygulanıyor. Kuvvetler ayrılığının ortadan kalktığı, kuvvetler birliğinin tam tesis edildiği bir yerde Recep Tayyip Erdoğan bir sabah kalksa "2x2=5." dese, vallahi, Grup Başkan Vekiliniz hızla basın toplantısı yapar, dersiniz ki: "Cumhurbaşkanımız kerrat cetvelindeki tarihî hatayı düzeltti. 'Ce-Ha-Pe' döneminden kalan bu yanlıştan hep birlikte dönüyoruz." (CHP sıralarından alkışlar)

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) - Tayyip Erdoğan öyle bir şey demez.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Hep birlikte o kadar çok tekrar eder, elinizdeki medya gücüyle o kadar çok tekrar edersiniz ki normal vatandaş bakkalda torununa 2 liradan 2 gofret alırken hesabı şaşırmaya başlar.

SALİH CORA (Trabzon) - "2x2" her zaman 4 etmiyor. Siyasette "2x2=4" etmez.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Bir gerçek sizi incitiyor. Ben bu işi takip ettim. Okuduğum köşe yazısını "Niye yazıldı?" diye analiz etmeyi de bilirim. Sayın Abdulkadir Selvi yazıyor, diyor ki: "Cumhurbaşkanı Amerika'daydı, Kahramanmaraş milletvekilleri kötü hava fotoğrafları attılar ona." Mesele o değil, Kahramanmaraş kaynıyor, Ali Öztunç miting yapıyor, partilerüstü miting. Kahramanmaraş milletvekili verdiği oydan sonra Maraş'a gidemeyecek hâle gelmiş, bu zevahiri kurtarmak için Maraş milletvekilleri Cumhurbaşkanına WhatsApp'tan fotoğraf paylaşmış.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Özel, bir dakika ilave ediyorum.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Bunu Abdulkadir Selvi nereden biliyor? Hani uçtan uca şifreliydi bütün yazışmalar? Devam edelim mi?

Yine, Sayın Abdulkadir Selvi diyor ki: "Recep Tayyip Erdoğan Afşin-Elbistan Termik Santrali'ni işleten Çelikler Holdingin sahibini telefonla aradı, bastı fırçayı, bastı fırçayı." Bunu nereden biliyor? Telefonları mı dinliyor Abdulkadir Selvi, Cumhurbaşkanının telefonlarını? Siyasi iletişim yapıyorsunuz, ayıbı örtmek için algı yönetiyorsunuz. Abdulkadir Selvi'ye siyasi iletişimden sorumlu kimse -ya Fahrettin Altun ya başkası- bu konuşmayı aktarabiliyor ve buradan bir siyasi çıkar elde etmeye, bir ayıbı örtmeye çalışıyorsunuz. Vatandaş bu haksızlığa, bu vicdansızlığa karşı hangi grupların nasıl durduğunu, sizin nasıl el kaldırdığınızı, tek adamın yönlendirmesiyle nasıl tutum değiştirdiğinizi gördü; unutmuyor, unutmayacak.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)