GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifleri münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:24
Tarih:28.11.2019

ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, bugün Hakkâri ve Şanlıurfa'da şehit olan askerlerimize Allah'tan rahmet diliyorum, yaralı askerlerimize acil şifalar diliyorum.

Dün Mecliste milletvekillerimiz bu ucube sistemi tartışırken AKP Grubu bu sistemin makul bir sistem olduğunu, doğru bir sistem olduğunu anlatmaya çalıştı. Bakın, bir örnekle bu sistemin bu ülkeyi, bu Meclisi, bir milletvekilini ne hâle getirdiğini anlatmak isterim. İçişleri Bakanı Soylu'ya bir soru yönelttik, soru aynen şu: "2002 yılından bu zamana kadar geçen süre içerisinde Bakanlığınız, valilikler, kaymakamlıklar aracılığıyla kutlamaları iptal edilen kaç millî bayramımız vardır? Neden iptal edilmiştir?"

BÜLENT TURAN (Çanakkale) - Çok eskidi bunlar ya, çok eskidi.

ALİ MAHİR BAŞARIR (Devamla) - Cevap geldi -ben bunu konuşmuyorum- cevap şu: "İletiniz görülmüştür. Bilgilerinizi rica ederim." Ve boş bir sayfa. Bakın, ciddiyetten uzak, Meclisi, halk iradesini hiçe sayan bir cevap, bu Meclisle dalga geçen bir cevap; atanmışların seçilmişleri tanımadığı bir sistemi anlatıyor. Ama bu yaklaşım böyle bir Bakana yakışır, tam Soylu'nun kendisinden beklenen bir davranış. Dünü ile bugünü belli olmayan, geçmişini unutan bir Bakan ama bu Bakana geçmişte söylediği bazı cümleleri buradan hatırlatalım, belki Meclis hatırlar.

Bakın, bu Bakan 20 Nisan 2008'de ne demiş: "Bu ülkenin herkese çatan ve kaos yaratan bir Başbakanı -pardon, şimdi Cumhurbaşkanı- var. Akşam evine gittiğinde karısına ve çocuklarına boynu büyük kalan esnafın, çiftçinin yerine kendini koymuyor. Kendisi evindekilerin yüzüne nasıl bakıyor? Başbakan at üstünde durmayı nasıl beceremediyse ülkeyi yönetmeyi de aynı şekilde beceremedi." Soylu diyor bunu.

10 Aralık 2008: "AKP Hükûmeti yanlış ekonomi politikası sonucu bayramları da millete zehir etti. İnsanlarımız gülmeyi unuttu. Beceriksizlik ve yetersizlikle Türkiye'yi krizle karşı karşıya bıraktılar -en güzeli, belki söylediği en doğru şey- paçalarından yolsuzluk akıyor." Bunu Soylu diyor.

31 Aralık 2008: "Sen Olmert'le görüşüyorsun, ertesi gün katliamlar oluyor. Milletin ümitlerini boşa çıkardın, boyan döküldü Recep Tayyip Erdoğan."

25 Şubat 2009: "'Yolsuzluklarla mücadele edeceğim.' diyen Hükûmet, Türkiye'yi yolsuzluk çukurunun içine batırdı. 'Tüyü bitmemiş yetimin hakkını yedirmeyeceğim.' dediler, her gün, tüyü bitmemiş yetimin üzerinden siyaset yapıyorlar. Başbakan bu ülkeyi rantın babası hâline getirdi."

Evet, son, 14 Mart 2009: "AKP mensupları uzun zamandır Genel Başkanları ve Cumhurbaşkanlarını padişah olarak görmek istiyor. Eleştirilmesi gerekenler, insanları bu duruma getirenler, sadaka kültürünü yaratanlar."

Peki, bu İçişleri Bakanı bugün ne diyor? "Allah şahittir ki bütün bedenim kan gölüne dönse de Erdoğan'dan ayrılmayacağım."

Sorumuza cevap vermeyen bir İçişleri Bakanı, hukuku tanımayan bir İçişleri Bakanı. Bana göre, vermiş olduğu ahlaki olmayan bir cevap; diyor ki: "Milletvekilleri kim? Meclis kim? Benim tek bir sorumluluğum var Recep Tayyip Erdoğan'a." Ama dün dediklerini kendisine hatırlatmak isteriz. Siz, saraya girenin çıkanın hesabını yapıyorsunuz, bence bir saraydakilere bakın, ne diyor Cumhurbaşkanıyla ilgili; bir Bakanlığınıza bakın, geçmişte ne diyor. Bence en çok AKP Grup Başkan Vekilleri, yöneticileri, bu soruya verilen yanıttan utanç duymalı, utanç duymalı çünkü 100 tane soru soruyorsak bu Bakana, 90 tanesine cevap verme tenezzülünde bulunmuyor. En son yaptığı da boş bir kâğıt yolluyor. Yani tekrar tekrar söylüyorum, diyor ki: "Şu Meclis benim için hikâye, varsa yoksa saray."

Teşekkür ediyorum. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)