GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Dijital Hizmet Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:18
Tarih:14.11.2019

LALE KARABIYIK (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yine muhteşem bir bütçe açığıyla karşı karşıyayız ve neye rağmen? Merkez Bankasının kârı apar topar hızla aktarıldığı hâlde, bu az gelip yedek akçelere de el konulduğu hâlde; bu da yetmeyip yasal sınırı aşsa, yasaya aykırı olsa bile bu kadar miktarda borçlanıldığı hâlde. Borçlanma limitinin yasaya uygun bir şekilde artırıldığını ve de bunun miktarının ne kadar yüksek olduğunu bir kere daha gözler önüne sermek istiyorum. Artık bütçeyi düzeltmek, iyileştirmek ya da verimli hâle getirmek iktidarın işi değil, sadece yama yapmayı hedefliyor iktidar. Onlara göre açık varsa ya borçlanılır ya da yeni yeni vergiler getirilir. Öncelikle bütçenin en önemli finans kaynağı borçlanma olarak düşünülüyor.

Değerli milletvekilleri, merkezî yönetim toplam borç stoku ne kadar biliyor musunuz? 2016 sonu itibarıyla 760 milyar liraydı, 2017 sonunda 876 milyar liraya çıktı, 2018'in sonunda 1 trilyon 67 milyar oldu; bu yıl için beklenen ise 1,2 trilyonun üzerinde. Kaldı ki bu borç önceki yıllarla kıyaslandığında TL cinsinden yüzde 35 artmış durumda, dolar cinsinden ise döviz karşılığı olarak hesaplanırsa yüzde 30 ama Türk lirası karşılığı olarak hesaplandığında yüzde 108 artış gösterdi. Dış borçların TL cinsinden tutarı da aynı şekilde büyük bir oranda arttı ve üç yıldaki artış yüzde 85 düzeyinde.

Değerli milletvekilleri, bu kadar borçlanmayla yine vatandaştan alınan her 100 liralık verginin maalesef 17 lirası faize gidecek ve bu iktidar da maalesef bundan en ufak bir rahatsızlık duymuyor. Oysa samimi bir bütçede eğer verimlilik varsa, yatırım varsa borçlanılabilir ancak samimi ve sağlıklı bir bütçe için bu söylenebilir ama bizde durum farklı oluyor. Her ay bütçe açığı büyüyor, istihdam olmuyor, yatırım yapılmıyor ve büyüyen bir bütçe açığıyla ekonomi karşı karşıya kalıyor.

Bütçe açığına iktidarın ikinci çaresi ise daima yeni vergisel düzenlemeler değerli milletvekilleri. Vergisel düzenlemeler, bildiğimiz gibi, toplumun tüm kesimlerini ilgilendiren kararlardır, ekonomi üzerinde büyük etkileri vardır. Vergi sistemini değişen üretim ve ticaret şartlarına uydurmak, uyumlu olmasını sağlamak gerekir, asla bozucu etkilerinin olmaması gerekir. Ancak her bütçe açığı sonrasında -ki geçen yıl da, ondan önceki yılda da böyleydi- apar topar "Haydi bürokratlar çalışın bakalım, nereden vergi toplayabilirsiniz, şu kalemleri bir hesaplayın da bu yıl da şu açığı kurtaralım." mantığıyla, toplumun çeşitli kesimleriyle hiç istişare bile edilmeden, ne getirir ne götürür hesabı yapmadan yoğun maddelerle yeni vergiler getiriliyor.

Değerli milletvekilleri, örneğin, "Dijital hizmet vergisi sektörü ve yatırım ortamını nasıl etkiliyor?" sorusuyla bir çalışma yapıldı mı? Önceki uygulamalarla ilgili bir etkinlik analizi var mı? Yok. Dijital hizmet gelirleri, Türkiye'de 20 milyon lira ve dünya genelinde 750 milyon avrodan daha yüksek olan büyük işletmeleri kapsamına alıyor. "Bu konu Türkiye'de bu alanda yapılacak yeni yatırımlar üzerinde ne kadar etkili olur?" şeklinde de bir analiz var mı mesela? O da yok. Bu etkinlik analizlerini bu iktidar yapmamış ama başka bir analiz yapmış. Ne yapmış biliyor musunuz? Borçlanmaların artışına, yeni vergilerin getirilmesinin ihtiyacına sebep olan bütçe açığının sorumlusunu bulmuş mesela. Kimmiş bu bütçe açığının sorumlusu, kimlermiş? Hükûmet, 2019 yılı bütçe giderlerindeki artışın temel nedeninin emekli, yaşlı, işçi ve memurlara yapılan zam ve ödemeler ile personel atamalarından kaynaklandığını söylüyor. Keşke bilselerdi de "Biz aç dururuz, bize zam yapmayın." deselerdi. Sarayın harcamalarını görmemiş bu iktidar bunları söylerken, seçim tekrarlamalarının maliyetini hiç görmemiş, "kamu-özel sektör iş birliği" adı altında yürütülen proje için hazineye gelen yükü de maalesef hiç görmemiş.

Değerli milletvekilleri, hazineye gelen yük 18,9 milyar lira. 10 küsuru şehir hastanelerine, 8 küsuru ise köprü ve otoyollara; yani 2020 bütçesinden bu kadar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Karabıyık, tamamlayın lütfen.

LALE KARABIYIK (Devamla) - 2018 bütçesinde 6,2 milyar liraydı bu yük, 2019 bütçesinde 9,7 milyardı. Hani biz size "Köprü, yol yapılmasına karşı değiliz, finansman modeline karşıyız." diyoruz ya, işte tam da bunun için söylüyoruz.

Diğer taraftan, keşke "Açığı kapatalım, gerisini boş ver." yaklaşımı yerine iktidarın "Kayıt dışılığı nasıl kayıt altına alabiliriz?" diye çalışmaları olsaydı ya da istihdam yaratılabilecek bir bütçe olsaydı bari. Vatandaşlar hem verginin yükümlüsü diye düşünüyoruz ama onlar, emekçiler millî gelirden az pay alırken vergi yükü altında da maalesef eziliyor. Peki, bu vatandaş demez mi? "Ben nasıl iktisat edeyim, tasarruf yapayım, kıt kanaat geçiniyorum; tasarrufu devlet yapsaydı. Eğer ekonomiyi yönetenler bizlerden topladıkları vergiyi popülizm için hesapsızca harcıyorsa, yandaş kurtarıyor, hesap verme ortadan kalkmışsa yine benden alacağınız vergiler de aynı şekilde kullanılmaz mı?" diye sormaz mı? Maalesef bu ülkenin ekonomisi iyi yönetilemiyor ve yaşananlar da bizi haklı çıkarıyor.

Teşekkürler. (CHP sıralarından alkışlar)