GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: 4 Aralık Dünya Madenciler Günü vesilesiyle madencilerin beklediği düzenlemenin yapılmadığına, 13 Mayıs 2014 günü Soma Eynez Maden Ocağı ne kadar güvenliyse bugün de madenlerin o kadar güvenli olduğuna, evinin önünde uğradığı bıçaklı saldırı sonucu Ceren Özdemir'in hayatını kaybettiğine, Şule Çet cinayeti davasında ağırlaştırılmış müebbedden müebbede dönüştürmenin yaşandığına ve İstanbul Protokolü'ne uygun olarak kadın cinayetlerinde indirime gidilememesinin yasal düzenlemeye kavuşması gerektiğine, AK PARTİ Sözcüsü Ömer Çelik'in İstanbul Şehir Üniversitesine yönelik açıklamasının bir suçüstü durumu olduğuna ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:3
Birleşim:26
Tarih:04.12.2019

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bugün 4 Aralık Dünya Madenciler Günü. Dünyada birçok ülkede bu gün, madenlerin tatil edilmesi ve yerin binlerce metre altındaki partilerle kutlanıyor ama Türkiye, bugünü bir yas günü olarak anmak durumunda. 13 Mayıs 2014'te Türkiye tarihinin en büyük iş cinayeti ve dünyanın en büyük maden facialarından bir tanesi yaşandı. Üzerinden beş buçuk yıl geçti. O dönem, herkes "Unutursak yüreğimiz kurusun." dedi, devlet sözler verdi. Sözleri 3 kategoride hatırlamak gerekirse: Şehit ailelerine verilen sözler, hâlen yaşayan madencilere verilen sözler ve madenlerdeki iş güvenliği için verilen sözler. Şehit ailelerine verilen sözler kısmen tutuldu, mevcut madencilere verilen sözlerin pek azı tutuldu ama iş güvenliğiyle ilgili, özellikle Soma Maden Komisyonunun oluşturduğu raporun Mecliste ele dahi alınamamış olması ve ortaya koyduğu tavsiyelerin hiçbirinin neredeyse hayata geçirilmemiş olmasıyla, hatta "havza madenciliğine geçilmeli" önerisi yerine, Sayın Berat Albayrak'ın defalarca buraya getirdiği önergeler sonucunda maden ruhsatlarının, mevcut ruhsatların bile bölünerek, parçalanarak alt işleticilere verilmesine imkân sağlayan düzenlemelerle bugün Türkiye'deki madenler, 13 Mayıs 2014 günü Soma Eynez Maden Ocağı ne kadar güvenliyse maalesef o kadar güvenli.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Devam edelim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Bugün Türkiye'de madenler, madenciler üç vardiya hâlinde, güvensiz ve Devlet Denetleme Kurulunun raporuna, Soma Komisyon raporundaki yüzlerce sayfalık önerilere kulak asmayan, idarenin şımarttığı, önünü açtığı birileri tarafından, kâr amaçlı olarak işletilmeye devam etmektedir.

2.700 işsiz kalan madenciye beş buçuk yıldır verilmeyen parasının, uzun süredir gayretlerimiz ve en son geçtikleri bir yürüyüşün sonucunda, Bakan tarafından, 2020'nin ilk çeyreğinde ödenme sözü verilmiştir Eynez Maden Ocağı için. O sözün tüm gruplar olarak takipçisi olmamız gerekiyor. Ama, Sayın Bakan çözüm için kendisine giden madencilerle yaptığı görüşmede Atabacası ve Işıklar ve Uyar Madencilik için, Sayın Bakan Atabacası ve Işıklar'ı söylemiştir, ayrıca, BAĞIMSIZ MADEN İŞ SENDİKASI, ek bilgisi...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Devam edelim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Atabacası ve Işıklar'ı Sayın Bakan ifade etmiştir ve Uyar Madencilikle ilgili, BAĞIMSIZ MADEN İŞ ve daha sonra söylemini BAĞIMSIZ MADEN İŞ'e uyumlaştıran sarı sendika da, bugüne kadar madencileri defalarca mağdur eden Uyar Madenciliği de ifade etmiştir. Mecliste bir torba yasada düzenleme yapılacağı en üst ağızdan ifade edildi. Şimdi, bu konuda torba yasalar var, içinde çeşitli düzenlemeler var ama madencilerin beklediği düzenleme hâlen daha yok. Mademki iktidar partisi "Biz bakanlıklardan bağımsız, kendi gündemimize hâkim düzenleme yapıyoruz." diyor, düzenleme taslağını getirsinler veya 5 partiden ortak bir komisyonla katkı verelim; bu işin derhâl çözülmesi lazım. Hâlen daha neden bu düzenleme yapılmadı anlamak mümkün değildir.

