| Konu: | Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 3 |
| Birleşim: | 16 |
| Tarih: | 12.11.2019 |
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; evet, ben de bütçe görüşmeleri devam ederken toplumsal cinsiyete duyarlı bütçe meselesini bir de Genel Kurulda halkın, kadınların, Türkiye'nin yarısını oluşturan kadınların ve sizlerin dikkatinize sunmak istiyorum.
Evet, bütçe görüşmelerine iki haftadır başladık. En başında da, önceki yıllardaki tüm bütçe görüşmelerinde de ifade ettiğimiz bir husus vardı: Bu bütçe, bir erkek bütçesidir. Evet, şu anda görüşülmekte olan bütçe de gerçekten erkek bir bütçe dedik ve hâlâ bu fikrimiz ne yazık ki değişmedi çünkü bir adım atılmadı. Toplumsal cinsiyete dayalı bir bütçe ne zaman hazırlanır ve ne zaman yaşama geçirilirse o zaman dolar kâbusları görmeyecek, enflasyon haneleriyle uğraşmayacaksınız. Eşitsizlik, adil olmayan dağılım tam da buradan başlıyor çünkü toplumun yarısının eşitsiz olduğu bir ortamda adil ve vicdanlı bir bütçe ortaya çıkamaz. Erkek egemen toplumlarda erkin dizayn ettiği yönetim biçimi gelişiyor maalesef ve tüm kodlar da buna göre oluşuyor. Hâl böyle olunca da cinsiyetçi bir bütçe ortaya çıkıyor ve erkek bütçesi çıkıyor.
Değerli milletvekilleri, "toplumsal cinsiyete duyarlı bütçe" derken şunu söylüyoruz: Erkeklerle kadınlar eşit değil bir kere, ne olanaklardan faydalanmakta ne yaşamda ne de ekonomik alanda. Bunu çok uzun anlatmak lazım. Bu nedenle, kamu harcamalarının ne kadarının kadınlar lehine yapıldığını denetleyecek bir ayrıştırma olması lazım. Sağlık Bakanlığı görüşülüyor, kadınlar sağlık erişimine erkekler gibi ulaşabiliyor mu? Hayır. Yani bütün alanlarda da böyle. Şu anda bizim bütçemiz, görüşülen bütçe ne bir sosyal bütçe... Çünkü zengin ile fakir arasındaki uçurumu kapatacak bir bütçe düşünülmüyor, sosyal bütçe değil, zengini daha çok zengin eden, fakiri daha çok fakir eden bir bütçe var. Kadınlar açısından da aynı tablo var. Kesinlikle burada toplumsal cinsiyet yaklaşımı söz konusu değil. Temel gerekçe de şu: Bütçenin cinsiyet açısından -iki haftadır söylüyorum- tarafsız olduğunu söylüyorlar, "Kadınlar ile erkekleri aynı şekilde etkiliyor..." Bu, koca bir hiç anlamındadır; bu, kadınları tanımıyoruz, eşit olmayanlar arasında eşitliği savunmak, ayrımcılığı desteklemek anlamına gelir. "CEDAW" diye bir sözleşme var, Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi, orada da kadınlar lehine pozitif ayrımcılığın neden gerektiği ayrıntılı yazılmıştır.
Şimdi, rakamlara da biraz bakalım: Bir kere, kadınların ev içi emeği görünmez ve mesainin de bir karşılığı yok. Kayıt dışı çalışma en fazla kadınlarda ve çocuklarda var. Toplumsal hayatta kadını yok sayan anlayış iş yaşamında da görmemeyi ve yok saymayı tercih ediyor. 2013-2017 yılları arasında 580 kadın işçi olumsuz çalışma koşullarından kaynaklı maalesef yaşamını yitirdi. 2018'in ilk on ayında en az 92 kadın işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. Bunlar sadece rakamlar değil arkadaşlar, bunlar gerçekten hayat, hayatın ta kendisidir. Kadın işçiler kimi zaman mevsimlik işçi olarak tarlalara götürüldükleri araçların kaza yapması sonucu, kimi zaman ev işçisi olduğu evin camını silerken düşerek yaşamını yitiriyor, kimi zaman aracın altında ezilerek, kimi zaman da iş yerini basan bir erkek tarafından kurşunlanarak öldürülüyor ve bu hayat devam ediyor.
Şimdi, kadına yönelik ayrımcılık hayatın her alanında var. Bunu çok çeşitli vesilelerle söylüyoruz ve bütçe de bunların temellerinden birini oluşturuyor gerçekten. Şu anda sadece Siirt'te -vekili olduğum ilden söyleyeyim, bizzat tarlalara gittim- kadınlar günlük 75 liraya çalışıyor, erkekler 150 liraya, 2 katı bir fiyata çalışıyor ve iktidarın kadınlara ilişkin yaklaşımı, "Kadınlar iş aramazsa, işe girmezse işsizlik sorunu çözülecek." Temel yaklaşım bu. Biz de diyoruz ki: Kadınların işe girmesi en az erkekler kadar haktır. Kadınları ekonomik olarak erkeğe bağımlı kılmakla aslında kadınlara ayrımcılığı, ikincil sınıf vatandaşlığını tescil etmiş oluyorsunuz. Biz, kadının hayatın her alanında var olması gerektiğini savunan bir parti olarak ekonomide de, bütçede de sözümüzü sonuna kadar söylemeye devam edeceğiz. Meselenin temelinde, kadınların eve hapsedilmesi, varlığının yok edilmesi yatmaktadır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun Sayın Danış Beştaş, sözlerinizi bağlayın lütfen.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Evet. Ama, bu iktidar faşizmi kurumsallaştırırken kadın mücadelesinin kazanımları ve kadınların bu rejime rağmen dimdik ayakta durması da büyük bir korku salıyor.
Son olarak, değerli arkadaşlar, şu anda İstanbul'da işkence var. Gerçekten, iktidar partisine özellikle söylüyorum: Gençlik Meclisi üyesi 36 genç arkadaş işkence görüyor, hiç lafı dolandırmıyorum. Dün gözaltı süreleri dört gün uzatıldı ve avukat arkadaşlar, yaptıkları görüşmelerde, işkence izlerini çıplak gözle tespit ettiler. 9 Kasımda gözaltına alındılar, dün dört gün uzatıldı, bugün ayın 12'si, yedi gün; işkencenin devamı için bu gözaltı süresi uzatılmıştır. Lütfen, bu Meclis işkenceye "Dur!" desin. Hep birlikte "İşkenceye sıfır tolerans!" diyen iktidarın da bu konuda bir cevap vermesini istiyoruz. HDP Gençlik Meclisi üyelerinin şu anda hâlâ işkence altında olduğunu... İsim istiyorsanız, Metin Yılmaz; vücudunda işkence izleri var. Lütfen, bu olaya müdahale edin. İşkence, insanlığa karşı suçtur.
Teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)