| Konu: | Dijital Hizmet Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 3 |
| Birleşim: | 20 |
| Tarih: | 20.11.2019 |
İSMAİL ATAKAN ÜNVER (Karaman) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Bu teklifle, termik santrallere filtre kullanma mecburiyeti getiren düzenleme tekrar erteleniyor. Termik santrallerin zararlı etkileri nedeniyle tek bir yurttaşımız bile zarar görürse, hastalanırsa, ölürse -ki bunlar oluyor, olacak- hepiniz üzerinizde o kişilerin vebalini taşıyacaksınız. Siz şirketlerden alkış, Cumhurbaşkanından da aferin alacağız diye sevinedurun, asıl mükafat ömür boyu üzerinizde taşıyacağınız yurttaşlarımızın vebali olacaktır. Burada enerji şirketlerini kurtarmak ya da parti yöneticilerinizi memnun etmek için kaldıracağınız parmaklar bizi, çocuklarımızı, milletimizi zehirleyecek. Buna sizin hakkınız yok. Bu sebeple, çevre üzerinde hak sahibi bir dünya vatandaşı olarak ve bir baba olarak bu teklifin arkasında duranları aziz milletimize şikâyet ediyorum. Diyarıdicle'de bir kurt aşırınca koyunu adliilahi nasıl onu Ömer'den sorduysa, Türkiye'nin herhangi bir köşesinde termik santrallerin zararlı etkisi nedeniyle bir yurttaşımızın tırnağı incinirse adliilahi bu sefer hesabı size, hepinize soracak. Umurunuzda mı, bilemiyorum.
Bu kanun, bir krizin itirafı aynı zamanda. Tabii, sizin oralarda, yüksek yerlerde, saraylarda kriz olmayınca farkına varamıyorsunuz. Krizi gelin, 2.020 liralık asgari ücretle bir ay ev geçindiren işçiye sorun. Aldığı yüzde 4+4 zamla enflasyon altında ezilip inim inim inleyen memura sorun krizi. 6 milyon 850 bini 2.058 liralık açlık sınırının ve büyük kısmı asgari ücretin altında aylık alıp torununa harçlık verirken eli titreyen, çoğu zaman da veremeyen emekliye sorun krizi. Ektiğini, diktiğini, hak ettiği bedelle satamayan çiftçiye sorun krizi. Siftah etmeden dükkân kapatan, BAĞ-KUR borcunu ödeyemeyen, kredi borcu, iş yeri kirası gibi giderler altında ezilen esnafa sorun krizi. Siz kriz nedir bilmezsiniz elbette; bir eliniz yağda, bir eliniz balda. Bakın, bu ülkede dar ve sabit gelirliler zor durumda. Başınızdakiler de sizler de fakirin fukaranın derdine bigânesiniz. Hani reis sık sık "Bu fakir." derdi ya eskiden, şimdi demez oldu. Ne oldu, fakirlik mi bitti yoksa fakirin fukaranın derdini mi unuttu? Bence ikisi de. Harun geldiniz, Karun oldunuz; bu sözü söyleyeni de partinize Genel Başkan Vekili yaptınız. Hanginizin fikri değişti arkadaşlar? Harun gelip Karun olmak makbul bir şey mi oldu yoksa para, mevki, makam her şeyden tatlı mı gelir oldu? Biz size "Kriz var." diyoruz, siz "Yok." diyorsunuz; "Yok." diyorsunuz da 50 milyon dolar bulamadık diye 20 milyar dolarlık Tank Palet Fabrikasını Katar ordusunun ortak olduğu bir yandaş şirkete ihalesiz verip peşkeş çekiyorsunuz. (CHP sıralarından alkışlar) Sonra "Savunma sanayisinin millîsini kurduk." diye ortalıkta geziyorsunuz. Bu nasıl millîlik, nasıl milliyetçilik? Ha, siz bugünün millîcileri, IŞİD'den korkup Süleyman Şah Türbesi'ni sırtınıza yüklenip kaçan millîcilersiniz değil mi? Sonra da "Nasıl da güzel kaçtık!" diye yandaş TV'lere yayın yaptıranlarsınız. Evet, çok millîcisiniz.
Cumhuriyet tarihindeki ilk ve tek toprak kaybımız sizin iktidarınız döneminde oldu, onu da tarih not etti. Ülkeyi kötü yönettiniz, yönetmeye de devam ediyorsunuz, hiçbir uyarıya da kulak asmıyorsunuz. Mesela şehir hastaneleri konusunda kimseyi dinlemediğiniz gibi bir de gelir garantisi verdiniz. Bu konuda Sayın Cumhurbaşkanı geçtiğimiz günlerde "Halkıma hizmet için zarar edeceksek edelim be!" diyerek alıştığımız abes itiraflarından bir yenisini yaptı. Burada soru şu: Şehir hastaneleri, dolayısıyla devlet zarar ediyor da kim kâr ediyor? Öyle ya, bir zarar varsa bir de kâr eden olacak. Kim kâr ediyor? Elbette yandaş iş adamlarınız. Devlet zarar ediyor, millet zarar ediyor ama yandaş iş adamlarınız hep kâr ediyor. Ne iş? "Halkıma hizmet için zarar edeceksek edelim be!" diyor ya Cumhurbaşkanı. Peki, bu halkın içinde EYT'liler yok mu?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, toparlayın.
İSMAİL ATAKAN ÜNVER (Devamla) - Onlar söz konusu olduğunda "Tutturmuşlar bir EYT." diye, "çift dikiş" diye neden aşağılıyorsunuz? Madem bazı durumlarda halk için zarar edebiliyorsunuz EYT o kapsamda değil ama velev ki olsun, onları niye görmezden geliyorsunuz? EYT için de "Halkımız için zarar ettik." deyiverin bakalım, ne olacak? Deyiverin de bitsin bu EYT çilesi.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; vergi kazançtan alınır. Verginin kaynağı kazançtır. Yürüdün vergi, durdun vergi, yedin vergi, içtin vergi, yaktın vergi, kalktın vergi olmaz. Ekonomi salt dolaylı vergilerle ayakta tutulamaz. Siz hep en kolayı yapmaya soyundunuz, her şeyden vergi almak ekonomimizin karakteri oldu. Bu nedenle, size bir tavsiyem var: Oldu olacak daha vergilendirmediğiniz Allah'ın bahşettiği nefese, yanında da yalana vergi koyun, olsun bitsin.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)