Sayın Başkan, Ceren Özdemir'i, 20 yaşındaki evladımızı dün akşam evinin önündeki bıçaklı bir saldırıda kaybettik.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Devam edelim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Hepimizin yüreği yanıyor ve bu evladımızın ölümüyle cinayete kurban giden kadın sayımız kasımda 39'a, 2019'da da 390'a çıktı. Rakamlar son derece korkunç. Meclise görevler düşüyor. Daha bugün Şule Çet cinayeti davasında kravat taktı diye ağırlaştırılmış müebbetten müebbede dönüştürme yaşandı. İstanbul Protokolü'ne uygun olarak, bu tip cinayetlerde asla ve asla indirime gidilmemesinin yasal düzenlemeye kavuşması lazım. Arabuluculuk Kanunu'nda, uzlaşmayı düzenleyen kanunlarda da gerek hukuk gerek ceza davalarında, kesinlikle, kadına karşı yapılan kusurlarda bunun devreye girmemesi gerekiyor. Bu yasal düzenlemeyi Meclis yaparsa ancak caydırıcı olacak.

Son olarak değineceğim konu: İstanbul Şehir Üniversitesine bir üniversitenin yönetiminin hami üniversite olarak atanacağını, bir kayyum atanacağını öğrendik.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayalım.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan, bunu kimden öğrendik? Bunu Adalet ve Kalkınma Partisinin Sözcüsünün MYK sonrası toplantısından öğrendik. Kayyum atama yetkisi, idareye verilen bir yetki olabilir -ki tartışılır- ancak bir siyasi partiye verilen bir yetki değildir. Aynı Ömer Çelik, Cumhurbaşkanının veto haberini de hiç erinmeden, sıkılmadan verdi: "Cumhurbaşkanımız termik santrallerle ilgili düzenlemeyi veto edecek." Hangi yetkiyle? Cumhurbaşkanı yetkisiyle. Sen nereden çıkıyorsun? AK PARTİ MYK toplantısından çıkıyorsun. Sen nesin? AK PARTİ'nin Sözcüsüsün. Parti devleti eleştirilerini haklı çıkaran, itiraf niteliğindeki bu durumu tüm vatandaşlarımızın görmesi gerekiyor. AK PARTİ MYK siyasi pozisyon alır, siyasi rakipleriyle nasıl mücadele edeceğini konuşur ama eski bir Başbakanın...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - ...kendi partisinin 3'üncü Başbakanının, 2'nci Genel Başkanının bir parti kurduğu sırada, MYK toplantısından kayyum kararı çıkarıyorlar; akıl alır gibi değil. Bunu Ömer Çelik de gerekçelendiriyor "Başbakanken hukuksuz iş yapmış, işletme hakkı vereceğine tapu vermiş." diyor. Tamam, bunlar, Davutoğlu, partisinin kuruluş dilekçesini hazırlarken mi aklınıza geldi? Bunu şimdi mi öğreniyorsunuz? Bugüne kadar gereğini niye yapmadınız? Kaldı ki bunun gereğini yapacak olan YÖK'tür, Millî Eğitim Bakanlığıdır, yürütmenin kendisidir. AK PARTİ MYK kim oluyor? Siz, nasıl, devleti partiye, partiyi devlete, demokrasiyi bir parti devleti şeklî demokrasisine dönüştürürsünüz? Bunu kabul etmek mümkün değildir; bir suçüstü durumudur, Ömer Çelik suçüstü yakalanmış, parti devletini itiraf etmiş, devletin bir partinin çıkarına yönetildiğini itiraf etmiştir.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım. (CHP sıralarından alkışlar)